SİYASET

Fehmi Koru : “Devletin ‘karşı-darbe planı’ vardı” diyorum ve ayakta alkışlıyorum…

Tarih
19 Temmuz 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Fehmi Koru

Yakınlık bazen gören gözleri görmez hale getirir.

Dün ‘Darbe’nin beyni Gülen olabilir mi? Olmasa da oldu bile’ başlıklı yazıma gelen tepkiler bu evrensel gerçeği bir kez daha doğruladı. İnsanlar böyle bir şeyi sevdiklerinin yapmış veya yaptırmış olabileceğine inanamıyorlar.

İnanamamak olağan, ama bir noktaya kadar…

Yazımda, alelacele ikamet ettiği çiftliğin bulunduğu Saylorsburg’a davet edilmiş yabancı gazetecilerden, daha önce yazısını yayımladıkları için aralarında ünsiyet olduğunu düşündüğüm İngiliz Financial Times gazetesi muhabirine, Fethullah Gülen’in, “Bizim işimiz değil” dedikten sonra, “Suçlu aranacaksa, bunu pekâla Erdoğan’ın partisi düzenlemiş olabilir” dediğine bazıları inanamadı.

Faruk Mercan da, arayı bulmak üzere Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Tayyip Erdoğan’a getirdiğim Fethullah Gülen imzalı mektubu, kitabımda anlattığım gibi, bizzat kendisinin yazmayı teklif ettiği bilgisinin doğru olmadığını, mektubun benim ısrarlarım sonucu ve eski âşinalığımıza hürmeten, yazılmak zorunda kalındığını iddia etmişti.

Doğrusu benim anlattığım gibidir.

Başarısız darbe girişimi öylelerine en kötü darbe; sonucu, dünyanın hiçbir yerinde kabul görmemek olabilir…

Üzücü, ama gerçek…

Türkiye’nin direnişi dünyada da darbeleri zorlaştıracak

Evet, darbe girişimine katılanların ‘motivasyonları’ tek bir sebebe bağlanabilecek gibi görünmüyor; özellikle TRT ekranlarından okuttukları ‘Yurtta Sulh Konseyi’ bildirisi mercek altına alındığında, ‘paçal bir kadro’ görüntüsü de alınabiliyor.

Türkiye hayırlı bir iş yaptı. Bu girişimin halktan destek bulmadığı için başarısız kalması sayesinde, yalnız Türkiye’nin kendisi artık darbe yapılamaz bir ülke haline gelmekle kalmıyor; darbeleri başka ülkeler için de kolay icra edilemez bir olağan-dışılık haline dönüştürüyor.

Ermenistan’da da hafif tertip bir darbe girişimi oldu bizden sonra, darbeciler orada da zorlanıyor.

İsrail’de bile ‘darbe’ ihtimali olup olmadığı tartışılıyor. Dünkü Jerusalem Post’tan öğrendim, “Olabilir mi?” sorusu savunma bakanlığı da yapmış ‘Zionist Union’ cephesi eş-başkanı Amir Peretz’e sorulmuş… “Yok” demiş Peretz, “Biz gençlerimizi demokrasinin çıktığı günden bugüne eğittik, devletin ordudan önce geldiğini herkes biliyor. Bizde askerler, aynı görüşü paylaşmasalar bile siyasilerin aldığı kararlar istikametinde pozisyon belirler.”

Tartışıyorlar işte.

İstihbarat zaafı mı, devletin operasyon planı mı?

Girişim sonrası tartışmalarda merkezi konuyu ‘istihbarat zaafı’ işgal ediyor.

Akşam CNN-Türk’te darbeyle ilgili stratejik ve lojistik yönler masaya yatırılmışken, bir ceza hukuku profesörü (Ersan Şen) ısrarla ‘istihbarat zaafı’ konusunu hatırlatıp durdu benim izlediğim bölümde.

Sabah kalktım, baktım, Ahmet Hakan da (Hürriyet) aynı konuyu işlemiş. Okuyalım: İSTİHBARAT DÜKKÂNI KAPATSIN: – Sabahtan akşama kadar ‘Fethullah… Fethullah…’ diye bağırıldığı… / – ‘En büyük sorunumuz Paralel Yapı’ denildiği… / – Her gün Cemaatçilere şafak operasyonları yapıldığı… / – Kayyum atanmayan tek bir yerin bile kalmadığı… / – ‘Paralel Yapı’ konusunda abartılı bir teyakkuzun söz konusu olduğu… / Bir ortamda… / Ordu içindeki Cemaatçilerin darbe girişiminden haberi olmayan ülkemizdeki tüm istihbarat birimlerinin dükkânı kapatmasını teklif ediyorum.”

