EĞİTİM

İkram Bağcı : Dicle Üniversitesi ve arka plandaki gerçekler

Tarih
11 Ocak 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
İkram Bağcı

Yıl 2006, Kandil’den gelen üç kişi o zamanlar itibariyle sonradan temeli atılacak olan YDGH’nin içinde yer alacak olan bir grup öğrenci ile bir araya gelir. Toplantıda ‘Biz Kandil’den fakültelere eleman gönderirken sizler fakülteden Kandil’e eleman göndereceksiniz’ özetinde bir görüşme gerçekleştirilir. Toplantıda verilen bu mesaj 2006’dan 2015’e üniversitelerde yaşanan birçok olayın temelinde yer alacaktır.

7 Temmuz 2012. KPSS’nin yapıldığı gün İzmir, İstanbul, Ankara, Batman, Hakkâri ve Mardin’de eş zamanlı operasyonlar başlatılır. Kasım 2012’de bu operasyonların ikinci dalgasında dokuzu kamu görevlisi 19 kişi gözaltına alınır. Cumhuriyet Savcısı Ender Karadeniz’in hazırladığı iddianameye göre M.K.Ö. öncülüğünde örgütün 1999’dan beri sahte belgelerle sınavlara kendi elemanlarını girdirdiği ve bu doğrultuda tespit edilen 155 olayın olduğu belirlenir. Örgütün KCK ile direk bağlantılı olduğu bir sonraki aşamada bir üniversite öğrencisinin itirafları ile tespit edilir. 

Bu çetenin üniversite sonrası kendi elemanlarını KPSS ve ALES gibi sınavlarda başarılı olabilmelerini sağlamak için Joker elemanlarını kullandığı artık ortadadır. Lakin emniyet yetkililerine göre kamuya atanan binlerce memur artık göreve başlamıştır. Diyarbakır’da devlet memuru olan C.N. ile sınıf öğretmeni olan T.S. ve Hakkari’de okul öncesi öğretmeni olan M.L. gibi. İşin vahamete varan boyutu bu sınav şebekesinin 2006’ten beri aktif olduğu gerçeğidir.

Paralel yapının devlet kurumlarında örgütlenme adına belirlediği stratejiyi benimsemeye çalışan ve kendini çoğu kez açık eden PKK terör örgütünün içinde ise yine Kandil'den gelen talimat ile paralel yapının içinde kendini gizleyebilen önemli bir ekip söz konusudur. Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da paralel yapının dershanelerinde ve yurtlarında kalan bu ekip bir zamanlar paralel ve PKK çatışmasında bile kendi safını paralel yapıdan yana belirleyebilmiştir. Tabi bu taraf belirleme de Kandil-İsrail kaynaklı bir talimatın gereğince gerçekleştiği görüşü ağır basıyor. Yine bu ekibin paralel yapın içinde yanlışlıkları ve aşırılıkları söz konusu olsa bile 2007’den sonra paralel yapı tarafından bu ekibe karşı sessiz kalındığı görülüyor.

Dicle Üniversitesi'nde bir rektörün cemaatinin konsensüsü olarak 3. sırada bile olsa atanmasının ardından paralel yapının elemanlarınca aslında bir profesörün çok iyi bir şekilde kendilerine adapte edildiği ve tüm üniversitenin kritik noktalarına paralel yapının adamlarının yerleştirildiği üniversite içinde konuşulan bir gerçektir. Sonraki seçimde aynı rektörün oyların yarısından fazlasını alması kadrolaşmanın veya bazı akademisyenlerin sindirilmesinin göstergesi konumundadır. Onlarca araştırma görevlisi kadrosuna kendi elemanlarını yerleştiren ekip üniversiteden çevre üniversitelere akademik personel gönderirken Dicle Üniversitesi’ne de çevre üniversitelerden birçok akademik personelin gelişini hızlandırmıştır.

Paralel yapının üniversiteye tam olarak hâkim olmasından sonra yıllardır paralel yapının içinde var olan ve sessiz kalan terör örgütü elemanları paralel yapıyı kullanarak birçok üniversitede Müslüman Kürt görünümü ile farklı kadrolara yerleştiğini söyleyebiliriz. Yani örgüt yıllardır ilk kez sinsice davranmış ve paralel yapının içinde gizlenerek paralel yapı ve devlete bu sayede bir gol atmıştır denilebilir. Bu esnada Doğu ve Güneydoğu illerinde birçok sınavda paralel yapının içinde gizlenen akademik personel ve çeşitli kurumlarda görevli memurlar sınav esnasında birçok örgüt üyesinin büyük şehirlerde tıp, hukuk vb. bölümlerine yerleşmesi adına her türlü usulsüzlüğe göz yummuştur.

Artık Hacettepe ve Çapa Tıp fakültesini bitiren doktorlardan tutalım da birçok üniversite mezunu yine 2012’de yapılan operasyonla ortaya çıkarılan şebekenin yardımı ile kamu kurumlarına yerleştirilir. Bu yerleşenler içinde Kandil'in belirlediği isimlerden bazıları Dicle Üniversitesinde kendilerine yer bulabildi desek yanlış olmaz. Bu duruma ise yine göz yuman paralel yapı kadroları çoğu zaman aramız iyi değil görüntüsü verse de günümüzde arka kapılardan girilerek gerçekleşen görüşmeler artık başlamıştır. Bunu sağlayan ekip bir zamanlar paralelin içinde olup şimdileri de artık bölge üniversitelerinde etkin olan isimlerdir.

Bu ekibin amacı ne? Amaç gayet basit. Paralel yapının devlet kadrolarına sızma adına yaptığı birçok faaliyeti bu ekip özellikle Doğu ve Güneydoğu illerinde yapmanın peşinde. Yani amaç bölgede kamu kurumlarında her kademe de örgüte ( PKK) bağlı olan ve örgütü destekleyen görevlileri kamuya yerleştirmektir. Batı'dan gelen öğretmelerin ve diğer memurların tehdit edilmesinin temel sebeplerinden biri de bu amacı gerçekleştirmektir.

Peki, ne yapılabilir? Üniversitenin kendi içinden yeni bir rektör ataması veya hükümete yakın bir akademisyenin seçilmesi bu yapının bitirilmesine çare olması çok zor. Çünkü hem paralel yapı hem de örgüt bu kişinin yakınlarıyla bile bu kişiyi çok rahat etkisi altına alıp yapıya dokunulmasını engelleyebilir. Zaten birçok akademisyenin ortak görüşü ise üniversitede kurulan bu yapının bozulmasının çok zor olduğu. Yalnız bu ekipten rahatsız olan ama şimdilik sesini çıkaramayan ve bu ekibin mağdur ettiği akademisyenlerin ortak görüşü dışardan birçok yetki ile donatılarak atanan bir kişiye de destek vermeye hazır olduklarıdır.

Star
10 Ocak 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;