GÜNCEL

Yavuz Bahadıroğlu : Unutmayın sakın: Biz Osmanlı’yız!

Tarih
13 Aralık 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Yavuz Bahadıroğlu
Bizim hâkimiyet (aslında hamiyet) dönemimizde kurtla kuzunun birlikte yürüdüğü bölgelerde huzursuzluk hüküm sürüyor. Her yerde kin ve kan var...

Meğer Osmanlı adalet ve huzur kaynağı imiş... 

Vaktiyle bizi o topraklardan çıkarmak için İngilizlerle işbirliği yapanlar da bu gerçeği nihayet anladı, ama yazık ki iş işten geçti.

Musul yanıyor, Halep yanıyor, Şam yanıyor, Filistin yanıyor, Irak ve Suriye yanıyor!

İyi niyetli ve basiretli Müslümanlar “Ah Osmanlı” diye diye iç çekiyor.

Ah ki ne ah!..

1699 yılında devletimizin hâkimiyeti altındaki ülkelerle birlikte yüzölçümü 24 milyon kilometrekareyi buluyordu. 

Üç kıtada direkt olarak, tüm kıtalarda endirekt olarak sözü geçiyordu. Devlet kendine o kadar güveniyordu ki, herhangi bir konuda anlaşma yaptığı devletlere imzalı belge veriyor, kendisi ise kimseden belge talep etmiyordu...

Çünkü anlaşma kurallarına uymadıkları an, bunun hesabını sorabilecek gücü vardı.

Bu topraklardan Osman Gaziler, Orhan Gaziler, Murad Hüdavendigârlar, Fatihler, Yavuzlar, Kanuni Süleymanlar geldi geçti...

Ama hâlâ özlendiklerine göre, “öldüler gittiler” diyemeyiz: Hasret yumağına dönüşüp ebedileştiler, âbideleştiler!

Ebedileştiler, çünkü hal-i hayatlarında ebedi bir kaynaktan besleniyorlardı. İlham kaynakları Kur’an, maksatları İ’lâ-yı Kelimetullah’tı...

Allah’a kullukta varlık arar, dirlik arar, birlik ararlardı. Allah sevgisinden yansıyan mukaddes bir sevgi ile insanların yüreğine ulaşırlardı...

Kısacası padişah, teb’asıyla aynı kulluk zemininde buluşup kucaklaşırdı.

Bu hem insanı idrak etmekti, hem de hayatı ve kâinatı...

Avrupalı krallar işte bu idrakin önüne diz çöker, insanı tüm boyutlarıyla idrak eden bu insanca anlayıştan kendi varlıklarını sürdürmek için yardım dilenirlerdi...

Çoğu padişaha kadar bile ulaşamayıp sadrazamın ellerini öperlerdi. 

Osmanlı’dan izinsiz, neredeyse kuş bile uçmazdı. Savaş çıkmaz, barış yapılmazdı. Dünyanın hem hâkimiydik, hem de hakemi: Avrupa devletleri kendi aralarında anlaşmazlığa düşünce, Osmanlı’nın hakemliğine başvurur, çözümü Osmanlı’da ararlardı. 

Akdeniz’e çıkma karşılığında Amerika’dan vergi alır, borçlarına karşılık Fransız donanmasının limanımızdan çıkmasına izin vermezdik.

Ama hem âdil, hem merhametliydik: Ceneviz korsanlarının korkusundan Akdeniz’e gemilerini çıkaramayan Hollanda’nın yalvarmalarına dayanamaz, “Akdeniz’e çıkarken gemilerinize Osmanlı bayrağı çekin ki, kimse yan gözle bakamasın” der, garibanlara ekmek verirdik. Hey gidi günler hey!..

Coğrafi sınırları tekrar yakalamamız elbette mümkün değil, ama siyasi etki açısından Osmanlı adımları atabiliriz...

Nitekim de atıyoruz. Ekonomik bağımsızlık, milli para, AB’ye karşı dik duruş bu adımlardan birkaçıdır. Adımlarımızın daha da güçlenmesi lâzım. Birler yan yana gelmeli, onbir, yüz on bir, bin yüz on bir, nihayet milyonlar değerine ulaşmalı. 

Zaman diriliş zamanı: Zaman ufkumuzu genişletme ve geçmişin ışığında geleceğe yürüme zamanı...

Evvela şunu sormalıyız kendimize: Biz kimiz?

Biztarihe hükmetmiş bir milletin çocuklarıyız! 

Öyleyse durmak yok! 

Akit
13 Aralık 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;