GÜNCEL

Salih Tuna : Hadi uza hemşerim

Tarih
27 Şubat 2018
İzlenme
Kişi
Yazar
Salih Tuna
 Fatih'te orda burda rastladığımız orta yaşlı bir kadın vardı. Yaşıyorsa uzun ömürler dilerim, ölmüşse rahmet.

Çok ilginç, çok enteresan bir kadındı.
Görenler "dilenci" derlerdi. Ben öyle demem, diyemem...
Usul usul sokulur, para isterdi ama asla "dilenci" gibi değil.
En fazla "borç" ister gibi.
"Borç" dediğim de vereni abat eden borç. Hani, Allah'tan karşılığı kat be kat alınan borç var ya, Bakara Süresi, 245. Ayette sabit, onu diyorum...
Çok farklıydı.
Mesela, hiç "ajitasyon" yapmazdı. Yani, evim yandı, çocuklarım kapıda kaldı veya köyden geldim, ameliyat olacağım gibi lakırdılar etmezdi.
Ne mi derdi?
"Fazla paran var mı abi?" 
Evet, bu kadar, ne eksik, ne fazla.
Üstelik ezilip büzülmez, iki büklüm olmaz, sadece biraz sessizce söylerdi.

***

Paranın fazlalığı nedir?
Daha doğrusu, fazla para ne demektir?
Nuri Pakdil ustamız aklımda kaldığı kadarıyla "mevduatı" alın terinin kasalardadondurulması şeklinde tesmiye etmişti.
Benim bildiğim, "fazla para" ihtiyacın dışında kalandır.
İhtiyaç da bellidir; lüks ve israfı kapsamaz. Hele gösteriş toplumunun şebeği olmayı hiç...
Fazla para "infakın" konusudur. Emrolunan da malumunuz "hayr"da yarışmaktır.
Yazık ki, modern zamanlar, her yerde gösterişte yarışı icbar ediyor.
Hal böyle olunca zamanla her şey mubah algısı yerleşiyor; yeter ki kendini göster, kendini gerçekleştir.
Mubah konusu da gayet netameli. Makyajı / kamuflajı iyi olanın "mubah" sorunu bile yok.
Gelgelelim, sadece "zenginler" arasındaki bir sorun değil bu. Öyle insanlar var ki eline fırsat geçse neler yapmaz.
Hayli zaman önce adamın biri tezgahta bağıra çağıra hamsi satıyordu.
Baktım, hamsi dediği bildiğiniz sardalya.
Saflıkla uyarmaya kalkışınca, "Hadi uza hemşerim, işime engel olma!" dedi.

***

Şükür ki şükür paraya elinin kiri muamelesi yapan da çok.
Bu güzel insanlardan belki de en ilgincine, birkaç yıl evvel Trabzon'a gittiğimdemuttali oldum.
Daha evvel anlatmıştım ama yine anlatayım...
İstanbul'a dönüş yolunda hatıralık bir şeyler almak için Bakırcılar Çarşısı'na uğradım.
Bunun fiyatı nedir dedim esnafın birine; 100 lira, dedi.
Sırf konuşturmak için pazarlık yapayım dedim: "75 olmaz mı?" 
Hayır anlamında kaşlarını kaldırdı. Hoşuma gitti sürdürdüm: "85 olsun ozaman.." 
Olmaz, dedi. "Hadi 90 diyelim" dedim. "Olmaz dedum ya, lailaheillellah"diye söylendi, "99 buçuk desen olmaz. 100 dedim 100 'tur..." 
Kızma dedim, 100 lira uzattım.
Baktım, 25 lira geri uzatıyor.
Bu nedir, dedim! Paranın üstü, dedi. Paranın üstü yok, dedim, "100 dedin 100 verdim." 
"Uzatma al habu parayı" dedi, "bir kere 75 demiş oldun..." 
Ama ben öylesine dedim demeye kalmadı lafı ağzıma tıkadı: "Nasıldediysan dedun, dedun oni bir kere!" diye kestirip attı.
Son çare olarak "O zaman ben de satın almam" dedim. "E almasan alma" dedi, "zorla satacak değilum ya."

Sabah
27 Şubat 2018

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • hursit dilaver

    27 Şubat 2018 18:25
    4 0
    trabzonlu bir kiracımız vardı 1960larda..arkadaşımın annesi demişti ki.. biz de allah aşkına denilirse her şey durur.. öyleki allah aşkına fırına gir deseler gireriz demişti.biz çocuktuk tabi..arkadaşlarla şakaya alırdık bu sözü. yaş 12-13 falan. ama trabzonda çok ciddi bir sözdü. o zamanlar tabi .şimdi de öylemi acep. bazı ceaşpe mebusları bu güzel sözü dejenere ettiler mi ki..
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;