SİYASET

Tamer Korkmaz : Küfürbazlıkta tarih yazdı

Tarih
11 Nisan 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Tamer Korkmaz

11 Nisan 2015

Anlaşılan o ki, İlber Ortaylı, tarihe “Küfürbaz Tarihçi” olarak geçecek! Kapı gibi belgelere bilimsel bir karşılık mı veriyor? Hayır! Çürütebiliyor mu? Yine, hayır! Belgeleri yayınlanan konuyu tartışmaya dahi tahammülü yok!
Peki, ne yapıyor? Sadece küfür ve hakaret edebiliyor!
Yeni Şafak muhabirine “Belge melge yaramaz, bunlar kocakarı laflarıdır. Bizim milletimiz tarih bilmez. Böyle aptal aptal konuşur” diyor.
Yani? “İlber'lerin kabul etmediğine” belge diyemiyoruz!
Bu kafaya göre; “kaçışı olmayan” sahih belgelere “belge” deme özgürlüğümüz bile yok! Resmi tarih ne yazmışsa, onu “tartışmasız” ve de “çaresiz” kabul edeceğiz! Aksi halde, en azından “bolca küfür” yemeye mahkûmuz!
Dakikada bilmem kaç sözcük küfür atabilen, farklı fikirlere ancak böyle mukabele edebilen Meşhur Tarihçi, “Atatürk'ün zehirlenmesi ile” alakalı belgeleri görmek dahi istemiyor:
Bunun adı “Resmi Tarih” putçuluğudur!
*
İlber Ortaylı, “Böyle dedikodularla uğraşmam. Gazeteciler mi yazacak tarihi?” diye soruyor ve ekliyor: “Siz sadece haber yazın. Gazetelerde haber yazılır, tarih yazılmaz. Siz gördünüz mü hiç Avrupa gazetelerinde tarih yazıldığını? Herkesin kendi işi vardır…”
Peki, aynı İlber Ortaylı; Hürriyet Dünyası'ndaki Perşembe Sohbetleri'nin ilk konuşmacısı olduğunda ne demişti? Arşive girelim ve hatırlayalım:
Önce 30 Ağustos 2013 tarihli Hürriyet'in beşinci sayfasının manşetinde yer alan başlığı okuyalım:
Ünlü tarihçi İlber Ortaylı: “TARİHİ GAZETECİLER YAZIYOR”
Şimdi de, Ortaylı'nın bu bahiste söylediklerine göz atalım:
“Akademik tarihçiden ziyade, gazeteci tipi yani olay yerine giden gezgin kişidir, iyi tarihçi…
Bugünün önemli haberlerine imza atan gazeteciler için 'Tarihe not düştü' denmesinin sebebi aslında budur…”
*
Böylelikle, siyasi tarihimizin hakikatleriyle yüzleşmeye niyeti olmayan, Türkiye'nin de yüzleşmemesi için “küfür ve hakaretle” sahne alan Küfürbaz Tarihçi'yi de…
İki haftadır Yeni Şafak'ta okuduğunuz belgeli haberlerin altına “dipnot” olarak düşüyoruz!
*
Küfürbaz Tarihçi'nin laflarının üzerine balıklama atlayanlar mı? Paralel Medya ile Doğan Medyası en başta geliyordu!
Mesela, Paralel Medya'da “İlber Ortaylı Yeni Şafak'ı rezil etti” başlığı vardı. Oysa, o küfür dolu konuşmalarının bütün içeriğiyle birlikte rezil olan Ortaylı'dır…
Bir de, bu küfürbazlığa sahip çıkanlardır. Dahası, kapı gibi belgelere gözlerini faltaşı gibi kapatıp akıllarınca bu belgeleri “makaraya almaya” çalışanlardır.
İlber Ortaylı'nın küfürbazlığını, varsayalım kendi kafalarına hiç uymayan bir isim sergilemiş olsaydı; acaba Doğan Medyası ve işbirlikçisi Paralel Medya nasıl bir gümbürtü kopartırdı?
Yine her iki medyada, “Yeni Şafak'ta çıkan Atatürk'ü böyle zehirlediler, yayınıyla ilgili olarak İsmet İnönü'nün kızı Özden Toker'in başvurusu üzerine mahkemece ihtiyati tedbir kararı alındı” haberleri dikkat çekti…
Doğan'ıyla, Paralel'iyle Baronsal Medya'nın “Yeni Şafak'a yasak geliyor” diye bir zil takıp oynamadıkları kaldı!
Son dönemde bu iki medya grubundan yükselen “Basın özgürlüğü, fikir hürriyeti” gürültü patırtısını bu vesileyle bir kez daha hatırlıyoruz! Paralel Medya'da sansürcülük hayat tarzıdır; bu konuda Doğan Medyası'ndan da ileridedir!
*
İsmet İnönü'nün torunu Gülsün Bilgehan Toker, Hürriyet'e Yeni Şafak'ta yayınlanan belgeler için “Bunlar deli saçmasıdır” diye konuştu; haberler için suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.
Gülsün Hanım'ın bu sözleri yedi yıl önceki bir tartışmayı hatırlamama neden oldu! İsmet İnönü'nün 17 Mayıs 1968'de Ulus gazetesinde yayınlanan hatıratındaki “kaçışı olmayan” sözlerle ilgiliydi, o tartışma:
İsmet Paşa orada İkinci İnönü Savaşları esnasında içinde subayların ve ailelerinin de bulunduğu bir kafileye yaptığı konuşmayı şöyle anlatıyordu: “İçinde bulunduğunuz vaziyeti bilesiniz. Bundan başka subay olarak da yerinizi bilmelisiniz. Padişah düşmanınızdır. Yedi düvel düşmanınızdır. Bana bakın dedim. Kimse işitmesin, millet düşmanınızdır…”
O hatırat, kitap olarak ilk kez 1985'de basıldı, ikinci defa 2006'da baskısı yapıldı. Benim elimde ise 2009'daki üçüncü baskısı var. Hatıratın 239. Sayfası'nda İsmet Paşa'nın sözünü ettiğim konuşması yer alıyor. Ancak, bir farkla!
Orada “bir cümlenin” yer almadığını görüyoruz!
Yani? “Kimse işitmesin, bu millet düşmanınızdır” cümlesi sansürlenmiş! Kitabın yayın hakkını Bilgi Yayınevi'ne veren İnönü Vakfı'dır. Gülsün Hanım, o vakfın başkan yardımcılığını yapmıştır.
Demek ki, o cümlenin başka türlü tevil edilemeyeceğini, farklı bir manaya gelmeyeceğini sansür edenler de görmüşler!
*
Gençliğinde, İsmet Paşa'nın kadrosunda bir nevi “staj” yapmış olan “kırmızı atkılı darbeci” Yalçın Küçük, İnönü'nün “Bu millet düşmanınızdır” sözleri için 2010 yılındaki bir ekran sohbetinde “o hatıratın mevzubahis kısmını okuyup” aynen şöyle demişti:
“İsmet Paşa'nın bu sözleri bizim amentümüzdü! 1960'lı yıllarda işte biz
böyle yetiştik; halk düşmanınızdır…”

Yenişafak

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • Davut ÖZTÜRK

    11 Nisan 2015 19:53
    1 0
    Hocam süpersin milli kütüphane gibisin hiç bir arşıv bilgisi kaçmıyor. tebrik ederim kalemine sağlık
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;