GÜNCEL

Yıldıray Oğur : “Altın nesil”i çalmak…

Tarih
07 Kasım 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Yıldıray Oğur

16 Mart 2015

Dün YGS sınavına giren 2 milyon 126 bin 681 adaydan çok azı sınavı 160 sorunun tamamını cevaplayarak bitirecek ya da bir iki yanlış da kalabilecek. Daha azı da birkaç ay sonra yapılacak LYS sınavında kendi puan türünde aynı başarıyı tekrarlayabilecek ve en başarılı 2000 öğrenci arasına girecek.

Onlardan 2014 puanlarına göre ilk 2260 öğrenci arasına girebilenlerden bir kısmı ODTÜ Elektrik Mühendisliği bölümüne girmeyi başaracaklar.

Elazığ’ın Akpınar Köyü’nden A.Ö. bunu yarışın daha da çetin olduğu 80’li yılların sonunda başarmıştı. 1993 yılında ODTÜ Elektronik Mühendisliği’nden mezun oldu. Yetmedi, başarılı bir öğrenci olarak aynı bölümde mastera kabul edildi.

Bu diplomalarla çok yüksek maaşlı bir işe girebilir ya da yurt dışına gidip akademisyenlik kariyerine başlayabilirdi.

Ama o tuhaf bir şey yaptı ve polis olmayı seçti. Girmesi muhtemelen ilk işinin 4’te biri bir maaşla Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nda çalışmaya başladı. 1996’da masterını tamamladı. 2001 yılında Kuzey Teksas Üniversitesi’nde suç ve adalet üzerine bir master daha yaptı. 2008 yılında Washington’da Amerikan Üniversitesi’nde ise Siyaset Bilimi doktorası. Sonra doçent oldu.

Emniyet İstihbarat Dairesi Teknik Şube Müdürü olarak 2011 yılının Haziran ve Ekim-Kasım ayında iki yıllık izin hakkını da ABD’ye gitmek için kullandı. Tuhaf olanı kurumuna Stuttgart’a gideceğini söylemesiydi. Ayrıca yalnız gittiğini söylemişti. Halbuki her iki seferinde de yanında Emniyet İstihbarat Dairesi Teknik Şube’den yardımcısı S.Z. de vardı.

28 Ekim-4 Kasım 2011 tarihleri arasında ABD’den giden A.Ö., tuhaf bir şekilde iki hafta sonra 23 gün daha izin alıp yeniden ABD’ye uçtu. Yine ne tesadüftür ki 21 Kasım-13 Aralık 2011 tarihleri arasında  o ABD’deyken, aralarında yardımcısı S.Z., aynı birimden komiserler ve  Başbakanlık koruma ekibinden bir komiserin de olduğu dört kişi 24 ve 25 Kasım 2011 tarihlerinde Başbakan’ın Keçiören’deki evinin altındaki ofisinde ve Başbakanlık merkez binadaki ofisinde arama yaptılar. Tam da Başbakan İstanbul’da ameliyat olmuş, hasta yatarken…

Savcıya göre, 28 ve 29 Aralık 2011 günleri MİT tarafından yapılan aramada her iki ofiste bulunan dinleme cihazlarını onlar yerleştirmişti.

28 Aralık 2011 günü, MİT yetkilileri Başbakanlık’ta arama yapmak için Yenimahalle’deki MİT kampüsünden ayrılmadan iki dakika önce başka bir MİT mensubunun, böceği yerleştirdiği iddia edilen S.Z.’yi aradığını, onun da bu telefondan hemen sonra ABD’deki müdürü A.Ö’yü aradığını tespit eden savcı, A.Ö’nün 'Örgütlenmeyi yapan ve diğer şüphelileri ayarlayan' kişi olduğunu iddia ediyor, onun için müebbet hapis cezası istiyor.

Yine Savcıya göre Başbakan’ın iki ofisine böcek yerleştiren dört kişilik ekibin içinde yer alanlardan biri de E.Ç.'ydi. İddianamedeki ifadesine göre İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan “böcek arama tarama ve teknik cihazlar üzerinde uzman” bir polis E.Ç.

1988 yılında Bingöl’ün Sancak köyünde doğan E.Ç. de tıpkı A.Ö. gibi ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği’nden. İlk iki bin arasına girip ODTÜ’yü kazandıktan bir yıl sonra tuhaf bir şekilde polis akademisi sınavına da girip FYO olmayı tercih etmiş. 2009 yılında her iki okuldan birlikte mezun olduktan bir hafta sonra önce Ankara Terörle Mücadele’de çalışmaya başlamış. Bir hafta sonra İstihbarat Şube’ye geçmiş. Bir hafta sonra da İstihbarat Daire Başkanlığı’na…

Yine ilk gireceği işin dörtte biri bir maaşla, devletin en kritik dairesinde çalışmaya başlamış. Bu eğitimden sonra yaptığı iş devlet kurumlarında 'böcek' taraması yapmak.

Savcıya göre bu kariyerin sonu Başbakan’ın ofislerine yerleştirilecek böcekleri Hollanda’da bir şirketten satın almak, daha sonra da kendi elleriyle o böcekleri çoklu prizlerin içine yerleştirmek olmuş. O da siyasi casuslukla yargılanıyor. 27 yaşında kaçak hayatı yaşarken geçen ay Romanya’da yakalandı.

