SİYASET

Markar Esayan : Başkanlıktan neden korkuyorlar?

Tarih
04 Kasım 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Markar Esayan
Öyle zamandan geçiyoruz ki, tüm siyasi, grupsal, kişisel hesapların ötesine geçerek bir milli mutabakat çerçevesinde hareket etmek gerekiyor. Ancak bu da yeterli değil… Bu milli mutabakatın tüm kesimlerin katkısına açık olması da şart. Ortak aklın devreye etkili biçimde girebilmesi ve ülkemiz için en doğru kararların alınması için her kesimin yerli/milli anlayış temelinde, kendi katkılarını siyaset ve sivil toplum alanına getirmesi gerekli. Mutabakatı sağlarken tekillik tuzağına düşmemek, bilakis sürecin demokrasimizi güçlendirmesini sağlamak durumundayız. Zor ama mümkün.

Dünyada Soğuk Savaş sonrasında oluşan geçici kararsız dengenin darmadağın olduğu bir süreç yaşanıyor. Türkiye yenidünya düzeninin kurulacağı iki noktadan birinde, Avrasya-Ortadoğu bölgesinde merkez ülke konumunda. Bir diğer mücadele alanı ise Asya-Pasifik.

Böyle durumlarda devletin hızlı ve güçlü refleksler vermesi hayati. Devlet, otoritenin toplandığı bir boş alan. Devasa bir makinenin kumanda koltuğu diyelim biz buna. O koltuğun gasp edilmesine, bir grubun vesayetine terk edilmesine izin verilemez. Dolayısıyla bu kumanda koltuğuna vaziyet edecek kişi ve kadroların, müdahaleye uğramaksızın halk iradesi tarafından tayin edilmesi gerekiyor. Yani millet iradesi ile o makam arasında bir özdeşlik kurulmalı, iki mesafe arasında mümkün olduğunca aracılar, kör noktalar bulunmamalı. Öyle ki, o makamı suiistimal edecek kadro hareketleri araya sızmasın.

Modern devlet aygıtında egemenliğin kaynağı millettir. Lakin iş uygulamaya geldiğinde bu hayati kural lafta kalabilir. Şekilsel gerekler tamamlanmış gibi gözükse de, yapısal sorunlar bu ilkeyi dışlar. Bizim parlamenter sistem geçmişimiz bunun canlı örneğini sunar. Sandıkta bir irade tecelli eder ama sonuçların o iradenin arzularının tam tersine gerçekleştiğini görürüz.

İşin aslı, devlet aygıtını ele geçirme sevdası bizim parlamenter sistem hikâyemizin en başında zuhur etmiştir. Millet ve devlet için en iyisini bildiğini iddia eden gruplar, devletin bu zaaflı yapısından faydalanmışlar ve o aygıtı ele geçirmişlerdir. Burada bu kadro hareketlerinin niyeti halis de olabilir. Ancak ortak aklın olmadığı yerde çürüme esastır. Çürümenin yaşanmaması için devleti millet iradesine teslim etmek gerekir. Kadrolar için kaynak millet olacaktır. Hatta ortak akılla alınan hatalı kararlar bile, kadro hareketlerinin alacağı doğru kararlardan daha iyi sonuç verebilir.

İşte başkanlık sistemi ve onu desteklemek konusundaki kararlılığımızın merkezinde bu hayati meşruiyet meselesi yatıyor. Başkanlık sisteminin, koalisyonları önleme, hızlı, verimli ve etkin hareket edebilme, yasama ve yürütmenin net biçimde birbirinden ayrılması gibi birçok artıları bulunsa da, asıl devrimsel sonuç, yürütmenin “doğrudan” halk tarafından seçilmesi olacaktır. Doğrudan halkın seçtiği başkan, sadece halkına ve yine doğrudan halkın seçtiği yasama meclisine karşı sorumlu olacak, böylelikle devletin halk dışında bir güç tarafından ele geçirilmesi, vesayet oluşturulması, darbeler organize etmesi neredeyse imkânsız hale gelecektir.

Faydalar bununla da bitiyor değil. Başkanlık sisteminin ülkede bulunan her toplumsal kesimi siyaset alanına çekme merkezkaç gücü bulunmaktadır. Halkın yönetimde etkin olma gücünün artırılması, siyasetin ülkede yegâne merkez olmasını sağlayacak, katılımcı demokrasiyi güçlendirecek ve şiddete eğilimi azaltacaktır.

Sanırım vesayet odakları için başkanlık sisteminin en rahatsız edici kısmı da bu özelliğidir.

Akşam
4 Kasım 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • Aydın

    04 Kasım 2016 17:37
    0 0
    Başkanlığa Rabbimin izni ile evet evet evet
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;