SİYASET

Elvan Alkaya : Ebru’nun VİCDANLARA Asılışı…

Tarih
14 Mart 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Elvan Alkaya

14 Mart 2015

Vicdanları Şubat soğuğundan da beter titretecek bir afiş asıldıgeçtiğimiz Şubat ayında Ağrı’da, şöyle yazıyordu: “20 Şubat 2015 Diyadin Taşbasamak (Mirzecan) köyünde 6. Sınıf öğrencisi 12 yaşındaki Ebru Yalçın öğretmenlerinin yoğun baskısı sonucu kendisini iple asarak intihar etmiştir. Başka Ebruların ölmemesi için tüm halkımızı ve duyarlı kamuoyunu bizlere destek olmaya çağırıyoruz- Ailesi”

Küçük bedenine ‘hırsızlık’ yükü yüklenmiş 12 yaşındaki Ağrılı bir kız çocuğu, hepimiz gündemin şaşalı manşetlerinde yüzerken, gururuna yenik, kayıp gidivermişti bu dünyadan…

Basında yer alan iddialara göre, Ebru’nun acı hikâyesi 20 Şubat Cuma günü okulundaki ilk derste başlamıştı.Ebru’nun hem kuzeni hem sınıf arkadaşı olan Yaprak, o günü şöyle anlatıyor: “O gün cumaydı... Ebru nöbetçiydi. İlk ders sınıfa girdik ardından S. Hoca sınıfa girdi ve E. Hoca’nın birkaç kitabının kayıp olduğunu söyledi ve ‘Alan varsa getirsin’ dedi. ‘Kitapları alanın ailesi jandarmaya verilecek’ dedi.Sonra A.Hoca ve E. Hoca da geldi. Çantalarımızı ve sıralarımızın altını aradılar. O sırada bir arkadaşımız Ebru’nun montunu kaldırdı. Montun arasından öğretmenin kayıp kitapları çıktı. Bir test kitabı ve iki küçük hikâye kitabı… Ebru ağlamaya başladı. Öğretmenler sınıfı boşaltıp bizi evlere gönderdi. Ebru, üç hoca ile sınıfta kaldı…”

Hikâyenin devamını Ebru’nun küçük kardeşi Eda’dan dinleyelim: “Ablam sabahçı, ben öğlenciyim. Öğlen okula gittim bu olayı duydum. ‘Ebru kitap çaldı’ diye yayılmıştı haber. Akşam eve geldim. Ablamla ahıra gittik. Konuştuk. Bana okulda olanları sordu. ‘Çocuklar benden bahsediyorlar mı?’ dedi. ‘Evet’ dedim. ‘Üç gün okula gitmeyeceğim’ dedi. Çok üzgündü. Çocuklar onunla dalga geçmişler, öğretmenler tehdit etmiş, ‘Babanı hapse atacaklar‘ demişler. ‘Kitapları ben çalmadım’ dedi ablam…”

Anne Yıldız Yalçın ise,kızının öğlen eve geldiğinde neşeli olduğunu ve durumu kendilerine belli etmediğini anlatıyor, “Yemek yedi, çay içti mutluydu yani. Sonra buzağıları sevdi. O gün daha başka sevdi. Kuzuları içine çeke çeke kokladı, yüzlerini öptü, sarıldı. Bir süre sonra ahıra gittim, Ebru ipte sallanıyor. Kucağıma aldım ama ölmüştü...”

Olay sonrası Ebru'yu hırsızlıkla suçlayan üç öğretmen hakkında soruşturma açılarak görev yerleri değiştirilmiş. Diyadin Kaymakamı Hasan Çiçek konu ile ilgili, "Ailesiyle yapılan görüşmede kızları Ebru Yalçın'ın saat 17.00 sıralarında ahırda intihar etmiş vaziyette bulunduğu beyan edilmiştir. Olayın vuku bulduğu günde, kolluk kuvvetleri tarafından yapılan araştırmada Ebru Yalçın'ın okuduğu Taşbasamak Ortaokulu'nda 20 Şubat Cuma günü bir kitap hırsızlığı olayının meydana geldiği, hırsızlığa konu kitapların Ebru Yalçın'ın çantasında bulunduğu, konu ile ilgili öğretmenlerin çocuğa karşı tavır ve davranışlarının maktulü intihara sürüklediği iddiaları ile ilgili adli tahkikat devam etmekte olup, Diyadin Kaymakamlığı'nca Valilik makamından konu ile ilgili inceleme yapmak üzere müfettiş talep edilmiş ve konu ile ilgili idari soruşturma müfettişlerce yürütülmektedir" diyor.

