SİYASET

Markar Esayan : Daha nasıl anlatsın?

Tarih
03 Ekim 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Markar Esayan

1943 yılında Nazilerin yenileceğini müttefikler artık biliyordu ve bu tarihlerden sonra önemli olan Almanya’nın ne kadar daha savaşabileceği değil, savaşın bittiği gün hangi müttefik ordusunun sahada hangi büyüklükte bir alanı kontrol ediyor olacağıydı.

Avrupa’yı dikey olarak ikiye bölen bir çizgi fiili olarak çoktan kabul görmüş ve bu çizginin doğusunda kalan ülkeler Stalin’e bırakılmıştı.

Bu durum her savaşın genel kaidesidir. Savaşın nihayeti aşağı yukarı kestirildiğinde muzaffer ülkeler ganimeti paylaşmak üzere kendi aralarında anlaşmalar/çekişmeler yaşar. Hatta yenenler daha sonra ganimet için kendi aralarında savaşabilirler bile. NATO, Stalin’in Kıta Avrupası ve kuzey ülkelerini işgal etme olasılığı için kurulmuştur. (Oysa böyle bir olasılık yoktu. Stalin arkası boş izlenimler vererek ABD’yi hegemon devlet yapmıştı.)

Suriye’de savaşın daha ne kadar süreceği de bu kurala tabidir. Suriye’de bulunan ABD ve Rusya gibi ülkeler gong çaldığında en avantajlı durumda olmadıkları sürece o savaş bitmeyecek. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, şu an Suriye savaşının bitmemesi Suriyelilerin isteği/tercihi değildir.

ABD ve Rusya’nın, zaten barışı arzulayan tek ülke olan Türkiye’nin desteğini alıp İran’ı da ikna ettiğinde, bu savaşın yarın bitmemesi mümkün değildir. DAEŞ’i organik bir örgüt olarak kabul etsek bile 10 bin kişilik bir örgütün bu ittifaka direnecek durumu yoktur.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın TBMM yasama yılı açılışındaki konuşmasında sarf ettiği“Suriye’de masa dışında kalamayız, masada olmaya mecburuz. Aksi takdirde hem sınır güvenliğimiz, hem de terörle mücadele çabamız ciddi tehdit altında kalacaktır” sözleri bu gerçeklerin ışığında hayati bir durumu ifade etmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomatik bir dille ifade ettiği riskin açılımı şudur: Suriye’deki savaşın gizli hedefi Türkiye’nin dizaynıdır. Gezi, 17/25 Aralık, 6/7 Ekim, 22 Temmuz, 7 Haziran ve nihayetinde 15 Temmuz’un da amacı buydu.

Üstelik Türkiye 911 km sınırı olan bir komşu ülkede, sadece oradaki akrabalarının bir an evvel cehennemden kurtulması, meşru müdafaa ve kendi toprak bütünlüğü adına barışı gerçekten arzulayan bir tavrı ortaya koyuyor. Türkiye’nin Suriye’nin topraklarında gözü yok. Öyle olsaydı bile 3/5 bin km öteden gelip burada at koşturan ülkelerin yanında bu daha anlaşılır olurdu.

Yani 15 Temmuz direnişi hem ülkeyi bir yok oluş sarmalından esirgemiş, hem de Suriye’de masada bulunmanın askeri gerekliliği olan Fırat Kalkanı harekatına imkan vermiştir.

Ne ABD, ne de Rusya Fırat Kalkanı’ndan gerçekte memnun. MİT TIR’ları ve Rus uçağının düşürülmesi provokasyonları ile Suriye’de elinin kolunun bağlandığı Türkiye’nin savaş bittiğinde masada olmasını sağlayacak bu harekat, Kurtuluş Savaşı kadar bizimle ilgilidir.

Konuşmada ABD’ye yapılan uyarıyla da diplomatik dille FETÖ, PKK ve DAEŞ ile kurulan tuzağın bozulduğu, yeni girişimlerin ne pahasına olursa olsun bozulacağı ve “dost” ülkelerin bu üç örgütle değil, kazanan ve kazanacak taraf olan Türkiye ile yola devam edilmesi gerektiği hatırlatılmıştır.

Suriyeliler ve herkes için de hayırlısı olan budur.

Esasen ilişkilerin/güvenin yeniden tesisi için bu tavır değişikliğini Türkiye’nin görmesi şarttır.

 

Olmazsa, Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi; kendileri bilir...

Akşam
3 Ekim 2016

 

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;