SİYASET

Salih Tuna : Ve Baransu ve Can Dündar ve soytarılar!

Tarih
04 Ocak 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Salih Tuna

Zaman gazetesinin o eski genel yayın müdürü olsaydı, “yerin dibine girsin böyle gazetecilik anlayışı” derdi.
Bununla da kalmaz, kaos oluşturmak için kara propaganda yapmışlardı, oh olsun onlara, derdi.

Zira, daha evvel de dile getirdiğim gibi zamanında şöyle demişti: “Soner Yalçın, Nedim Şener, Ahmet Şık… Bunlar darbeci miydi, derin yapılarla gizli bağlantıları var mıydı, psikolojik harbin birer parçası mıydı, bazı odakların yönlendirmesiyle kara propaganda yapmışlar mıydı, ülkede kaos oluşturacak bir atmosfere zemin hazırlamışlar mıydı? (…) gazetecilik faaliyeti sayılmayacak eylemler söz konusuysa gazeteciliğin bir zırh haline dönüşmesine de müsaade edilmemeli…” (7 Mart 2011, Zaman)

Ben hiçbir zaman meslektaşlarımın içerde yatmasına böyle omuz vermem.
Tam aksine, isterim ki hiçbir gazeteci içerde yatmasın. Hayat hepimiz için bayram olsun falan.
Dahası, suçları kesinleşmiş mahkumların bile yolunu gözleyenlerini, ailelerini düşünür, üzülürüm.
Kim olursa olsun, fark etmez.
Gel gör ki, içeri girmeden evvel Mehmet Baransu'yla yarenlik edenler bile sadece Can Dündar'ı gündem ediyorlar.
Neden böyle?

Yani, her gün Can'dan bahsediyorlar da Baransu'yu neden görmezden geliyorlar?
Mesela, Can için Silivri'deki (o artık cılkı çıkmış) eyleme koşan Zaman gazetesinin apostroflu profesörü, Baransu tutuklandığında ne yaptı?

Adı “The Cemaatçi bir istihbarat polisinin postacısı”na çıkan Nazlı Ilıcak, neden “The Cemaat” mensubu Baransu için değil de Can için Silivri yollarına düştü?
Neden “Sevgili Can” diye mektuplar döşenen Cemal Hasan bir tane “Sevgili Baransu” mektubu döşenmedi?
Nedir Can'ın kerameti?

Efendim, biri FETÖ üyesi bir gazeteci, diğeri sadece gazeteci.
Geçiniz anam babam bunları, bi kalemde geçiniz.
Nazlı Ilıcak veya o apostroflu profesör mü gözetiyor bu “farkı?”
Efendim, Can Dündar demokrattır falan.
Yine geçiniz…

Taraf gazetesinin bir köşe yazarı (N.Ç.) darbe çığırtkanlığı yaptığında Can Dündar'ların yüreklerinin yağı erirken, Baransu (bu darbe çığırtkanlığını) çok ağır eleştirmişti. Ertuğrul Özkök elemanının, “Sisi'yi darbeci ilan eden” ifadesiyle Erdoğan'ı eleştirdiği dönemde az bir şey değildi bu!

Mesele şudur: Baransu, Can'a destek veren eski rejim yandaşı solcuların da öfke ve nefretini üzerine çekmiştir. Bir de, Baransu, Beyaz Türk değil; Erzurumlu bir Kürt'tür.
Aralarındaki en temel fark da bence şudur:
Baransu paralel örgüt tarafından kullanılmış, Can Dündar (paralel örgüte) kendini kullandırtmıştır. Baransu hâlâ farkında değildir bunun, Can bal gibi de farkındadır.

Gelgelim…
Baransu ve Can dâhil gazetecilerin içeri atılmasının fenalıklarından dem vuranların birçoğu da Hasan Karakaya'nın ardından akıl almaz bir kin ve nefretle hakaret etmeye devam ediyor hâlâ.
Bu Viagralı alçakların, bu soysuzların bakmayın siz gazetecilere özgürlük demelerine, ellerine imkân geçse, Erdoğan ve AK Parti'ye destek veren bütün gazetecileri içeri tıkarlar.

Bu bağlamda, Kılıçdaroğlu ve Aydın Doğan'ı taziyelerinden dolayı kutluyorum.
Ayrıca, Ahmet Hakan'a da hep çakacak değiliz ya; Hasan Karakaya için yazdıklarına “kocaman bir alkış” diyorum.

Not…
Benim için mevzu kapanmıştır. Kendilerine mevzu arayanlar da “yesinler birbirini” diyerek ellerini ovuşturanlar da avuçlarını yalamak zorunda kalacaklar, üzgünüm. Bir de malum hanımefendinin üzerinden bana sataşmak isteyenleri de “Ad hominem” saçmalığına düşmemeye davet ediyorum. Kimsenin hayatı ve eserlerini, kültür-fiziğini, tuttuğu takımı veya yediği yemeği falan tartışmıyoruz. Saçmalamayın.

Yenişafak
4 Ocak 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;