SİYASET

Yıldıray Oğur : “Tehlike’nin farkında mısınız”dan “Girilen tehlikeli yollara”

Tarih
28 Aralık 2014
İzlenme
Kişi
Yazar
Yıldıray Oğur

28 Aralık 2014

Her şey 2 Nisan 2006’da Cumhuriyet Gazetesi’nin Arapça harflere benzetilmiş tersinden Tehlike’nin Farkında mısınız manşetiyle başladı.

Bir ay sonra gazeteye, bir hafta içinde üç bomba atıldı. Günler sonra da Danıştay Baskını geldi. 2007’ye girerken Hrant Dink’in öldürülmesi, ardından Cumhuriyet mitingleri, 27 Nisan muhtırası, 367 kararı…

Sonra 22 Temmuz seçimleri ve Ergenekon Operasyonları’yla karşı taarruz. AK Parti kapatma davası, daha fazla Ergenekon Operasyonları, Balyoz operasyonu, 2010 referandumu, 2011 YAŞ’ta Genelkurmay Başkanı’nın istifası…

Kemalist askerî vesayetin bize 10 yıllar gibi gelen dört yıllık tasfiye hikayesiydi bu. Büyük haksızlıklar, adaletsizlikler, travmalar yaşandı ama günün sonunda 30 yıl sonraki bir ortaokul yakın tarih kitabında daha fazlasını yazmayacaklar.

Sonra sivil iktidarın ipleri ilk kez eline aldığı üç yıllık dönem geldi.

Önce pozitif olanlar; Kürt sorununda çözüm, başörtüsü meselesinde çözüm, yeni anayasa için masaya oturmak,  iyi ekonomi yönetimiyle IMF’den kurtulmak, Arap Baharı’nda güç toplayan Türkiye, dış politikada Batı’dan farklı tercihler…

2010’dan sonra güç biriktiren cemaatin dişini göstermeye başladığı davalar, operasyonlar, KCK tutuklamaları, Kürt meselesinin çözümünde başlayan kırılma, Hakan Fidan’lı MİT’in hükümetin istihbarat kaynağı olan Emniyet İstihbarat tekelini kırmasıyla başlayan çatışmalar, Oslo kaydının sızdırılması, Başbakan’ın ofisinde bulunan böcek, Uludere katliamı,  7 Şubat girişimi. PKK’nın Devrimci Halk Savaşı, İdris Naim Şahin’e emanet Kürt meselesi, KCK tutuklamaları, Başbuğ’un tutuklanması. Sonra Öcalan’la başlayan doğrudan görüşmeler, IMF zincirlerinden kurtulma, Gezi Ayaklanması, Batı’dan Erdoğan’a taarruz Suriye, Mısır ve Filistin konusunda Batı’yla açılan makas, 17 Aralık, 25 Aralık, kaset, tape bombardımanı, cemaatin bürokratik ve sivil güçleriyle hücumu, AKP’nin cevabı (Görevden almalar, tayinler HSYK düzenlemesi, Twitter, Youtube kararları vb.), Batı’da diktatör Erdoğan’ın dolaşıma girişi, 24 Nisan taziyesi, 30 Mart Cumhurbaşkanlığı seçimi, Davutoğlu’nun gelişi, Kobani, Batı medyasında IŞİD-Türkiye haberleri, Kürt meselesinin çözümünde varılan mutabakat, HSYK seçimi, Üst Yargının cemaatten geri alınışı, başlayan paralel devlet operasyonları…

Herhâlde hafızalar daha taze olduğu için biraz daha uzadı uzun üç yılın özeti…

İşte bu son 7 yıla bakınca birileri demokratlıktan otoriterliğe giden bir sivil iktidar görüyor. 

Halbuki, 7 yılın haber başlıklarını kronolojik olarak art arda okuyunca bile sivil iktidarın bu hikayenin başrolündeki masum genç kız değilse de hikayenin kötü adamı da olmadığını görmemek için akıl ve hakkaniyet duygusunu öfke ve kibre kurban vermemiş olmak yeterli.

Son 7 yılda demokratlıktan otoriterliğe geçen değil, ayakta kalmaya, siyaset alanını, meşru iktidarı önce Kemalist askerî vesayete, sonra da cemaatin bürokratik güçlerine karşı korumaya çalışan bir sivil iktidar var.

Bunu yaparken hatalar yapan, savunma ve taarruz altında zaman zaman demokrasiyle çelişen, meşruiyet sınırlarını zorlayan ama günün sonunda gayrimeşru yapılara karşı siyaseti, demokrasiyi, son bir yıldır barışı ve hatta laikliği korumaya çalışan bir iktidar bu.

Takımlar aşağı yukarı şöyle; Büyükanıtlar, Hocaefendiler,  rahatsız subaylar, Fuat Avniler, kahraman askerler, yiğit polislere karşı meşruiyet sınırları içinde adlarıyla sanlarıyla becerileriyle ya da zaaflarıyla duran dokunulabilir, değiştirilebilir normal insanlar, siyasetçiler…

2015’e hâlâ aynı takımlarla giriyoruz.

