GÜNCEL

Murat Bardakçı : Afrin ve ‘İslâm’ın son ordusu’

Tarih
23 Ocak 2018
İzlenme
Kişi
Yazar
Murat Bardakçı
 MEHMETÇİK üç gündür Afrin’de memleketi belâdan kurtarmak için canıyla ve kanıyla mücadele ederken internette bir “İslam Ordusu” tartışması başladı...

Sebep, Jandarma Genel Komutanlığı’nın, harekâtın başlamasının ardından Twitter hesabından Yahya Kemal’in meşhur dörtlüğünü paylaşması...

Önce bu dörtlüğü yazayım:

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur yârabbi / Senin uğrunda ölen ordu budur yârabbi / Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed (yardım gören, kuvvetlendirilmiş) nâmın / Galib et, çünki bu son ordusudur İslâm’ın”.

Memlekette aslını-neslini bilmeyen, soyunu-sopunu inkâr eden yahut böyle yapmakla bir yere gelebileceğine inanan ebleh mi arıyorsunuz? Vay efendim Jandarma bu şiiri nasıl kullanırmış, o ordu “İslâm” değil “Türk”ordusu imiş, bu dörtlüğün kullanılması lâik cumhuriyetin sona erdiğini gösteriyormuş, yemek duasındaki “Tanrı” sözünün yerini “Allah”ifadesinin almasından sonra işler artık bu vaziyete gelmişmiş, “Türk ordusu”nda olsa haydi neyse ama “İslam Ordusu”nda askerlik yapmazlarmış, yoksa Jandarma’nın Twitter hesabını DEAŞ mı hack’lemiş, “İslâm”dan bahsedildiğine göre memlekette cihad ilân edilmiş de kimsenin haberi yok muymuş, vesaire, vesaire...

Söyledikleri bu kadarla kalsa âmenna! Birkaç serseri Yahya Kemal’in şiirini bahane edip dörtlükteki kavramlara, yani dine ve memlekette mukaddes kabul edilen herşeye apaçık küfrediyor!

HER ZAMAN İKİ KİMLİĞİMİZ OLDU

Biz, Anadolu’daki bin küsur senelik mevcudiyetimiz boyunca iki kimlik benimsedik: “Türk” ve “Müslüman” kimliklerini... Vârolma mücadelemiz, gün geldiğinde uğradığımız yokolma tehlikeleri, savaşlarımız, zaferlerimiz, yenilgilerimiz, refahımız ve felâketlerimiz hep bu iki kimlik çerçevesinde şekil buldu...

Ama eğitim sisteminin neticesi ile mi, böyle olmamamız istendiği için mi, Batılılaşma hevesi ile mi yoksa başka bir sebeple mi bilinmez, bazıları bu iki kimliği teke indirmeyi, birincisini lutfen tutup ikincisini bir tarafa atmayı, bazıları ise ikisinden de vazgeçmeyi çağdaşlık zannediyor.

Jandarma’nın Twitter hesabında kullandığı şiire karşı birilerinin ağızlarına geleni söylemelerinin ve üslûplarındaki edepsizliğin sebebi işte budur; yani kimliğimizi bir tarafa attığımız takdirde adam olacağımız şeklindeki şuur ve idrak dışı hayaldir!

Bu bahsin bir başka tarafı daha var:

Jandarma Genel Komutanlığı’nın yerinde olsam Twitter hesabımda Yahya Kemal’in o dörtlüğünü değil, başka şairlere ait bir şiiri kullanırdım, zira “Galib et, çünki bu son ordusudur İslâm’ın” mısraı ile biten dörtlüğün yazılma sebebi sıradan bir savaş değil, 1922’deki Büyük Taarruz öncesinin heyecanlı ve ümidli bekleyişidir.

BAŞKA SERMAYEMİZ Mİ YOK?

Edebiyat meraklıları bilirler: Yahya Kemal, Birinci Dünya Savaşı’nı ve İstiklâl Harbi’ni konu alan sadece iki şiir yazmıştır. İlki “Ölenler öldü, kalanlarla muztarip kaldık” mısraı ile başlayıp içerisinde “Ateş ve kanla siler bir gün ordumuz bu lekeyi / Bu, insanoğluna bir şeyn (leke) olan Mütareke’yi” ifadelerinin geçtiği ve Mondros Mütarekesi’nden sonraki kurşundan da ağır havayı mükemmelen hissettiren “1918” isimli manzumedir.

Diğer şiirin ismi “22 Ağustos 1922”dir ve Jandarma’nın kullandığı dörtlüktür! Ama bu dörtlük herhangi bir savaş için değil, isminden de anlaşılacağı gibi Büyük Taarruz öncesindeki beklenti, yani büyük zaferin hasreti ile yazılmıştır. Kimliğimizi, o günlerdeki galibiyet beklentimizi ve temennilerimizi mükemmel şekilde aksettirir fakat Türk Ordusu’nun giriştiği her mücadelede sembol olarak kullanılması pek doğru değildir, çünki yazılış sebebi ve yazıldığı günlerin şartları farklıdır! Üstelik o senelerde bağımsızlığını muhafaza edebilmiş tek bir Müslüman memleket kalmamıştır, İslâm dünyası işgal ve esaret altındadır, dördüncü mısrada geçen “İslâm’ın son ordusu” ifadesi de işte bu elemli vaziyetin ifadesidir.

“Ben olsam bu dörtlüğü değil, bir diğer manzumeyi kullanırdım”dememin sebebi bu ordunun bugün de hâlâ “son ordu” olması ama Yahya Kemal’in bir edebiyat ve his şâheseri olan kıt’asının başka bir sebeple yazılmış olması ve bugünün şartlarını pek ifade etmemesi...

Türk Edebiyatı’nda zamana ve mekâna hemen uyarlanabilecek başka şiir mi yok? Önümüzde Mehmed Âkif’in meşhur “Ordunun Duası”ndan tutun Arif Nihat’ın, Midhat Cemal’in, hattâ rahmetli Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun mısralarına uzanan Karun kadar zengin bir edebiyat hazinesi mevcut...

Habertürk
23 Ocak 2018

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • La Edri

    23 Ocak 2018 08:28
    4 0
    Tam zamanında ve tam yerinde kullanılan çok da isabetli bir şiiri paylaşan ordumuz, bağrından çıktığı milletinin hislerine tercüman olmuştur. Böylece milleti ve devletiyle bir bütün olduğunu dosta ve düşmana ilan ve ispat etmiştir. Bu yüzden bir kaç çapulcu ve bir kaç sütü bozuğa karşı komplekse kapılıp bu paylaşımı ile ilgili tevil ve pişmanlık tavrına girmek en hafifinden lüzumsuz bir hanlıktır.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;