SİYASET

Emin Pazarcı : Demirtaş ve Yüksekdağ DEAŞ’çı mı?

Tarih
28 Ekim 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Emin Pazarcı
Son günlerdeki gelişmeler, ister istemez insanı düşündürüyor! Bu güne kadar izledikleri politika ve tekrarladıkları söylemler, akıllara su soruyu getiriyor:

-Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve HDP’liler DAEŞ destekçisi mi?

Çünkü…

Sürekli olarak PYD ve YPG’nin DEAŞ’le mücadele ettiğini söylüyor, onlara karşı çıkan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin DEAŞ’a yardım ettiğini iddia ediyorlardı.

Doğu ve Güneydoğu’da bu propagandayı yaptılar. Medyayı bu yönde kullanmaya kalktılar. Avrupa’ya gidip, Türkiye’yi karalamaya, aleyhimizde bir algı oluşturmaya çalıştılar. Öylesine çirkinleştiler ki… Hiç utanmadan, sıkılmadan, bu terör örgütüne silah yardımı yaptığımızı bile iddia ettiler.

Sonra, Türk Silahlı Kuvvetleri alana indi. Fırat Kalkanı Operasyonu, DEAŞ’in tepesinde patladı. Başika’dan yapılan top atışlarıyla etkisiz hale getirilen DEAŞ’li terörist sayısı bine ulaştı. Pek çok yerleşim yeri DEAŞ’ten temizlendi. Buralara gerçek sahipleri yerleşmeye başladı.

Bunların “DEAŞ’le savaşıyor” dedikleri PYD, son günlerde gerçek yüzünü iyice gösterir oldu. DAEŞ’ı bıraktı, onunla mücadele eden hedeflere yöneldi. DEAŞ’a yönelik olarak yürütülen Fırat Kalkanı Operasyonu’nu engellemeye çalıştı, ÖSO’nun, terörden temizlediği köylere saldırdı. Tabii, Türk Silahlı Kuvvetleri de doğal olarak tepesine bindi.

Demirtaş ve Yüksekdağ mantığıyla yola çıkıp, şunu diyebiliriz o zaman:

-PYD, DEAŞ’le birlikte hareket ediyor.

Onların yaptığı gibi, PYD ile DEAŞ’ın birbirlerini koruyup kolladığını söyleyip, kendilerini de “DEAŞ destekçisi” ilan edebiliriz.

Algı operasyonları bir yana, hiç şüphe yok ki, PYD’nin derdi DEAŞ falan değil. DEAŞ bir terör yapılanması ise, PYD, YPG ve PKK da başka terör yapılanmaları. Bombalı araçlarla saldırı gibi aynı metotları uyguluyorlar. Aynı şekilde kan döküyor, can alıyorlar. Al birini, vur ötekine…

???

İsterseniz, daha da ileri gidebiliriz…

Ben, başta ABD olmak üzere pek çok Avrupa devletlerinin de derdinin DEAŞ olmadığını düşünüyorum!

Yıllarca söyleye söyleye dilimizde tüy bitti. Irak’ta Maliki döneminde “Yapmayın, etmeyin” dedik. Maliki’nin uyguladığı mezhepçi politikaların bölgedeki radikal akımları güçlendireceğini söyledik. Dinlemediler, bir kulaklarından girdi, diğerinden çıktı. Sonunda DEAŞ’ın peydahlanmasına yol açtılar.

Ben, gerçekte bu gelişmeden rahatsız olduklarını da sanmıyorum. Bölgede kullanmaya müsait çok iyi bir düşman oluşturdular. Şimdi de onun üzerinden emperyal emellerini gerçekleştirmeye ve bölgeyi yeniden dizayn etmeye çalışıyorlar.

Eğer gerçekten DEAŞ gelişmesinden rahatsız olsalardı, Musul’da bugünkü politikayı uygulamazlardı. Irak’ta, üstelik dışarıdan gelen mezhepçi yapıların sırtlarını sıvazlayıp, onlarla ittifaklar kurmazlardı.

???

Çevremizde o kadar ilginç olaylar yaşandı ki, bunların tamamını üst üste koyunca, zaten DEAŞ’ın kullanılmaya müsait çok iyi bir yapı olduğu ortaya çıkıyor.

Biliyorsunuz, Irak’ta ve Suriye’de tek kurşun bile atmadan DEAŞ’ın işgallerine seyirci kaldılar. Sonra oraları kurtarmak bahanesiyle terör örgütleri ile mezhepçi yapıları harekete geçirdiler. Pek çok bölgede demografik yapıyı değiştirdiler.

Gün oldu, DEAŞ’ın yolunu açtılar; gün geldi tepesine bomba yağdırdılar.

Suriye rejimi zaten insanlık dışı her türlü eylemi sergiliyor. Katil Esad’ın ayakta kalabilmek için yapabileceklerinin sınırı yok. Son olarak DEAŞ’ı temizleyen ÖSO’nun üzerine varil bombalarıyla saldırdı.

Zaten sorunun kaynaklarından biri Amerika. Bir yandan mangalda kül bırakmayıp, terörle mücadeleden söz ediyor. Diğer taraftan PYD gibi bir terör yapılanmalarıyla işbirliği içine giriyor. Söylemleriyle eylemleri taban tabana zıt. Kafasının arkasında başka planlar var. Sadece kendi emperyal hesaplarını düşünüyor, bölgeyi istediği gibi dizayn etmeye çalışıyor. Ayrıca, ABD’nin son yıllarda el attığı bölgelere rahat ve huzur getirdiğine yönelik tek bir örnek yok.

Rusya, Amerika’ya “Ben de varım” diyor. O da Suriye’de kendi menfaatleri doğrultusunda at koşturuyor.

Avrupalı devletlerin de hesapları farklı değil. Bölgedeki karmaşalara ortak olmalarına rağmen, iş göçmenler konusunda bedel ödemeye gelince, hepsi kaçıyor.

Yanı başımızda bir menfaat ve güç mücadelesi sürüyor. Bu arada içimizdeki bazı unsurlar da taşeron misali başkalarının adına faaliyet gösteriyor. Bizi içten vurmaya çabalıyor.

Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş gibi figürleri de bu çerçevede değerlendirmek gerekli!ac

Akşam
28 Ekim 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;