Tek bir farkla. 7 yıl önce “Tehlike’nin Farkında mısınız” diye bağıran eski Türkiye, kadrolarını transferlerle zenginleştirdi.

Aradaki farkları hükümsüzleştiren 7 yıl sonunda Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ile Taraf Gazetesi eski/yeni Genel Yayın Yönetmeni aynı takımın kadrolarında bir araya geldi. Hatta  geçenlerde ortak bir bildiriyle sivil iktidarı bile uyardılar.  

Eski uyarı Kemalist askerî vesayetin merkez üssü Cumhuriyet Gazetesi’nin manşetinde yer almıştı, yeni uyarış ise yeni bürokratik vesayetin merkez gazetesi Zaman’ın sürmanşetinde yer aldı.

Bildirinin son cümlesi de insanı 7 yıl öncesine götürüyor: “AKP hükümetini bu girdiği tehlikeli yoldan dönmeye davet ediyoruz.”

İmza listesinde yok yok.

7 yılda askerî vesayetin yıkılması için cemaat-AKP bloğuyla birlikte hareket etmiş olanlar, ömründe bir kez doğru yapıp Yetmez Ama Evet dedikten sonra bin kere pişmanlık duyanlar… 7 yılda cemaatin her dediğine inanmış ama bunca şey ortaya çıktıktan sonra hâlâ bu kullanışlı aptallığıyla yüzleşmeye cesaret edemeyenler… Kendilerini tarihin dışında, bu pis adamlar arasındaki kavganın dışında hatta üstünde tertemiz hiç kirlenmemiş olarak görmenin büyük özgüveniyle hep yanlış yerde durmayı başaranlar…  Eski vesayetin taarruz ve savunma mevzilerinden çıkıp, 17-25 Aralık’tan sonra yeni vesayetin taarruz ve savunma cephesine geçen bir vesayetsiz asla yaşayamayanlar…Yıllarca paşalarla takıldıktan sonra onlar ıskartaya çıkınca Emniyet müdürleriyle takılanlar…Cemaatin operasyonlarından şikayet edip, aynı cemaat kadrolarının 17/25 Aralık operasyonlarında receiver, uydu anteni, hatta ara kablo olarak hizmet verenler… Yıllarca dinleniyoruz diye bağırıp sonra her gece yasa dışı dinleme tapesi dilenenler…

Hanefi Avcı’nın kitabı için herkesi gözü önünde tutuklandığı yıllar demokratlık, Avcı’nın tahliye olduğu, ona kumpas yapanların yargı önüne geldiği yıllar otokratlık ha? Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin bir cemaatin elinde olduğu yıllarda demokrasi, onun elinden alınması otokrasi? 70 yaşında adamın El Kaideci diye 17 ay içeri atılması demokrasi ama ona kumpas kuranlardan hesap sorulması diktatörlük öyle mi?

Zaten çizdikleri fotoğrafla Türkiye’yi diktatörlük ilan ettikten sonra girildiğini söyledikleri “Tehlikeli yol”un artık ne olduğu hakkında tecrübeli vatandaşlar olarak bir fikrimiz var.

Nasılsa, seçileli 9 ay olmamış Mursi’nin devrilmesi için meşruiyet sağlayan içinde “çoğunlukçuluk, sandık her şey demek değil, muhalefete baskı”  geçen üç beş cümle Türkiye için Batı’da şimdiden kuruldu bile…

Aslında navigatöre ihtiyaçları yok ama küçük bir yol tarifi belki yolu şaşırtmaz.

2015’e Türkiye, devlet içindeki gayrimeşru yapıları temizlemeye, savaşı bitirmeye çalışan bir ülke olarak giriyor. 21 Mart 2015 Newroz’una ise barış ihtimaliyle, 24 Nisan 2015’e Ermeni soykırımı için taziye yayınlamış bir ülke özgüveniyle… Haziran’daki seçimlere iktidar askerî anayasayı değiştirme, Kürt sorununu çözme vaadiyle girecek, CHP dindarlara, HDP Türklere, MHP Alevilere açılmaya çalışacak.

Kamusal alandan atılmış dindarlığın kamusal alana dönüşü sürecek, Kürtlerin eşit vatandaşlığı önündeki engeller kaldırılacak, PKK’nın sivilleşme sancıları yaşanacak, başkanlık sistemini tartışacağız, medya, sanat/kültür dünyası normalleşmeye, çoğulculaşmaya devam edecek. Batı’nın hevesli öğrenciliği yerini Batı’yla ve Doğu’yla sağlıklı ilişkilere bırakacak.

Görünen yol bu.

Tabii ki riskli, dikkatli sürüş şart ama pek tehlikeli görünmüyor.

Ama gidilecek tek yolun kendi yolları olduğunu düşünenler için bu yol da tehlikeli ve tekinsiz.

Başka kestirme tehlikeli yollar ise şimdiden uyaralım trafiğe kapalı artık. Oraya giren çıkamaz. Zorlayıp, motorunuzu ve itibarınızı yakmayın artık…

Türkiye

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;