GÜNCEL

Hüseyin Likoğlu : Nasrettin Hoca’nın iğne araması gibi FETÖ ile mücadele

Tarih
28 Mart 2018
İzlenme
Kişi
Yazar
Hüseyin Likoğlu

Nasrettin Hoca’nın samanlıkta kaybettiği iğneyi başka yerde aradığı hikâyeyi herkes bilir.

Nasrettin Hoca bir gün samanlıkta eşeğinin semerini tamir ederken elindeki iğneyi düşürür. Hoca iğneyi düşürdüğü yerde değil, dışarıda evinin bahçesinde aramaya başlar. Hoca’yı merakla bir şeyi ararken gören komşuları yardım etmek ister. Hoca’ya ne aradığını sorarlar. Hoca da “İğnemi düşürdüm bulamıyorum” der. Komşular da aramaya koyulur ancak iğne bulunamaz. Komşulardan biri “Hocam iğneyi tam olarak nerede düşürdün” diye sorunca işin rengi değişir. Hoca, “İğneyi ahırda düşürdüm” cevabını verince, komşular hep bir ağızdan kızgınlıkla “Ahırda kaybettiğin iğneyi bize niye sokakta aratırsın” diye çıkışırlar. Hoca da “Niyetim kötü değildi ama orası karanlıktı burası aydınlık” şeklinde karşılık verir.

Kimi yorumcular Nasrettin Hoca’nın bu davranışına çeşitli hikmetler yükler. Hoca’nın davranışında bir hikmet var mı bilemeyiz. Ama Bugün FETÖ ile yapılan mücadelenin Nasrettin Hoca’nın iğne aramasına çok benzediğini söyleyebiliriz.

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, 15 Temmuz darbe-işgal girişiminin en önemli davalarından biri olan “Çatı” davasında müşteki olarak ifade verdi. Akar, maiyetindeki subayların da Fetullahçı terörist çıkmasıyla ilgili bir soruya, “FETÖ’nün TSK yapılanmasındaki hususiyetleri, özellikle gizlilik konusunda kullandığı yöntemler dikkate alındığında FETÖ mensubu olan TSK personelinin teşhisi ve tespiti her zaman mümkün olmamıştır. Maiyetimde FETÖ’cü olduğu bilinerek herhangi bir personel istihdam edilmediği

gibi istihdamına da müsaade edilmemiştir” şeklinde cevap verdi.

Hulusi Paşa’nın bu cevabı FETÖ’nün nasıl bir örgüt olduğunu en iyi şekilde gözler önüne seriyor. Lakin, bu tanılamaya

rağmen FETÖ ile mücadele edilirken bu hassasiyetin, bu tanımın çok da dikkate alındığını söylemek mümkün değil. Sadece TSK için söylemiyorum, bütün kurumlarda hatta sıradan insanlar arasında da aynı yanlışı görmek mümkün.

“Efendim filanca kişi FETÖ’CÜ olamaz.” Niye? Çünkü yaşam tarzı hiç onlara benzemiyor. Pardon da Fetullahçı teröristlerin ne zamandır bir yaşam tarzı var ki? Tam da Hulusi Akar’ın dediği gibi “Özellikle gizlilik konusunda kullandığı yöntemler nedeniyle teşhisi ve tespiti mümkün değildir.” Dolayısıyla yaşam tarzı üzerinden Fetullahçı analizi yapamayız. Fetullahçılar her kılığa girmiştir ve gizlenmek için uymayacakları bir yaşam tarzı yoktur.

Hulusi Akar’ın söz konusu tespitine rağmen, ne yazık ki TSK’da FETÖ ile mücadelenin bu hassasiyetlere göre yapıldığı söylenemez. Özellikle 15 Temmuz işgal girişiminden sonra 28 Temmuz’da toplanan YAŞ’ta FETÖ ile iltisakları olmamasına rağmen sırf muhafazakar yaşam tarzına sahip diye FETÖ’CÜ olabilir mantığı ile emekli edilen epey personel

var. FETÖ’nün görevlendirme listesinde

yer alıp da yaşam tarzına bakılarak terfi ettirilen ve önemli görevlere getirilen isimler de var. Yaşam tarzı sistemi 15 Temmuz’dan sonra da TSK’da işlemeye devam etti.

Tıpkı 28 Şubat’ta ki gibi. FETÖ ile mücadele edilirken muhafazakar yaşam tarzına

sahip olanlara potansiyel gözüyle

bakılırken, daha seküler tarzı benimseyenlere pozitif ayrımcılık yapılıyor.

Yukarıda bahsettiğim gibi bu durum sadece TSK ile sınırlı değil. Tüm alanlarda aynı yaklaşım var. Bu durum ve anlayış FETÖ ile mücadeleyi zaafa uğratıyor. FETÖ bir cemaat değil, bir yaşam tarzı ve ideolojisi yoktur. FETÖ bir istihbarat örgütünün aparatıdır ve bütün militanları da ajan görevi görmektedir. Dolayısıyla bir ajan nereye sızmışsa oranın kurallarına göre ve yaşam tarzına göre hareket etmektedir.

FETÖ’nün ajanları camide imam, kilisede papaz, meyhanede şarapçı… Fetullahçıları sadece bir kurumda ararsak, sadece bir yaşam tarzına sahip olarak görürsek, FETÖ’nün ekmeğine yağ süreriz. Fetullahçıları bize kolay gelen yerde

değil, nereye kadar uzanırsa uzansın,

ne kadar zor olursa olsun, neredeyseler orada aramamız gerekir. Hem de yaşam

tarzlarına ve gözlerinin yaşlarına bakmadan gerekeni yapmalıyız.

Bugünlerde eskisinden daha kararlı bir mücadeleye ihtiyacımız var. Zira mahkemelerde hainlerin şımarıklığı haddinden fazla artmaya başladı…

Yenişafak
27 Mart 2018

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • hursit dilaver

    28 Mart 2018 12:55
    1 0
    şu boğaziçi olayında bile hala pısırıklık, eziklik içindeyiz.nerde ERMENİ SOYKIRIMI YOK diyen yallah mapus damına girer.. ulan lokum dağıtana saldıranları nasıl takla atarak korumaya alıyorlar.DEVŞİRME EĞİTİM BU İŞTE.AFRİNE GİRİLİNCE HATAY KURTULDU BUNLARIN DERDİ HATAYI ALAMAMAK...ÇILDIRDILAR. BİZİM saf MAHALLE DE BU PISIRIKLIKLA SUSUYOR. BAK ADAMLAR TVLERDE NASIL BU HAİNLERİ SaVUNUYORLAR.haklı bile çıkıyorlar
  • hursit dilaver

    28 Mart 2018 12:54
    1 0
    şu elbiseleri dikip te milletin gazını alıp , ama giyilmemesi için ayak sürüyen kimler agbimiz. ona bak sen.e kimsenin gıkı çıkmıyor. hoş boğaziçi için ne kadar çıktı.eziklik böyle işte.. nedense.. YANİ ŞORTLUYA VOLE YE HAPİS,ÇARŞAFLIYA HAKARET VE TÜKÜRÜK SERBEST..NERDE BİZİM MEDYA..daha çoook öğrenecek şeyimiz var.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;