POLEMİK

Tamer Korkmaz : Neden gizlendi?

Tarih
22 Ocak 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Tamer Korkmaz

22 Ocak 2015

Sabri Uzun, “17 Şubat 2006 tarihli, içinde Dink öldürülecek diye yazan haber raporu benden ve yardımcılarımdan neden gizlendi?” diye soruyor! (İN: Baykal Kaseti, Dink Cinayeti ve Diğer Komplolar, Sayfa: 279)

Uzun, o tarihte Emniyet İstihbarat Daire Başkanı idi!
Bu görevinden, 22 Mart 2006’da alındı!
Yerine getirilen isim de, Ramazan Akyürek’ti!
*
Uzun’un bir başka yaman sorusu da şu: “Hrant Dink öldürüldükten sonra hazırlık soruşturmasını yürüten savcı, yargılamayı yapan hâkimler, idari soruşturma yapan mülkiye müfettişleri, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Sabri Uzun’un ifadesini almaktan neden özellikle kaçınmışlardır? Bu, bir Cemaat emri midir?”
*
Sabri Uzun tarafından yayımlanan 8 Şubat 2002 tarihli “Koruma Emri”ne göre, hayati tehlikesi olan yurttaşların “Koruma Kararı” alınarak nasıl korunacağı belirtilmesine rağmen, “işbu emir” uygulanmamıştı! Neden, acaba?
Suikasttan 11 ay önce polise gelen “Dink öldürülecek!” haberine rağmen hiçbir tedbir alınmamıştı. Daha doğrusu, “tedbir almamak için” özen gösterilmişti! O tarihte Trabzon Emniyet Müdürü, Paralel polis şefi Ramazan Akyürek’ti!
Bu istihbarat, Emniyet İstihbarat Daire Başkanı’ndan bile gizlenmişti!
-Gizleyen kimdi? Paralel Yapı’nın Emniyetçileri!
Dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler bile (Paralel Yapı’ya mensup Emniyetçilerden) şüpheli sıfatıyla verdiği ifadede “Akyürek’in Dink’in öldürüleceğine ilişkin bilgiyi gizlediğini” söylemiştir! (Akşam, 18 Aralık 2014)
*
Dink Cinayeti’nin tetikçisi Ogün Samast, savcıya verdiği yedi sayfalık ifadesinde ne demişti:
“Cinayet öncesi Erhan Tuncel’in evine gittim. O, Ramazan Akyürek ve Fuat Müdür’den (Yılmazer) söz edince Yasin Hayal ‘Sırtımız sağlam’ dedi! Cinayeti bana işlettiler. Yasin ‘Ben yaptırdım’ diyor, ama arkadakileri söylemiyor. Verdiğim isim (ifadesindeki üçüncü şahıs) araştırılırsa her şey ortaya çıkar. Bu şahsın Yılmazer ve Akyürek’le ilişkileri araştırılırsa cinayet tam anlamıyla çözülür. Bu cinayet Akyürek ve ekibinin işi!” (Sabah, 10 Aralık 2014)
Ogün Samast’ın ifadesinde yer alan şu cümleler, son döneme kadar Paralel Yapı’nın tehdidi altında bulunduğunu gösteriyor:
“İkinci mahkemeden sonra konuşacağımı söyleyince gözdağı için hapiste saldırıya uğradım. Cezaevi aracı ve mahkemeye bomba ihbarı yapıldı. Bugüne kadar öldürülme korkusuyla konuşamadım. Ama artık korkmuyorum...”
*
Sabri Uzun, “Dink Suikastı’ndan sonra olayda kusurlu olan memurların araştırılmamasıyla” alakalı olarak kitabında şunları yazıyor:
“2011 yılında savcı Muammer Akkaş’a verilen memur kusurlarını soruşturma dosyası 2014 yılına kadar bekletilmiş,
o dosyada adım geçmesine rağmen ifadem üç sene boyunca alınmamıştır...
Savcı Muammer Akkaş, Tekirdağ’a tayini çıkınca Adliye önünde bildiri okumuştur. O bildirinin bir paragrafında bile Dink cinayetinin memur suçlularının soruşturmasını neden geciktirdiğini açıklamamıştır...” (Sayfa: 283)
*
Tayin edilmesine tepki gösteren 25 Aralık 2013’ün Savcısı Akkaş, Dink Suikastı’nın soruşturmasını neden geciktirmiştir?
Hrant Dink Suikastı’nın perde arkasında Paralel Yapı’nın olmasından dolayı, bu savsaklamayı yaptığı anlaşılıyor!
Tayin edildiğinde “Tam operasyon yapacaktım, görevden alındım” diye konuşması ise kara mizahın kanununu yeniden yazacak kadar komik bir savunmaydı!
Üç yıl boyunca neden beklediğine izah getiremediği gibi, görevden alınmasaydı da Hrant Dink Suikastı’nın arka planına seyahat edeceği yoktu: çünkü Paralel bir savcıdır!
*

