SİYASET

Nedret Ersanel : Türkler ne yapmaya çalışıyor?

Tarih
10 Eylül 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Nedret Ersanel

Washington ve Avrupa başkentlerinin şu sıralar kafa patlattığı tek soru bu. Aslına bakarsanız, Tahran hatta Moskova gibi doğu başkentlerinde de bu sorudan akıllarını alamayanlar var...

Batı, 15 Temmuz'dan önce başlayıp günümüze kadar gelen Rusya-Türkiye yakınlaşmasının Suriye özelindeki sınırını kestiremiyor...

Rusya ve İran ise Ankara için birbirlerini sürekli ya ikaz ediyor ya teskin. Yine Suriye'de Türkiye'nin ABD ile güneye doğru beklenenden daha uzun bir adım atacağından kaygılanıyorlar.

Bilhassa Batı medyası kendi ürettiği analiz kriterlerine Türkiye'yi yerleştirip, sonra inanıyor.

Oysa Türkiye o formatlara uygun reaksiyon veren bir ülke olsaydı, 15 Temmuz'un sonu temennilerine uygun olurdu.

İKİ SÜPER GÜCÜ BİRBİRİNE KARŞI KULLANMAK?

İki süper güç ilişkisindeki açıkları, uygun zamanlarını en iyi teşhis eden ülke Türkiye'dir.

Avrupa-Rusya sınırında sembolleşen küresel rekabeti, Ortadoğu'daki pozisyonunu iyileştirmek için kullandı. Ancak istismar etmedi! Ankara aklı o kadar basit değil.

Örneklendirelim ki Batı ile Ankara'nın eş olayları algılama, bunları na-müsait şartlarda kıymetlendirme kabiliyeti anlaşılsın.

Çin'de gerçekleşen G-20 zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan-Başkan Obama görüşmesinin dostlar alış-verişte görsün kabilinden olduğunu yazmıştık.

Putin-Obama görüşmesi de aynı kıvamdaydı. Öyle ki, Obama Suriye'de anlaşma olmadığını alenen söyledi.

İki, bu başarısızlığın üzerine bir de tehlikeli gelişme oldu. “Pentagon, Karadeniz üzerinde bir Rus savaş uçağının ABD'ye ait askeri keşif ve gözetleme uçağına 'yakın mesafede ve güvensiz şekilde' önleme yaptığını bildirdi”. ('Karadeniz'de korkutan it dalaşı', 08/09, Sabah.)

İşin aslı şu ki, Rus savaş uçağı ile Amerikan uçağı arasındaki mesafe bir ara 3 metreye kadar düştü! Yani iki pilottan biri tetiğe bassa, kimsenin ona 'niye böyle yaptın' diyemeyeceği noktadır.

Elbette Ankara bunları görüyor...

Baltık'tan Ukrayna'ya tüm coğrafyalarda deniz ve havada yaşanan tehlikeli yakınlaşmaların Karadeniz'deki yansımasını görüyor, anlamını biliyor. Saint Petersburg ertesi Moskova-Ankara tokalaşmasının ilk maddesi Karadeniz'di zaten.

İran ve Rusya'daki kimi odaklar da Putin ile Erdoğan arasındaki Suriye prensiplerini kavrayamadıkları için çatlak sesler çıkarıyor...

Moskova'da resmi açıklamalar, “Türkiye Suriye'de çok aşağı gitmesin, Şam yönetimi ile diyalog kursun” derken, Ankara'da Bakan seviyesindeki açıklamalar, “Rusya harekâtta Türkiye'nin yanında duruyor” cümlesini kurabiliyor.

Ya da Rus basını ve Batı medyasındaki uzantıları, “Suriye'de bazı bölgeler Türkiye için riskli” haberleri kurarken, aynı sırada Erdoğan ve Putin'in telefonda sohbet ettiğini ancak 24 saat sonra fark ediyorlar...

Tahran'ın harekât konusunda Rusya'yı uyarmasına rağmen Kremlin'in Türkiye'nin yanında durması tam çözümlenemezse, konu eksik kalır.

Cevap şu sorularda olabilir; Hangzhou'daki Putin-Erdoğan zirvesinde Suriye ne kadar konuşuldu, ekonomik ilişkileri canlandırma ne kadar konuşuldu?..

TÜRKİYE RAKKA'DA KİMİNLE ORTAK OLACAK?

DAİŞ üssü Rakka'ya yönelik Türk tavrı ve Amerika'yla ortak saldırı da dahil bir seri ihtimal üzerinde uğultulu bir tartışma var.

Konu başlığı, “DAİŞ'le mücadele olduğu” için ne Kremlin ne Beyaz Saray itiraz edemiyor. Edemediği için de “içinde” olmaya çalışıyor.

Ankara ise bölgedeki varlığını mümkün olan en yüksek tepede, en yüksek direkte, en büyük bayrakla göstermek istiyor.

Bu da Suriye'de bir finale yaklaşıldığının, bölgedeki herkesin Türkiye ile birlikte yaşamak zorunda olduğunun işareti.. İkisi bir arada!

Rakka'ya saplanmayın. Bölgede daha bütünlüklü ve siyasi uzlaşmazlıkları aşan bir plan çiziliyor! 120 bin askerli 'Kafkasya 2016' tatbikatı biridir.

İKİ SÜPER, TÜRKİYE'Yİ BİRBİRİNİN ÜZERİNE İTİYOR...

Yine bölgedeki aynı “herkes”, Ankara'nın ABD ve Rusya'yı kandırıp, kullandığı havasını yayıyor. Bu doğru ise Türk kamuoyunda herkes hükümeti alkışlar.

Fakat Türkiye başından beri, “reel-politika”dan çok ilkeler üzerinden yürümeyi yeğ tuttu. Şimdi tarafları ilkesel adımlar noktasında mecbur bırakıyor.

Rusya ve ABD ancak Türkiye'nin önünü açık tutarak rakibinin üzerine gitmesini teşvik ediyor...

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg 15 Temmuz'dan sonra ilk ziyaretinde ne diyor; 'Türkiye'nin DAEŞ'e yönelik harekatı haklıdır, kendini savunuyor.”

Almanya'nın nasıl geri adım attığını, 'düşene vurulmaz' mucibince tekrarlamayalım.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adel el-Cübeyir Türkiye'ye geldi ve hem Cumhurbaşkanı hem Başbakan tarafından kabul edildi.

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter'ın, Suriye ve Türk-Amerikan askeri bağları/tartışmaları noktasındaki ilginç açıklamaları... ('Media Availability with Secretary Carter enroute to London, England', 06/09, ABD Savunma Bak. resmi sitesi.)

Bu ve benzerlerini, Türkiye'nin Suriye'de batı ittifakı lehine adım attığı şeklinde pompalıyor Batı.

Satın alan olursa, Algı operasyonunun amacı; Moskova ve Tahran'ın Türk hamlelerinden duyduğu olası rahatsızlığın üzerinde yükselerek Ankara'nın Washington'a olumlu bakmasını teşvik etmek.

Tabii ABD'nin bir amacı da şu; Moskova ve Tahran'ın Halep'te bir an önce işlerini bitirmesini zorlamak, İran'ın Irak sınırından Suriye'ye gelmesini de engellemek.

Yenişafak
10 Eylül 2016 

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;