DÜNYA

İsmail Kılıçarslan : Aynısının laciverti: Trump

Tarih
12 Kasım 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
İsmail Kılıçarslan
Amerikan seçimleriyle seçim gününe kadar ilgilenmedim. Bunun iki sebebi vardı. Birincisi, Amerika'da 'başkanlık seçimi' yapıldığına öteden beri inanmam. Sistemin kendisi, sonraki dört yıl boyunca Amerika'nın yeni yüzünün kim olacağını belirler ve sanki seçim yapılmış da yeni başkanı halk seçmiş gibi davranır. İkincisi ise, Amerikan sisteminin 'yeni yüz' olarak Hilary'yi seçtiğine, yola onunla devam edeceğine kanaat getirmiştim. 


Yanılmışım.

Trump'ın seçilmesi Amerikan tarihine 'bir yol kazası', 'küçük bir sistem arızası' olarak geçecek bana kalırsa. Trump'ın ilk günden İslamofobi tweetini silmesi, toplumu kucaklama iddiasında bir zafer konuşması yapması falan da bu fikrimi destekleyen unsurlar.

Gerçi Fuat Keyman, Trump'ın zaferi için 'yeni popülizmin zaferi' tespitini yapıyor lakin ben buna hiç katılmıyorum. Yine iki sebeple… İlki, en genel manada popülizmin Keyman'ın kurduğu gibi 'olumsuz, kötü, çirkin' bir şey olduğunu düşünmüyorum. İkincisi ise Trump'ın seçilmesini sağlayan temel hikâyenin Amerikan toplumunda biriken 'öfke' olduğunu düşünüyorum. Yani Trump halka duymak istediklerini söyledi, burası tamam. Ama söylemeseydi de insanlar, ABD'deki ana akım medyanın, anket şirketlerinin, araştırmacıların işaret ettiği adayın tersine bir oy verme davranışı geliştireceklerdi.

Bakmayın siz 'pembe mabadlı New Yorker'ların Trump için 'benim başkanım değil' diye protesto gösterileri yapmalarına. Bizatihi pembe mabadları bu gösterilerin 'hakiki' olmasına engel teşkil edecektir. Ülkesinin geleceğini hayvan haklarını ya da eşcinsel evliliğini savunur gibi savunan adamdan bir yol olmaz.

Anlayacağınız, hiçbir şey olmayacaktır. Sistem, algısı kısıtlı, entelektüel birikimi yerlerde sürünen Trump'ı derhal avucuna alacak ve Amerika yoluna devam etmeyi deneyecektir.

'Deneyecektir' diyorum, zira Trump'ın seçilmesinden bağımsız olarak, ABD'de işlerin uzun süredir yolunda gitmediği sır değil. Bu karambolde bir iç karışıklık, hatırı sayılır bir ekonomik kriz ve benzeri şeylerle karşı karşıya kalabilir Amerika. Biz de limonatamızı doldurur, olaylar hakkında yorum yaparız.

Trump'ın seçilmesine yine de sevindim mi peki? Elbette hayır. Fakat şu: Clinton'ın seçilmemesine çok sevindim. Amerika'nın ve ona bağlı olarak dünyanın pek çok yerindeki Amerikaların kültürel muktedirlerinin can-ı gönülden istediği Clinton'ın seçilmemesine bayıldım hatta. Joyce Carol Oates'inden Robert De Niro'suna, Aslı Aydıntaşbaş'ından Kati Piri'sine kadar herkes 'bakakaldı' son tahlilde. Hatta Aslı Hanım, dayanamayıp Clinton'ın seçilmemesi hakkında 'bizim için çok kötü oldu' dahi yazdı. 'Biz' kimse artık? Bilemiyorum.

Bir not daha… Amerikan seçimlerinin asıl kaybedeni, tıpkı epeydir Türkiye'de olduğu gibi, ana akım medya, manipülatör anket şirketleri ve bir takım uzmanlar oldu. 'Toplumu dizayn etme' işi, bu toplum Amerikan toplumu dahi olsa, bir kez daha çuvalladı. Bu da ayrıca pek şahane…

Peki, Trump'ın başkan oluşuyla dünyadaki ve Amerika'daki Müslümanların durumu ne olacak? Müslüman olduğu falan söylenen 'siyah' Obama döneminden daha kötü olacağını hiç sanmıyorum. 'Aynısının laciverti' politikalarla devam edecek Trump yoluna. Belki biraz eksik, belki biraz fazla… Ne fark eder?

Son olarak da 'Trump, Türkiye'nin beklentilerine karşılık verecek mi?' sorusunun cevabını arayalım. Trump'ın gücü Fetoş denen şeytanın vaizini Türkiye'ye iade etmeye yetecek mi, bunu yakında anlarız. Ancak, o sümüklünün iade edilmesi kararının Trump'a kalmayacağını düşünüyorum. Sistem Fetoş'un ve diğer P.İ.Ç'lerin iadesine karar verirse bunu 'Trump'ın işi' olarak göreceğiz elbette, orası da ayrı.

Tabii bir de Trump'ın PYD ile iş tutmayacağı beklentisi var. Ben bunun, iade meselesinden daha kolay bir mesele olacağını tahmin ediyorum. Son genelkurmay ziyaretleri, bazı açıklamalar v.b. Amerika'nın PYD'yi satışa çıkarabileceğini gösteriyor zaten. PYD'nin devreden çıkması da Suriye meselesinde çözüme birkaç adım daha yaklaşıldığını gösterecek bize. O yüzden sosyal medya diliyle söyleyelim: 'Ay hadi inşallah.'

Ne diyordu Hilary: 'Valla kardeş ben bu sarı saçlı, mavi gözlü adamdan bir şey anlamadım. Bütün anketler, televizyonlar, uzmanlar falan benim arkamdaydı. Herif beni sadece twitterla alt etti billahi. Şaşkınım. Varam gidem de bir NGO neyin kuram.

Yenişafak
12 Kasım 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;