DÜNYA

Markar Esayan : Batı’da “Karanlık Çağ” başladı mı?

Tarih
13 Kasım 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Markar Esayan
İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Almanya ve Japonya’nın teslim olması an meselesi iken, atom bombasının kullanılmasına dönük bir tartışma yaşanmaktaydı ABD’li bilim “adamları” arasında. Azınlık bir grup, bunun büyük yıkıma yol açacak bir hamle olacağına dair direnmeye kalkmışlardı. Ancak diğer bilim “adamları”, fonların devamı için yaptıkları işin parlak bir sonuca yol açması gerektiği konusunda baskın çıktılar.

İşte Batı’nın Trump’ın kazanmasıyla iyice su yüzüne çıkan “Karanlık” çağının başladığına dair korkusunun temelinde, bu türden bir çürüme/dekadans var.

Atomize olmuş ve bedenin ihtiyaçlarına dönük bir hapishaneye kapatılmış sözde bireyler, artık bu anlamsızlığı daha fazla taşıyamıyorlar. Ne ifade ettiği muğlak bir özgürlük adına, insanı toplumdan, geçmişinden, geleneklerinden, aile ve inançlarından koparan zihniyet tüm parlak kamuflajlarına rağmen artık kurguyu ayakta tutamıyor.

ABD/AB özelinde siyasi merkez ardı ardına çöküyor. Mühendisliklere, medya operasyonlarına, elitizm ve lobizme dayalı sistem, sağduyulu olması gereken merkezin değerlerine ihanet ettiği için kitleler marjinal partilere doğru akıyor. Merkez partileri müesses nizamla özdeşleştiği için güçsüzleşiyor. Fakirleşen orta sınıf, ümitlerini kaybeden dar gelirliler, kendilerine keskin çözümler öneren marjinal partilere yöneliyorlar.

Öte tarafta Hillary kurgusunu satın almış gözüken eğitimli, genelde zengin kıyı bölgelerinde yaşayan üst/orta sınıf ve elitler ise büyük öfke içindeler. ABD’nin birçok bölgesinde ayaklanmalara tanık olunuyor. Bir Avrupa Baharı’nın başlaması an meselesi. Bu ayaklanmaların bayraktarlığını da PEGİDA, Neo Naziler ve Le Pen’in yapacağı kuşku götürmez.

Batı’nın karanlık bir çağa girmesi Türkiye için de iyi bir haber değil hâlbuki. Trump ise bir Erdoğan değil. ABD’deki 8 Kasım seçimleri ile 3 Kasım 2002 seçimleri arasında sosyolojik bir özdeşlik kurulabilir ama bunu dikkatli yapmak lazım. Evet, “göbeğini kaşıyan John”lar bir Erdoğan’ları olmadığı için Trump’a yöneldi. Çeperde kaldıkları doğru. Danimarka’da milli gelirin yüzde 90’ı toplumun yüzde 90’ına giderken, ABD’de bu oran yüzde 10. Bu durum 3 Kasım Türkiye sosyolojisini andırıyor.

Ancak bu dip dalgasının taşıyıcılığını Türkiye’de üstlenen Erdoğan, ülkeyi demokratikleştirdi, milli iradeyi esas kıldı. Müesses nizamla siyasi ölçüler içinde çok başarılı bir kavga verdi. Ancak Trump henüz yolun başında ve iki milyon kaçak mülteciyi sınır dışı etme vaadiyle işbaşına geldi. Erdoğan ise, üç milyon mülteciye kucak açarak dünyaya demokrasi dersi veriyor. “Dünya beşten büyüktür” diyor. Yeni bir Ortadoğu hukuku, yeni bir terör tanımı ve yeni bir paylaşım zihniyeti öneriyor.

Trump karşıtları ona karşı çıkarken, şüphesiz koca bir algı makinesinin her türlü manipülasyonundan etkilenerek de bunu yapıyorlar. Burada CHP ve medyasının CHP kitlesini yalanlarla depresyona sokmasıyla yakın benzerlik var. Dolayısıyla bu aşırı yükleme, Trump’ın kazanmasıyla ayaklanmaya dönüştü. Ancak siyahilerin, hispaniklerin ve göçmenlerin Trump’tan korkmak için ciddi nedenleri de var.

Hasılı, Erdoğan çevre hareketini şiddetten uzak tutarak, demokratik şekilde siyasete adapte etti ve merkeze taşıdı. CHP ise gittikçe marjinalleşti ve işi ayaklanma çağrılarına kadar vardırdı. Burada ABD/AB ve Türkiye elitleri arasında ciddi bir özdeşlik var. O yüzden ittifak ettiler zaten.

Trump bu zor ama doğru yolu benimserse, kalibresi de yeterse, dünya için iyimser bir dönem açılabilir. Bu zayıf da olsa bir olasılık. En azından bir belirsizliğe sahibiz. Çünkü Hillary’nin gelmesi halinde dünyanın daha kötü bir yer olacağı kesindi. Tüm ayarlamalar buna göre yapılmıştı.

Akşam
12 Kasım 2016 

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;