SİYASET

Salih Tuna : Hiçbir halt edemezsin

Tarih
22 Ağustos 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Salih Tuna

Terörün yegane gayesinin kaos marifetiyle güvensizlik ortamı oluşturmak olduğunu herkes bilir.

Ne yapılmalı; bütün mesele burda!

Elbette güvenlik önlemleri alınacak, ve elbette istihbarat daha sıkı çalışacak.

Ne ki, nerden geldiğimiz de ortada!

Geçen gün
İçişleri Bakanı söyledi işte; bundan 3 yıl öncesine kadar, 7 bin istihbarat elemanından 6 bin 500'ü, 81 il emniyet müdüründen 74'ü, daire başkanlarının da yüzde 90'ı FETÖ örgütüne bağlıydı.

Tarih boyunca hiçbir devletin başına böyle bir felaket gelmemiştir. (Ve tarih boyunca hiçbir millet de böyle bir felaketin üstesinden gelemez, bizim milletimiz hariç. Böyle bir milletin sıradan bir ferdi olmak da benim için yeryüzünün tüm makam ve mevkilerinden değerlidir.)

Bu manzarayı umumiye karşısında kim, “devlet, FETÖ'ye iyi sızmış" demişse, yerden göğe kadar haklıdır.

Ahtapot gibi her yeri sarmışlardı.

O kadar ki, 25 Aralık 2013'ten beri at at, bitmediler.

En çok da TSK'de yuvalandıklarını 15 Temmuz'dan sonra herkes öğrendi. Askeri yargının yüzde 100'ü, GATA'nın yüzde 90'ı ve dilimiz söylemeye varmıyor ama, muvazzaf askerin yüzde 70'i bunlardandı.

Her kılığa rahatlıkla giren, her çevreye sızan bir örgüt bu!

Öcalan'ın yakalanmasından sonra ilk sorgulamasını yapan emekli Albay Hasan Atilla Uğur TSK'ya sızan FETÖ'yü
şöyle anlatmıştı: “Evlerine gidiyoruz, kapıda Mustafa Kemal Atatürk posterleri. Bakıyorsun rakı içiyorlar. Öyle bir takiyye içindeydiler ki, fark edilmeleri çok zordu. İnanılmaz bir örgüttü…"

Bahs-i diğer, ama yeri gelmişken şuracığa bir parantez açalım:

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan “aldatıldık" diyebilme özgüvenini / cesaretini gösterdi; bakalım, Kemalistler de, “aldatıldık" diyebilme cesaretini gösterebilecekler mi?

Hatta…

Biz, “Ergenekon ve Balyoz'la FETÖ milli orduya kumpas kurdu" dedik; Kemalistler de, “28 Şubat'la hem orduya, hem millete kumpas kuruldu; orduyla milletin arasında alabildiğine bir duygusal yırtılma oluşturuldu; FETÖ de en çok bu yırtıklarda üredi…" diyebilecekler mi?

Başka bir ifadeyle…

“Mili ve yerli" olmaklığı tartışılmaz merhum Erbakan'a (bir general) “pezevenk" diye hakaret ederken, MGK koridorunda dönemin muvazzaf bir askeri Erbakan'a omuz atarken, bu aziz millete karşı “topyekûn savaş" manşetlerinin atılmasına neden olurken ve yaz aylarında Kur'an öğrenen çocukları “irtica" tesmiye edip İmam Hatip okullarını kapatmakla meşgulken, FETÖ, Atatürk posterleri altında ve rakı masalarında bizi aldattı da ruhumuz duymadı, diyebilecekler mi?

Bekliyoruz, diyelim, ve parantezi burda kapatalım.

Arkasında “üst aklın" olduğu FETÖ'ye karşı İkinci İstiklal Savaşı'nı vermek için her şeyden evvel, devleti tüm kurumlarıyla yeniden yapılandırmak şarttı.

Bu da yapılıyor çok şükür.

Lakin, beklenen oldu; geçiş döneminin kimi zorlukları yaşanırken, “üst akıl" da tüm taşeronlarını (FETÖ, DAİŞ, PKK) bu dönemde devreye soktu.

PKK saldırılarının ardından DAİŞ terör örgütünün Gaziantep'te bir
düğüne alçakça saldırı düzenlemesi bunun ifadesidir.

Mahut DAİŞ katliamını PKK / HDP'liler, “Katil Erdoğan" sloganıyla nasıl da sahiplendi, gördünüz mü? Evet sahiplenmektir bu, başka bir şey değil. Ve hiç kuşkunuz olmasın, FETÖ de aynı duygular içindedir.

Hepsi birden “üst akıl" dediğimiz küresel katilin çocukalardırlar.

Devleti zaaf içinde gösterip güvensizlik ortamı oluşturmak için her yola başvuracaklardır.

Ama hiç mi hiç moralinizi bozmayın. Bu kuşatmayı da yaracağız. 15 Temmuz'da F 16 savaş uçağına levye fırlatan bir milletin çocuklarına “üst aklın çocukları" hiçbir halt edemez.

Şükür ki şükür, 15 Temmuz sonrası çok daha güçlüyüz. Zira, FETÖ tüm kurumlardan temizlendi / temizleniyor.

Artık muvazaa da olmayacak, ve artık kalleşçe arkadan vurulmayacağız.

Mesela, 6-7 Eylül olayları sırasında zırhlı polis aracından kadınların üzerine maytap atan veya vaktiyle Van'da olduğu gibi sapasağlam emniyet aracını yanan bir diğer emniyet aracının üzerine atan FETÖ polisleri olmayacak.

Mesela, PKK'yla muvazaalı çatışmaya giren veya bilgi sızdıran FETÖ askerleri olmayacak.

Açıktan açığa terörü öven, arkalayan bir medya da olmayacak.

Nerden nereye geldiğimizi unutmayalım.

Daha düne kadar Cumhuriyet Savcısını Adliye Sarayı'nda katleden teröristlerle arasına mesafe koyamayan bir merkez medya vardı.

Uzun lafın kısası; “üst akıl" taşeron terör örgütleriyle güvensizlik ortamı oluşturmaya çalışacak, biz de inadına birbirimize daha çok güvenecek, daha çok sarılacağız.

Bozguncuların çatallı dillerine hiç aldırış etmeden direniş hatlarını daha bir tahkim edeceğiz.

Akif'in şu mısraını da şiar edineceğiz: “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez / Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez…"

Öylesine kardeşçe bir duruş sergileyecek…

Ve yüreklerimiz öylesine toplu vuracak ki, duruşumuz, “üst akıl"a restimizin ifadesi olacak: “hiçbir halt edemezsin!"

Yenişafak
22 Ağustos 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;