GÜNCEL

Faruk Aksoy : Sevgili Kurnaz…

Tarih
12 Şubat 2017
İzlenme
Kişi
Yazar
Faruk Aksoy
Siyaset, camiye, kışlaya, mektebe girmesin” diyorsun.


Peki girmesin…

Girmesin de, “Referandum mitinglerinde parti flamaları, parti amblemleri yerine Türk bayrağı kullanacağız” diyorsun.

Bayrak sahaya indiğinde siyaset bitmiyor muydu, ya da öyle olması gerekmiyor muydu?

Sen, konuyu siyaset üstü bir makama taşıyorsun, “Bu işin partilerle alakası yok, bu iş Türkiye meselesi diyorsun”, iktidar partisinden bile “hayır” oyu istiyorsun, sorun olmuyor.

Ama onlar senden “evet” oyu isteyince, “Cami miting alanına, bayrak parti flamasına, ordu özel harekat merkezine dönüştü, yazıklar olsun!” diyorsun.

Uyanıklık yapma!...

O zaman sen de “hayır” mitingine giderken bayrağını evde bırak, hangi partiye oy veriyorsan, o partinin flamasını eline al, rozetini yakana tak, öyle git.

Öyle yap, sonra Modoko Camii imam/hatibine tepki göster.

Sen, nasıl ki “Türkiye elden gidiyor!” endişesiyle bayrağını alıp meydanlara iniyorsan, İmam Efendi de aynı hisle “Türkiye elden gidiyor!” deyip kürsüye çıkıyor.

Onunki yanlışsa seninki de yanlış!...

Kabul ediyorum, İmam Efendi abartmış, teknik hata yapmış, maalesef profesyonel olamamış, niyetini açık etmiş.

Yapmasaymış da sen de çeneni açamasaymışsın iyi olacakmış ama olan olmuş, ne yapalım şimdi…

Bu ülkede Diyanet lojmanlarından çıkan oyun rengini biliyorsun da,askeri lojmanlardan çıkan oyun rengini bilmiyor musun, uyanık!...

Siyasetin girmediği bir kurumdan nasıl oluyor da bütün oylar bir partiye çıkıyor, köftehor!...

Neyse başa dönelim,

Hani “Camiye, kışlaya, mektebe siyaset girmesin” diyordun ya, o işi biraz daha konuşalım istiyorum.

Neden parlamenter sistemde diretiyorsun, neden “Siyaset mecliste yapılsın” diyorsun, bunu konuşalım.

Devleti koruyorsun değil mi, devletin kurumlarını şahsi düşüncelerden uzak tutmak istiyorsun, ortak değerlerin tartışma konusu yapılmasını istemiyorsun, dolayısıyla “Siyaset, siyasetçilerin işi” diyorsun.

Yerden göğe kadar haklısın, ben de senin gibi düşünüyorum…

Ben de senin gibi düşünüyorum ve siyaseti günlük hayatımızdan çıkaralım, istiyorum.

Bu kadar politize olmayalım, işimize gücümüze bakalım, meraklarımızı giderelim, Ayder Yaylası'nı tartışalım, atanamayan öğretmenleri konuşalım, bunlarla uğraşalım, yeminle ben de bunu istiyorum.

Ama sen çok uyanıksın, bilmem kaçıncı kez, beni bunlarla kandırıyorsun, kendin başka dümenler çeviriyorsun.

İyileştirdiği caretta carettaya “hayır” adını koyan veterinerin hayvanları bile siyasete alet etmesini mizahi bir dille anlatıyorsun,“evetçilerin” en küçük imasını savaş sebebi sayıyorsun.

Sonra da, “Ben Erdoğan'a karşı değilim, ondan sonra ne olacak, asıl endişem bu” diyorsun.

Hayır, ben sana, senin asıl endişeni söyleyeyim…

Senin endişen Erdoğan sonrası falan değil.

Senin endişen Erdoğan'dan sonra sistemin kökleşmesi, parlamenter düzenin darmadağın ettiği “milli düşünce” ikliminin yeni dönemde devlete hakim olması meselesi, seni endişelendiren şey bu…

Kene gibi yapışmışsın sisteme, milleti başka işlerle uğraştırıyorsun, kendin “gizemli nöbetine” devam ediyorsun.

O iş öyle değil artık, bu sefer önce sen indireceksin silahını…



Sevgili Kurnaz…

Sadece “yüzde bir” oyu olan partiyi bile meclise çağırıyorsun, sonra da“Siyasi olarak kutuplaştık” diyorsun, el insaf!...

Eee hani Hollanda'da sandığa gitmeyen yüzbinlerce insan vardı, kimsenin umurunda değildi seçim meçim, adamlar işi biliyordu, işte gerçek demokrasi de buydu, daha dün öyle diyordun.

Bize gelince mi düşük katılımlı seçimlerin meşruiyeti tartışmalı oldu.

Şimdiden, “Referandumdan kıl payı 'evet' çıkarsa bu sonuç kabul edilemez” diyormuşsun, sağda solda.

Aşılması gereken barajın yüksekliğini baştan söyle de, millet ona göre fışkırtsın suyunu, anlatabildim mi…



Sevgili Kurnaz…

Bu kadar seçim neden yapıldı, bilmediğimizi mi zannediyorsun?

Yoklandık, altımıza üstümüze bakıldı, ne düşündüğümüz, ne istediğimiz, niçin istediğimiz seçimlerle sorgulandı.

Bugüne kadar milleti sandığa çağıranlar, millete fikrini mi sordular,Sevgili Kurnaz, Allah için konuş.

Tam tersine, millete fikir falan sorulmadı, sadece milletin ne düşündüğünü öğrenmek için deney yapıldı Sevgili Kurnaz, bunu sen de biliyorsun.

Ne acıdır ki, o deneylerin sonucunda bazı kobaylar öldürüldü, yaşamak isteyenler de evrim geçirdi, tatlı su kurnazına dönüştü.

Senin demokrasi dediğin şey buydu be Sevgili Kurnaz!…

Şimdi yarın sandıktan ister “hayır” çıksın, ister “evet”, hiç önemli değil, inan bana hiç önemli değil.

Atın korkusu, şaha kalkana kadardır, Sevgili Kurnaz!...

Bir kere şaha kalktı mı at, indirebilene aşk olsun…

Yenişafak
12 Şubat 2017

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;