SİYASET

Markar Esayan : Kürtler, CHP’liler ve 16 Nisan…

Tarih
14 Şubat 2017
İzlenme
Kişi
Yazar
Markar Esayan
7 Haziran Genel Seçimleri’nde HDP’ye yönelen yeni seçmen, üç ana dinamikten etkilendi. İkisi mühendislikten, diğeri ise siyasetin kendi doğal ihtiyacından kaynaklanıyordu.

Doğal olmayan ilk iki dinamiği örgütleyen üst akıl, Türkiye ve Suriye merkezli bir dizayn için kaldıraç olarak PKK ve HDP’yi seçmişti. Bunlara iki ayrı görev verildi. PKK ülke içinde kaos ve bölünme şartlarını şiddeti kullanarak oluştururken, HDP de muhafazakar Kürtleri ve depresyondaki Batı’daki kesimleri ikna edecekti. CHP zaten kaset kumpası ile dizayn edilmişti. MHP’nin de ele geçirilmesi Bahçeli’nin tasfiye edilmesiyle an meselesiydi.

Böylelikle, sahada PKK ve DHKP-C ülkeyi istikrarsızlaştıracak, siyaset zemininde ise üçlü, yani Kılıçaroğlu’nun dediği üzere yüzde 60’lık bir blok oluşturulacaktı. Tüm bunlara tabii devlet ve STK’lar içinde örgütlü olan FETÖ zemin sağlayacak, yol verecekti.

Aslında her şeyin daha kolay olacağı hesaplanmıştı. Gezi’de bu iş bitmeliydi. Olmayınca FETÖ üzerinden 17 ve 25 Aralık yargı kumpasları tertip edildi. Her başarısız girişimden sonra öfke artıyor, ancak güçlerinin geniş imkanı ile B, C, D planları devreye giriyordu.Ülkeyi bir arada tutan merkezkaç kuvvetinin Erdoğan liderliği ve AK Parti olduğu biliniyordu.Yüzde 50’lik konsolide olmuş yapının dağıtılması için, bunun dışında kalan tüm yapıların, siyasi partiler, terör örgütleri ve STK’lar dahil konsolide edilmesi gerekirdi.

Kaldıraç olarak Kürtler seçilmişti. Beyaz Türkler “kendilerini feda etmeyi beceremiyorlardı”.

Kürtlerin, özellikle de dindar Kürtlerin ikna edilmesi şarttı. Bu kolay iş değildi. Bin yıldır aynı ümmetin parçaları olarak birlikte yaşayan Türkler ve Kürtlerin arasına en zor zamanda dahi girilememişti.

Bu nedenle seçimler öncesi tüm güçlerini HDP ve Demirtaş’ın parlatılmasına verdiler. Doğal dinamik dediğim şey ise solda bir anamuhalefet partisi eksikliğiydi. CHP ne kadar parlatılsa da, milletin gönlünden öyle bir düşmüştü ki, geniş kitlelere açılması mümkün değildi. İtibarlı bir sosyal demokrat partinin ortaya çıkması halinde CHP’nin kısa sürede tarih olacağı görülüyordu.

Bu yüzden “saz çaldırmalar” eşliğinde, barış söylemi etrafında bir kurgu yapıldı. Çünkü millet ne bölünme, ne kavga istiyordu. İnsanlar barışla ikna edilip, savaşın içine atılacaktı. Önce bir koalisyon kotarılacak, ardından Erdoğan ile partisinin bağı kesilecek, hendek terörü ile Güneydoğu, sonra büyük şehirler ayaklandırılacaktı. Eşzamanlı olarak da Suriye’de terör koridoru meydana getirilecekti.

İlk iki dinamiğe eklenen bir başka mühendislik ise, Kobani üzerinden dindar Kürtlerin de kapsanacağı bir Kürtçülük asabiyesi ortaya çıkarmaktı. 1789 devriminin son kullanma tarihi geçmiş bayat malları tezgaha çıkıyordu. Bunun iyi pazarlanması için de Çözüm Süreci’nin çökertilmesi, barış için baldıran zehri içen Erdoğan’ın dindar Kürtler nezdinde şeytanlaştırılması gerekiyordu. Kobani efsanesi, DAEŞ maymuncuğu ile uygun bir atmosfer sağlayacaktı.

Tıpkı “Affedersiniz Ermeni” sözünde olduğu gibi, “Kobani düştü düşüyor” sözü de bağlamından koparıldı, medyanın desteğiyle tamamen çarpıtılarak pazarlandı. Bu yalanlara inanmayı bekleyen zaten gerilmiş bir kesim vardı. Hepsinin birden bizlere yaşattığı çıldırma ayininde lazım olan negatif enerji sağlandı.

Açıkçası bunların bir kurgu olduğunu 2015 baharında epeyce yazmıştım. Hedefim HDP’nin alacağı oylar değildi. HDP bir mühendisliğe kurban ediliyordu ve bunu açıkça görüyorduk.Maalesef 7 Haziran’dan sonra 22 Temmuz ve 6-7 Ekim süreçleri bizleri haklı çıkardı.

Şimdi aynı cephe anayasa değişikliğine “hayır” için son kez birleşmiş vaziyette. Oyun, kurgu ve amaç aynı... Gezi, 17/15 Aralık, 7 Haziran veya 6-7 Ekim başarılı olsaydı tabii ki 15 Temmuz yaşanmayacaktı. Çünkü maksat hasıl, ülke düşmüş olacaktı. Tabii hepimizle birlikte… Onlar için Sykes-Picot da olduğu gibi, sonrasında halkların neler yaşayacağı önemli değildi.

Bugün Suriye ve Irak’ta olduğu gibi…

Bu anayasa değişikliğinin 15 Temmuz darbesine bir cevap, 15 Temmuz halk devriminin de bir sözleşmesi olduğunu unutmayalım.

Türkiye’yi Suriyeleştirmeyi planlayanlara bence son hamle, 16 Nisan’da Türkler, Kürtler ve her kesimden gelecek, ki buna CHP seçmeni de dahil, güçlü bir EVET olacaktır.

Hikayenin doğrusu budur.

Akşam
14 Şubat 2017

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;