EKONOMİ

Kayahan Uygur : Kriz “geliyorum” diyor

Tarih
11 Temmuz 2017
İzlenme
Kişi
Yazar
Kayahan Uygur
 Hamburg’daki G-20 toplantısını dikkatsiz bir gözle izleyenler 90’lardan beri sanki hiçbir şeyin değişmediğini sanabilirler, hâlbuki eski birlikteliğin yerinde yeller esmekte, oradaki 20 devletin her biri ayrı telden çalmaktadır. Bunun en büyük nedeni dünya kapitalist sisteminin bir türlü bitmek bilmeyen krizidir. Gelecek için ortak hiçbir vizyon kalmamıştır ve herkes haklı olarak kendi derdindedir. 

Ekonomi saadet zinciri oldu 

Bundan 10 yıl önce küresel finans krizinin ilk işaretleri olarak ödenmemiş gayrimenkul kredileri konusu su yüzüne çıkmıştı. Bankalar ve yatırım fonları çok ihtiyatsız davrandıklarını ve ateşle oynadıklarını fark etmişlerdi ama çok geçti. Önce ABD, sonra AB yanmaya başladı, alevler Brezilya ve Çin’e kadar vardı. 

2007 Dünya finans krizi kapitalizmin sonunun başlangıcıydı, o günden bu yana bazı geçici önlemler alınmışsa da yapısal sorunlardan hiç biri çözülmedi. Reel ekonomiden kopuş ve teknolojide gerçek insan emeğinden uzaklaşma “değer yaratmayı” ve sonuçta kârlılığı ortadan kaldırıyor. Ekonomi algı operasyonlarıyla ayakta duran bir “saadet zinciri” halinde… 

Gelecek kuşaklar sömürülüyor 

Dünya ekonomisi geleceğini yitirmektedir. Küresel borç dağı o kadar büyüktür ki gelecek kuşakların sömürüldüğünü rahatlıkla ifade edebiliriz. Dünyada kamu ve özel kesim borçlarının toplamı bütün ülkelerin toplam milli gelirinin yüzde 250’sine yaklaşmaktadır. Bunun anlamı torunlarımıza miras değil borç bırakmamızdır. 

Eskilerin yeni gelecek olanlara varlık değil borç bırakması dünya tarihinde görülmüş bir olay değildir. Oysa biz, bizden sonra geleceklere varlık değil borç, daha güzel bir dünya değil kirlenmiş bir yeryüzü ve tükenmiş kaynaklar devredebiliyoruz ve bu etik anlamda dev bir sorundur.  

Yeni kriz nereden doğacak? 

Krizin başlangıcından 10 yıl geçtikten ve rekor miktarda para basıldıktan sonra bugün ABD ve Batı Avrupa’da yüzde 2 civarında bir büyüme görülüyor, ama hiç kimse bunun devamlı olacağından emin değil. Ayrıca işsizlik sorunu kronikleşiyor ve gelir adaletsizliği giderek artıyor. Zar zor sağlanan çok düşük büyüme belli ki milyonlarca yoksulun feda edilmesinin bir sonucudur. Daha da kötüsü yeni bir çöküşün çatırtıları şimdiden duyulmaktadır. 

Yeni kriz nereden doğacak? Yatırım fonlarının düşük faizle borçlanıp şirket satın almalarından mı? Çin’de özel kesim borçlarının milli gelirin yüzde 160’ına varmasından mı? Avrupa Merkez Bankası’nın piyasaya desteği eninde sonunda azaltacak olmasından mı? Göç krizi veya bölgesel savaşlar sonucu mu, henüz bilinmiyor, bambaşka bir noktadan da patlama olabilir. Önemli olan sistemin büyümeyi artık olağan koşullarda sağlayamıyor durumda olmasıdır. Hasta yoğun bakımdadır ve normal odasına dönüşü bile sorunludur. 

Musluklar açılırsa 

ABD’de 2007 krizi düşük faizle ödeme riskine bakılmaksızın herkese aşırı bir şekilde gayrimenkul kredisi verilmesiyle başlamıştı. Ama düşük faiz de 2001’deki internet hisselerindeki aşırı şişmeye karşı getirilmişti. Görüldüğü gibi her çare başka bir sorun doğuruyor. 2007 Sonrası çare aşırı borçlanma ise, şimdi yeni krizin de buradan çıkacağı muhtemeldir. 

Bir başka tahmin de Başkan Trump’ın Dodd-Frank yasasını kaldırmasıyla ilgilidir. Bu yasa bankaları zapturapt altına almış ve kredi vermelerini zorlaştırmıştı. Şimdi musluklar yeniden açılırsa durum ne olur? Gözlemciler bu konuda da endişeliler.  

ABD’nin ve dolayısıyla dünyanın en önemli sorunlarından biri Amerikan hane halkı borçlarının yüksek oluşudur. Amerikalılar borçla yaşayan ve bu şekilde sistemin ve bankaların kölesi haline getirilmiş olan insanlardır. 2017’nin ilk çeyreğinde bu borcun toplamı 12 trilyon 730 milyar dolara yani ülkenin toplam milli gelirinin yüzde 70’ine ulaşmıştır. Böylece bu miktar krizin en şiddetli olduğu 2008’deki rakamı aşmıştır. 

Araba ve eğitim kredileri riskli 

Gayrimenkulde yasal önlemler nedeniyle belli bir soğuma olmuşsa da bu kez araba ve eğitim kredileri patlama yapmıştır. Araba kredileri 10 yılda 810 milyardan 1 trilyon 200 milyara yükselmişken, eğitim kredileri iki misli artarak 1 trilyon 200 milyar dolara ulaşmıştır. 

Amerikan tüketicilerinin yüzde 17’si yılda en az 1 taksiti geciktirmiştir ki bu konuda geçen seneye göre yüzde 12 artış demektir. Kriz sonrasında ilk kez bu tür bir ödeme güçlüğü artışı yaşanmaktadır. Araba kredilerinde var olan dosyaların yüzde 9’u riskli olarak damgalanmıştır bile. Ayrıca gayrimenkul piyasasına getirilen kısıtlamalar araba kredileri için geçerli olmadığından bir laçkalık vardır. Kendi kazanç durumları hakkında yanlış bilgi ve belge vererek bankaları aldatanların oranı yüzde 20’yi bulmaktadır. 

Banka borcunda sınıfta kalanlar 

Eğitim kredileri üniversite masraflarının son 20 yılda iki katına çıkmasıyla birlikte ABD’nin önemli sorunlarından biri halindedir. Diplomasını alan her genç ortalama 37 bin dolar borçla hayata başlıyor. Bunlardan şimdilik yüzde 12 kadarı okulda imtihanlarını geçmiş ama borcunu ödemekte sınıfta kalmış durumdadır. 

Dikkat 

İşte dünya durumu budur. Karar vericilerimiz arasında umarız hâlâ eski liberal rüyaları görenler kalmamıştır ve bu gerçekler dikkate alınır. Yoksa bizim de işimiz zor. 

Güneş
11 Temmuz 2017

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;