Savcı Akkaş, 25 Aralık’ta yedi işadamı için “jet hızı” misali ihtiyati tedbir kararı aldırabilmişken, önemli bir soruşturma ile alakalı olarak daha önce Mister Rahmi Koch’un üç yıl boyunca ifadesini “almamış”tı!

Kanaltürk televizyonunun kuruluş aşamasında, yüklü miktarda ödeme yapılmış olmasıyla ilgili soruşturmada Koç Ailesi’ne mensup belli başlı isimlerin ifadeleri dahi alınmamış, o soruşturma Ergenekon Davası içinde buharlaştırılmıştı...

Yani? Paralel Savcı, Derin Baronlar’ı kollamıştı!

Türkiye’ye katma değer sağlayan projeler, uluslararası şirketlerin ve lobilerin çıkarlarına uygun olarak askıya alınacaktı.

 

Kürt petrolünün ve Rus doğalgazının Türkiye’den geçirilmesi gibi, Türkiye
ekonomisini uçuracak projelerin bahsi bile açılmayacaktı.

Ekonomik bunalımı, adı, bahanesi başka olsa da Gezi türü kalkışmalar izleyecek ve belki de başarıya ulaşacak, Türkiye Ukrayna gibi ateşin ortasına atılacaktı.

Ve nihayetinde, militanlarına “direnin kalbim sizinle” diye seslendiği ve devlete medya aracılığıyla “Türkiye’deki cemaatçilerin üzerine gitmeyin beni alın”
mesajları gönderdiği hâlde iade taleplerine itiraz etmeyi ihmal etmeyen
Gülen kahraman gibi dönecekti. Ardından kendisi için hazırlanan
Ankara’daki sırça köşke, muzaffer bir komutan, kaosun dindiricisi
edasıyla Humeyni gibi yerleşecekti.

 

Seçimin anahtarı paralelle mücadelede

 

Verilmiş sadakamız mı varmış derler bilmiyorum ama şansın ülkecek yüzümüze güldüğü kesin. Bu kara senaryo tutmadı.

Ne var ki sorun büyük. Ülkenin dört bir yanını sarmış örümcek ağından temizlenmesi için daha alınacak çok yol var.

Muhalefet partileri mevzuun ciddiyetinin farkındalar ama Türkiye’nin bu paralel yapıya karşı verdiği demokrasi kavgasında saf tutmuyorlar. Nedeni ise
ortada. Ya onlarla girdikleri ilişkiler ellerini bağlıyor ya da sandıkta deviremedikleri iktidara nefretleri gözlerini ve vicdanlarını kör etmiş.

Ama ne olursa olsun tabanlarının büyük çoğunluğu bu işi partilerüstü bir mevzu olarak görüyor. Saldırının Erdoğan’a karşı değil Türkiye’ye, çocuklarının geleceğine, demokrasiye ve laikliğe olduğunu biliyor. Siyasi tercihleri farklı olsa da, iktidarın icraatlarını eleştirseler de henüz tehlikenin büyüklüğünü fark etmemiş bir muhalif seçmene rastlamadım. CHP’li, MHP’li ve BDP’li seçmen, eğer iktidarda Erdoğan gibi güçlü halk desteğine sahip irade sahibi bir lider değil, partilerinin başkanları olsaydı Cemaat’in başarıya ulaşacağından da şüphe bile etmiyor.

Bir yandan AK Parti’yle meşru ve yasal sınırlar içindeki kavgasını sürdürürken, öte yandan devletin paralel yapıyla mücadelesini destekleyecek bir muhalefet partisi, önümüzdeki seçimin yükselen yıldızı olacaktır.

Bakalım izleyip göreceğiz, hangi lider seçimi ve seçmenini kazanmak için hangisi de Cemaat’e fiilen yoldaşlık edip onlarla birlikte uçuruma sürüklenmek için
çalışacak.

Yenişafak

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;