Acaba?

Girişimin olduğu gün MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a, diğer binlerce devlet memuru statüsündeki kişiyle birlikte görevden el çektirilmemişse, Fidan furyanın dışında tutulmuşsa… “Neden acaba?” diye sorarım ben.

Şu ana kadar meydana gelen gelişmelere bakarak vardığım sonuç şu: Görevini fazlasıyla yapmış olmalı MİT…

Girişimin başarıya ulaşamamasında, öncesinde toplanan istihbaratın büyük payı olduğunu, sonrasında başlatılan tasfiye girişiminde de MİT’in önceden hazırladığı listelerin kullanıldığını düşünüyorum.

Hatta, “Bunlar darbeye kalkışabilirler, eğer böyle bir şey olursa, biz de şöyle davranalım” diye bir operasyon planı devlet tarafından belirlenmiş ve darbeciler düğmeye bastığında, o plan, sâdık devlet birimleri tarafından devreye sokulmuş bile olabilir…

Ne demişti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, daha geçen gün? Şunu: “Bunlar her yerdeler, hatta adamlarını buraya bile sokmuş durumdalar…”

‘Buraya’ dediği yer, Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi…

Herkes o sözü, “Abdullah Gül dönemini kast ediyor” diye farklı bir yöne çekti.

Oysa ne gördük, Cumhurbaşkanı, girişim sonrası ilk gözaltına alınanlardan birini, kendi yaverini, kast ediyormuş…

Yeme takıldılar

İki hafta sonra yapılacak YAŞ toplantısına bayağı kalabalık bir tasfiye listesiyle gidileceği haberlerinin, darbecilerde, planladıklarından daha önce düğmeye basma ihtiyacı doğurduğu herkesin dilinde.

Yine ‘acaba’ sözcüğü ile başlayacak bir cümlem olacak: “Acaba YAŞ’ta geniş tasfiye ve Cumhurbaşkanlığında bile adamları olduğuna dair dokundurmalar, ağızdan öylesine kaçırılmış cümleler değil de, tam da bu sonucu doğurmak üzere söylenmiş ortaya atılan yemler olmasın?”

Darbecileri “Eyvah, ya şimdi ya hiçbir zaman” noktasına o sözler getirmiş olabilir çünkü.

Nuray Babacan’ın bugünkü Hürriyet haberini okuyalım“Alınan bilgiye göre, İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato, soruşturma kapsamında mahkeme kararıyla bir süreden beri yapılan dinlemelerde bazı ifadeleri belirledi. Bu ifadelerin darbe hazırlığı olarak yorumlanabileceği bilgisi devletin kademeleriyle paylaşıldı. Marmaris’te  tatilde olan Erdoğan’a da, bu uyarı, darbe girişimin yapıldığı 15 Temmuz günü saat 15.00’te ulaştırıldı.”

Buradan öğrendiğimiz şu: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbenin o gün yapılacağından öğle saatlerinde haberi olmuş… MİT’in de daha önce.

Haberi erkenden olmuşsa, neden derhal Ankara veya İstanbul’a hareket etmemiş olabilir Cumhurbaşkanı?

Devletin ‘operasyon planı’ öyle gerektirdiği için olabilir mi?

Kuvvet komutanlarının darbe girişiminin ilk saatlerinden itibaren ortada görünmemesi, her şey olup bittikten sonra ‘kurtarılmaları’ da, yine ‘operasyon planı’ gereği idiyse, hiç şaşırmam.

Darbeyi planlayanlar da bunu sonradan galiba farkettiler, ama çok geç…

Türkiye büyük bir belâyı iyi atlattı; sadece kendisi için değil, başka ülkelerdeki maceraperest askerleri de caydıracak biçimde demokrasiye büyük hizmette bulundu.

fehmikoru.com
18 temmuz 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • dogrucu davud

    19 Temmuz 2016 13:23
    1 1
    n ‘Darbe’nin beyni Gülen olabilir mi? Olmasa da oldu bile’ adlı yazınızıda okumayı istiyorum. bulamadım
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;