DÜNYA

Nedret Ersanel : Türkiye-Rusya-İran artı ‘yeni’ ABD...

Tarih
25 Aralık 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Nedret Ersanel
Üç ülkenin Moskova'da gerçekleştirdiği Suriye zirvesi, ileride Ortadoğu-Avrasya Zirvesi ve deklarasyonuna dönüşebilir... 


ABD'nin bu toplantı ve sonuçlarını nasıl anladığı, 'acımadı ki acımadı ki' sızlanması olarak tarif edilebilir...

İşin aslı şu ki, Washington'un canı yandı ve “sümüğünü çeke çeke” Beyaz Saray'ı terk ediyor...

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby'nin, “ABD'nin görüşmeye davet edilmeyerek dışarıda tutulduğunu biliyoruz. Ancak ABD Suriye'de kenara atılmadı, hâlâ Suriye'deki sürecin bir parçası» sözlerine yapılabilecek tek yorum, “vah vah”tır...

HAYAT BÖYLE: O MASANIN ÖNÜNE GELECEKSİN

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov; “Rusya, İran ve Türkiye'nin Suriye konusunda gizli bir gündemi yok. Batı, Suriye anlaşmasına saygı göstermek zorunda. Anlaşmadaki her madde ABD ve AB'de bazılarının hoşuna gitmeyebilir. Ama hayat böyle. Alışmak gerekiyor”... ('
Batı anlaşmaya saygı duymalı', 23/12, Hürriyet.)

Dünyanın en büyük ve hatta tek süper gücü olarak bizzat Putin tarafından tarif edilmiş Birleşik Devletler'in düştüğü duruma bakar mısınız?

O konuşmayı hatırlamalıyız...

“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Saint Petersburg kentinde düzenlenen Uluslararası Ekonomi Forumu'nda, 'ABD büyük bir güç. Şu anda muhtemelen dünyanın tek süper gücü. Bunu kabul ediyoruz. ABD ile çalışmak istiyoruz ve buna hazırız' dedi”. ('
ABD tek süper güç', 20/06, Milliyet.)

Obama ve şürekâsının sadece altı ay önce gerçekleşen böylesi bir teklifi el tersiyle itmesi Washington mahfillerinde haylidir sert eleştiriliyor ama artık anlamı yok.

Bu teklif ABD'nin önüne yeniden gelmeyecek. Fakat ABD önümüzdeki aylar içinde bu teklifin önüne gelecek!

O masanın önüne gelecek ve baş-başa da olmayacaklar. John Kirby'nin aynı konuşmanın devamı olarak şu cümleyi kurduğunu da not edelim, “... özellikle Türkiye, ABD'nin Suriye'deki rolüne ihtiyaç duyabilir”...

KREMLİN VE KÜLLİYE MEMNUNİYETLE MİSAFİR EDER

Pek sanmıyorum. En azından 'bu ABD politikası somut biçimde değişmeden'.

Bölgede ABD-Rusya-Türkiye üçgeni veya ABD-Rusya-Türkiye-İran dörtgeni ortaya çıkabilir. Bu olasılıkları bu köşenin müdavimleri hayli önce okudular.

Ama Rusya, Erdoğan-Putin anlaşmasına sadık kaldıkça ABD-Türkiye-İran üçgeni çıkmayacak hele Ankara-Washington hattı bağlanmayacak.

Ankara-Washington-Tahran üçgenini tavsiye eden, teşvik/temenniler şimdiden kaleme alınmaya başlamış görünüyor. ('
Could Ankara anda Washington team up on Tehran?', 21/12, War on the Rocks.)

Türkiye'yi 'cepte' saymak, kibirli Amerikan politik alışkanlıklarının devam ettiğini gösteriyor ama işin o kadar basit olmadığını vurgulayan taze metinler de mevcut...

“Amerika, Rusya-Türkiye ve İran'ın Suriye'de bir hakimiyet/düzen kurmasını kabul edebilir, hazmedebilir. Ancak Türkiye'nin Batı ittifakıyla ilişkilerinin zayıflamasına, Türkiye'nin kaybedilmesine asla izin verilmemeli”. ('
How the Obama administration pushed Turkey into Russia's arms', 22/12, The Washington Post.)

Trump'ın bu gerçeği gördüğü hissediliyor. Ankara ve Moskova kategorik olarak bu potansiyeli reddetmeyecek.

KÖR KARANLIK: ABD VE RUSYA İÇ POLİTİKA MAYINLARI

Obama yönetimi ABD'ye berbat bir dış politika mirası bıraktı ama ilginç bir şekilde iç politikaya “Rusya/Putin karşıtı” daha derin bir miras bırakmaya çalışılıyor.

Bu miras iki parti (Cumhuriyetçiler ve Demokratlar) arasında paylaşıldığında 2018 Rusya Başkanlık seçimlerinde Putin iktidarına son vermeyi kestiriyor...

Rakip Trump. Cumhuriyetçilerin ancak üçte biri Putin'i destekliyor. Yani Trump'ın Rusya ile ilişkileri onarma politikalarına çift başlı bir direniş oluşturulmaya çalışılıyor ve.. Bu artık Obama planı değil, derin Amerika planıdır!

Önümüzdeki dönemde Amerikan medyasında bunun izlerini görmek mümkün olabilir, Putin'in “Bizans haritası”ndaki hakimiyet gösterisine son vermeyi hedefleyen ataklar gelişebilir.

MEZARINDA DÖNEN ABD BAŞKANI!

Küresel dış politika dilinin “anlaşılması” konusunda biraz daha çalışmamız gerekiyor...

Yoksa en ağır dış politik tehditlere uğramış/uğramakta olan bir ülke olarak, tartışma programları/köşe yazıları/akademik performansların bu patinaj haliyle ülkeye çıkış önermesi mümkün gözükmüyor.

Dün Rusya Devlet Başkanı Putin yıllık basın toplantısını yaptı ve şöyle dedi; “Demokratlar kaybetti. Demokratlar kaybetmeyi öğrenmeli. Rusya ve ABD arasında iyi ilişkiler kurmak için iyi bir temele sahibiz. Sanıyorum, eski ABD Başkanı Ronald Reagan mezarında ters dönmez, partisi kazandığı için mutlu olur.”

2018'e verilen bir cevap bu!

Nereden mi biliyoruz...

“Cumhuriyetçi seçmenlerin %37'si Putin'i onaylıyor. Cumhuriyetçi seçmenlerin üçte birinden fazlası eski KGB başkanı Vladimir Putin'i beğeniyor. Ronald Reagan mezarında ters dönecek”. ('
Transcript of President's News Conference', 16/12, VOA.)

Obama önemli değil.. ABD-Rusya ilişkilerini anlamak istiyorlarsa, Putin'in dün yaptığı basın toplantısının metni ile 16'sında Obama'nın basın toplantısının metinlerini satır satır füzyona sokulmalı. (Kimi Dış politika yazarlarına söylemiyorum nasılsa yapmazlar, boşa mürekkep gitmesin.)

Bu iş büyüyecek. Türkiye'nin lehine de büyüyecek.

Ama “büyük” kısmından anlamamız gereken hacmi hâlâ küçük görüyoruz!

Yenişafak
25 Aralık 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;