SİYASET

Tamer Korkmaz : Kahpe-Ce

Tarih
03 Nisan 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Tamer Korkmaz

3 Nisan 2015

DHKP-C’li teröristlerin şehit ettiği savcı Mehmet Selim Kiraz yaklaşık yedi ay önce Berkin Elvan Soruşturması’na atanmıştı.
Kendisinden önceki dört savcıya kıyasla ilgili dosyada en fazla ilerleme kaydeden savcı olmuştu!
DHKP-C’nin rehin aldığı savcımızı öldürmesinin sebebi tam da bu mudur?
Berkin Elvan’ın hayatını kaybettiği hadisenin arka planının ortaya çıkacağı endişesiyle “İçerideki Gladio”nun, taşeron örgütü DHKP-C’nin “kahpeliğiyle maruf” teröristlerine sahne aldırdığını görüyoruz.
Gezi Kalkışması’nda “olayların boyutlanması amacıyla” icra edilen -çadırların kasten yakılmasından başlayıp, bazı Alevi yurttaşlarımızın öldürülmesine kadar- bir dizi dramatik hadisenin, hesaba dâhil “kontra” saldırılar olduğu daha evvel gün ışığına çıkmıştı. 
Mesela, çadır yakan polislerin veya kırmızı elbiseli kadına bir metre mesafeden “biber gazı püskürten” polise emir veren amirin “hangi yapıya bağlı oldukları” sır değildir.
*
Bir dönem Paralel Yapı’nın “Yargı ve Emniyet birimlerini koordine eden” isimler arasında yer alan Tamer Barış Terkeşli, Akit gazetesine  “Paralel’i ifşa ettim, DHKP-C’den tehdit geldi’’ diye konuşmuştu! 
Akit’in 15 Ekim 2014 tarihli haberinde, “İstihbarat birimlerinin Paralel Yapı’yı deşifre etmiş olan Terkeşli’yi DHKP-C’nin kendisine yönelik suikast hazırlığında olduğu hususunda uyardığından” söz ediliyordu.
DHKP-C’nin deşifre edilmesinden Paraleller neden rahatsız oluyor?
*
Paralel televizyon mensubu spikerin “DHKP-C Savaşçıları Berkin’in hesabını sormak için şu anda Çağlayan Adliyesi’nde eylemde!” şeklindeki duyuruyu “retweet etmesi” maskelerinin bir kez daha düştüğü andır.
*
DHKP-C (Eski Dev Sol) Türkiye’deki Gladio’nun “devrimci bayrak” gösteren “sinek kâğıdı” örgütüdür. Örgüt, 2012’de “uyandırıldıktan” sonra 2013’ün Mayıs ayı sonunda başlayan Gezi Kalkışması için sahaya sürülmüştü. DHKP-C’li militanlar, Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’ni basma girişiminde bulunmuşlardı.
Gezi Kalkışması esnasında ve de o tarihten bugüne kadar Paralel Yapı ile özellikle Paralel polislerle “paslaşmaları” hangi ölçüde olmuştur? 
Mesela, İstanbul Okmeydanı’nda cemevi bahçesinde bir cenazeye katılan belediye işçisi Uğur Kurt’un polis tarafından vurulması olayında “aslında neler yaşandığı” konusunun gün ışığına çıkarılması gerekiyor. 
*
Savcı Kiraz’ın şehit edildiği terör saldırısı, bir yönüyle Yargı mensuplarına gözdağı vermek amacını da güdüyordu: 
Böylelikle “kimlerin üzerine gitmeyin” mesajı verilmiştir? Sorunun cevabı mı, üzerindedir!
*
Sabotaj veya siber saldırı kuşkuları ciddi biçimde masada olan geniş bir çaplı elektrik kesintisi; Adliye’de Savcı Kiraz’a Suikast; ardından, İstanbul Emniyeti’ne canlı bomba saldırısı!
Dışarıdaki-İçerideki Gladio’nun sistematik işbirliğiyle tasarlanmış; bunlarla birebir bağlantılı işbirlikçi yapıların devrede olduğu; sahada taşeron örgütün istihdam edildiği…
-Bağımsız Türkiye’yi hedef alan derin saldırılardan söz ediyoruz.
Sadece iki güne sığacak şekilde, kimlerin hangi safta yer aldıkları hususuyla birlikte “Türkiye’de kaostan fal tutanların” alayı ayan beyan açığa çıkmıştır! 
Savcımızın şehit edilmesi; teröriste terörist diyemeyen ve “eylemci” diyebilenlerin, Türkiye’deki Gladio’nun kontra terör örgütü DHKP-C’nin propagandası için “candan” çabalayanların umurunda değildi! 
“Manşetinden Haç Çıkaranlar Cephesi”ne göre mi; kanlı saldırı, Paris’te olunca “terör” İstanbul’da olunca “eylem”di!
En başta Charlie Muhibbi Cumhuriyet gazetesinin, özellikle de Doğan Medyası’nın “DHKP-C Medyası” haline dönüştüğünü gözledik. Hürriyet, Aydın Doğan’ın “Yayın İlkeleri”nde yer alan beşinci maddenin “c ve d bentlerini” delik deşik eden yayınlar yaptı! 
Demek ki neymiş? Bu ilkeler, göz boyamadan / hikâyeden ibaretmiş! Son yaşananlarla birlikte Doğan Medyası’nın “milli güvenlik” sorunu teşkil eder hale geldiği boşuna söylenmiyor! 
“Ecnebi” Hürriyet ile “Ecnebi” Cumhuriyet’in; logolarının yanına DHKP-C örgütünün armasını yerleştirmeleri herhalde pek yakındır!
*
Diğer bir yandan; İç Güvenlik Yasası tartışmaları esnasında yaygara koparan şu “işbirlikçi” partilerin, son saldırıda “yüzleri maskeli” terör örgütü mensuplarını “korumacı” tavırları dikkat çekiciydi!
Şehit savcımızın cenazesinde CHP, MHP ve HDP liderleri neden yoktu?
CHP’nin, DHKP-C’nin “siyasi hamisi” olduğu aşikârdır.
Gladio’cu Baronlar’ın CHP’nin başına getirdiği “Ecnebi” Kılıçdaroğlu’nun “sadece twitter’da yazdıkları bile” onun “kimlere hizmet ettiğini” açık etmeye yeter de artar bile!

Yenişafak

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;