SİYASET

Yavuz Bahadıroğlu : Güzellik yarışmalarından evlilik programlarına: Aile yapımızı nasıl bozdular?(1)

Tarih
07 Nisan 2017
İzlenme
Kişi
Yazar
Yavuz Bahadıroğlu
İsviçreli aile hukuku profesörü Gaston Jezz, Türk aile yapısının sağlamlığını anlattığı makalesini şöyle bağlıyor: “Ben Batılı bir aile hukuku profesörü olarak diyorum ki; Türk milletinin elinden aile nizamını alınız, geriye hiçbir şey kalmaz”…

İlk hedef böylece belirlenmiş oluyor: Aile…

1932’de ilk vuruşu yapıyorlar, “güzellik yarışması” tertiplemesi halinde “dünya birinciliği” vereceklerini vaat edip, bunun da Türkiye’nin tanıtılmasına önemli katkılarda bulunacağı yolunda Türkiye’yi “ikna” ediyorlar.

Fakat bir sorun vardır: Bu işler Batı’da gazeteler ve dergiler tarafından yapılmaktadır. Türkiye gibi “muhafazakâr” bir ülkede gelebilecek tepkileri göze alıp bu yarışmaya “aracılık” edecek gazete nereden bulunacaktır? 

Bulunur: Cumhuriyet Gazetesi… Cumhuriyet’in sahibi Yunus Nadi, CHP milletvekili olduğu için hiç sorun çıkarmaz: Talimatı ve masarifatı alır almaz, hazırlıklara başlar. Kısa bir süre sonra da “duyuru”lar Cumhuriyet’in birinci sayfasında arz-ı endam eder: “Müsabakaya her namuslu Türk kızı iştirak edebilir.”

“Namus” vurgusuna neden gerek görüldüğü ve bu vurgu ile nasıl bir mesaj verilmek istendiği, daha sonra, aday kızlar mayo ile sahneye çıktığında anlaşılacaktır. Zira o tarihler, yarı çıplak bedenini sergileyen kadınlara “farklı” gözle bakıldığı tarihlerdir. Verilmek istenen mesaj ise, “çıplaklık namussuzluk değildir” mesajıdır. 

“Cumhuriyetçiler” peçeyi-çarşafı çıkarttırmanın yeterli olmadığını düşünmüş olacaklar ki, böyle bir yöntemle “Türk kızı”nı daha fazla soyunmaya teşvik ihtiyacı duymuşlar. Nitekim “duyuru”da, “Irk, din ve mezhep farkı aranmayacağı, yalnız müsabakaya iştirak edeceklerin asgâri 15 yaşında olmaları” gerektiği belirtildikten sonra, bir konunun altı ısrarla çizilmiştir: “Tekrar ediyoruz: Alüfteler (yani “fahişeler) ve bar kızları müsabakaya iştirak edemezler.”

Yarışmaya katılacak kızların “alüfte” ve “bar kızı” olamayacağının bu kadar ısrarla vurgulanması, “Onlar zaten yeteri kadar bozulmuştur, asıl mesele bozulmayanları bozmaktır!” anlamına mı geliyor, yoksa toplumsal algıyla ilgili bir konu mu, bilmiyoruz. Ama o dönemin toplumu daha muhafazakârdır, “ar”, “hayâ” ve “utanma hissi”yle bağlar şimdiki kadar koparmamıştır.

Toplumun muhafazakâr kanadını kırmak için çaba gösteriyor olabilirler. Çünkü ailelerin çekineceğinden, kızlarını güzellik yarışmasına göndermeyeceğinden korkulmaktadır. O kadar ki, Cumhuriyet, gelen bazı tepkileri dikkate almak zorunda kalmış, bir sayısında “Resim neşrettirmeden de girebilirsiniz” açıklaması yapmıştır.

Hatta bununla bile yetinmemiş, yarışmaya katılmakta tereddüt gösteren kızların “milli” duygularına hitap etme gereği duyarak, “Güzellik kraliçeliği milli bir vazifedir” başlıklı bir haber yayınlamıştır.

Başlığın hemen altında ise şöyle bir “suçlama” yerleştirilmiştir:

“Eğer 1931 Kraliçesi güzel olmazsa (yani gerçek güzeller yarışmaya katılmaz da, çirkin biri ‘kraliçe’ seçilirse), kabahat münevver Türk güzellerinindir.”

İşin ne kadar sıkı tutulduğunu, hafif mazbut ve mütereddit kızları yarışmaya katılmak için milli duyguları nasıl galeyana getirmeye çalıştığını görüyor musunuz?

Soyunmak ve soyunuk olarak erkeklerin karşısına çıkmak “milli görev” olmuş!

Yani “vatan borcu”!.. Sanki askere çağırıyorlar. Fesübhanallah!

Yarın “Güzellik Yarışmaları”nın tarihine bir göz atalım ki, evlilik programlarıyla “amaç bütünlüğü” iyice görülsün…

YeniAkit
7 Nisan 2017

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;