1977 yılında Ordu Perşembe’nin Medreseönü köyünde doğan S.D ise hâlâ kaçak. Polis Akademisi mezunu. 2003 yılında ABD’ye Ceza Adaleti masterı için gitmiş. Ardından bir de Siyaset Bilimi doktorası yapmış. İngilizce ve Fransızca biliyor. 2009’da döndükten sonra  ABD’de tanıştığı A.Ö. ve Başbakanlık koruma amiri Z.B.'nin referansıyla 2011 yılında getirildiği iş ise; Başbakanlık Teknik Arama Ekip Amirliği. Yine onca eğitimden sonra…

2011 yılının 25-26 Kasım’ında Başbakan’ın ofislerine 'böcek' yerleştiren dört kişilik ekibin amiri o, savcıya göre. Başbakanla birlikte İstanbul’dayken amiri Z.B.’den “çocuğum hasta” diyerek izin alıp Ankara’ya geliyor. Savcı, herhangi bir hastaneye gitmediklerini, bir doktoru aramadıklarını eşinin telefonundan ve Medula kayıtlarına kadar her şeyi araştırıp ortaya koymuş. Zaten çocuğu hasta olduğu için geldiği Ankara’da Başbakanın ofislerinde Emniyet personeliyle birlikte yaptığı “böcek” aramasından amirlerinin bile haberi olmadığı ortaya çıktı. Ya da amirleri onu sattı!..

O sırada ofislerde görevli polisler, savcıya iki teknik uzman polis odalarda çalışırken S.D.’nin kendilerini başka bir odaya alıp Uzak Doğu sporları konusundaki uzmanlıklarını göstererek meşgul ettiğini söylediler. 26 Aralık'tan 30 Aralık'a kadar Erdoğan'ın konutuna yakın bir yerde bulunan Adalet Bakanlığı Eğitim Merkezi'ne uğradığı ve iddiaya göre burada ofislere yerleştirilen cihazların sinyallerini test ettiği tespit edildi. Ve bütün bu işleri yaparken ABD’deki A.Ö.’yle sık sık  konuştu. O yüzden kaçak… 38 yaşında ve bunca eğitimden sonra casuslukla suçlanan bir kaçak artık…

Böcek davasının sanıklarından bacanağı A.T. de onun gibi Polis Akademisi mezunu. 2001 yılında Virginia State Üniversitesi’nde Kamu Yönetimi masterı, 2002 yılında Texas Üniversitesi’nde Adalet Bilimleri masterı, 2004 yılında tekrar Virgina State’de Kamu Yönetimi doktorası yaptı. 2006 yılında ABD’de yılın öğrencisi seçildi. Aynı üniversitede Emniyet Genel Müdürlüğü Araştırma Merkezi’ni kurdu. NATO’da ve FBI’da eğitim aldı. Sonra da gelip Başbakanlık Koruma Ekibine katıldı.

Bir mafya lideri için özel bir ofiste 'böcek' taraması yaptığı ortaya çıkınca meslekten ihraç edildi.  Böcek soruşturmasında aranırken İstanbul Swissotel’in bir odasında yakalandı. Gecesi 300 dolar olan otelde 3 aydır kalmakta olduğu anlaşıldı. Kayıtlarda adı geçmiyordu. Yakalandığında odasında lüks oto kaçakçılığı işleri yapan sabıkalı bir isim de vardı.

Odasından hard disk, flash disk arşivi, bir Bulgaristan vatandaşı üzerine düzenlenmiş sahte pasaport, içinde “Hizmet” geçen notlar, sahte dolarlar çıktı.  Savcı, 17039…  1571… başlayan ABD’de kayıtlı iki telefonla görüşmelerini tespit etti.

O telefonlar Sinan Dursun’a aitti. Google’a Sinan Dursun adını yazınca karşınıza 2008 yılında AP ajansında çıkmış bir haber çıkıyor. Sinan Dursun yardımcısı olarak geçtiği Fethullah Gülen’in ABD’de aldığı oturma izni hakkında ajansa bilgi vermiş. Sağlığı el verirse Türkiye’ye de kısa süreli bir ziyeret yapmak istediğini söylemiş.

Bugün Fethullah Gülen’in ABD’deki yeşil kartının süresi vatandaşlığa geçişine bile yetiyor olabilir.

Kaçak hayatı yaşayan genç polislerden daha şanslı olduğu kesin…

Hukuki soruşturma, iddianame, mahkeme safhasında olan biten bir tarafa…

Anadolu’nun bir köyünden çıkıp ODTÜ Elektrik Mühendisliği bölümünü kazanan, dava için polis yapılan, sonra da onca kariyerden, masterdan doktoradan sonra Başbakan’ın ofisine 'böcek' yerleştirip suç işletilen, genç yaşlarında müebbetle yargılanan kaçaklar haline sokulan insanları, gençleri düşünelim bir an için…

Fethullah Gülen, Anadolu’nun köylerinde, kasabalarında, şehirlerinde doğan muhafazakâr ailelerden gelen gençlere dershaneleriyle, okullarıyla, yurtlarıyla yardım edip onların ODTÜ’ye, Virginia State Üniversitesi’ne kadar gelmesine vesile olduğu için kendisiyle övünebilir.
Ama sonra, bütün  istihbarat işlerini, yoğun telefon ve ziyaretçi trafiğini bırakıp mütevazı odasına çekildiği anlarda,  ihtirasları ve iktidar tutkusu uğruna heder ettiği, suça bulaştırdığı, hapishaneye düşürdüğü, yurt dışında kaçak hayatı yaşamak zorunda bıraktığı gençlerin durumuyla ilgili küçük de olsa bir sorumluluk hissediyor mudur?

Fethullah Gülen son konuşmasında “hırsızlıklar, yolsuzluklar” yüzünden hükümeti halktan özür dilemeye çağırmış.

Peki ya kendisi, Anadolu’nun bir “altın nesli”ni çalıp harcadığı için de bir gün özür dileyecek mi?

Yoksa bu küçük insanların mağduriyetleri üzerinde düşünmeyecek kadar büyük davalarıyla meşgul ve o kadar mı mütevazı?

Türkiye

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;