Bu yazıyı okuyunca, hepiniz okul sıralarında olduğunuz vakitler, derslerde yapılan aramaları hatırladınız değil mi? Eğitim hayatını; kaybolan kitaplar, bulunamayan paralar, faili meçhul eşyalar nedeniyle ders sırasında yapılan aramalarla geçirmeyen sanırım çok az sayıda insan vardır. Ben Ebru’nun vahim hikâyesini okuyunca aklıma o günler geldi…

En ufak bir lakap ya da kötü bir söz ile tüm hayattan nefret edebileceğimiz yaşlar… O yaşlarda, ufacık bir sözcükle gökyüzüne değecek kadar mutluluktan havalara uçup, yine bir kelime ile dünyanın merkezine inecek kadar üzüntüden kahrolduğumuz zamanlar… Hele ergenlik çağındaki 12 yaşında bir kız çocuğu iseniz; yüzünüzde çıkan sivilce nedeniyle akşama kadar somurtabilir, yaptığınız sakarlıklar nedeniyle kendinizi dünyanın en beceriksiz insanı adledebilir, arkadaşlarınızın kilonuzla ya da güzelliğinizle ilgili eleştirel yaklaşımları nedeniyle saatlerce yastığınıza sarılıp ağlayabilirsiniz.

Ne yazık ki Ebru, önce bu örneklerden daha ağır bir cümle olan hırsızlıkla öğretmenleri tarafından damgalanmış, sonra alenen yine kendi öğretmenleri tarafından sorguya çekilmiş ve bunu fırsat bilen, olayı duyan meraklı arkadaşları tarafından da onuru linç edilmişti. Olay sonrası belki de babasının jandarmaya verileceğinden korkmuş ve çiğnenen onurunu kuzuların koklayarak gidermeye çalışmıştı…

Ancak sonuçta çıkamadı Ebru işin içinden ve çocuk aklıyla 12 yıllık hayat macerasına son verdi. Öğretmenleri sadece 3 dakika sakin sakin konuştuklarını ifade ediyorlar… O 3 dakikada hangi cümleleri kurduysalar şimdi Ağrı sokaklarındaki bir afişin yazılarında onlara sesleniyor. Aslında sadece o öğretmenlere değil hepimize sesleniyor. Bize bir kelime ya da bir yargı ile ufacık bir çocuğun ölüme pervasızca yürüyüşünü tokat gibi suratımıza çarpıyor… Bize Hz. Ali’nin  “Affetmekten usanmayın, cezalandırmakta acele etmeyin” Hz. Hüseyin’in “İnsanların en cömerti istemeden veren, intikama gücü yeterken bağışlayandır” sözlerini hatırlatıyor…

Kitap dedektifi öğretmenlere sesleniyorum: Kayıp 3 kitabı, vicdan rafınızda, 12 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatına son vermesi ile boşalan rafa yerleştirebilirsiniz. ‘Hırsız’ damgası ile çevresine linç ettirdiğiniz Ebru’nun ise artık evinin ahırında değil sizlerin yüreğinde ölene kadar acı ile asılı duracağından da eminim…

Seslimakale.com

elvanalkaya80@gmail.com

@ElvanKavi

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • Emin Ayhan

    20 Mart 2015 10:43
    0 0
    Elvan hanım, ben de arkadaşım gibi çok duygulandım. Ebrularımıza kütüphanelerimiz feda olsun... İnsanlığımızdan utandım. Bu kızı bu kadar üzdü?
  • Can Özdemir

    18 Mart 2015 11:32
    0 0
    Ellerinize sağlık. Bir yazı ile daha tokat gibi bilmediğimiz bir acı hikayeyi hafızalarımıza kazıdınız. Başka Ebruların olmaması hepimizin elinde. Umarım bu yazıyı en çok yargısız infaz yapanlar okur!
  • Zeliha Ünlü

    18 Mart 2015 01:24
    0 0
    Bu yazıyı okuduktan sonra ilk iş olarak yakınımdaki okula gidip bir eksikleri var mı iye soracağım. Gerçekten içim sızladı. Nasıl bir hale geldik.Böyle bir olayı geç duymaktan dolayı üzgünüm. Kaleminiz sağolsun.
  • Bekir Berkay Türkay

    16 Mart 2015 03:38
    1 0
    Gece gece ağladım ağladım ağladım... Ben de bir öğretmenim ve aynı durum benim başıma gelse, o öğrenciye ceza olarak en az 3 kitap daha verir okumasını sağlardım... Evet kesinlikle ceza verirdim ve cezam bu olurdu... Bana söz vermesini isterdim her ay en az 3 kitap okuması için.... Arkadaşlarına da benim hatam olduğunu söyleyip kitapları ona hediye ettiğimi unuttuğumu söylerdim... Yıllar önce sözlüğümü çalan-ödünç alan öğrencime 1200 kelimeyi ezberlettiğim gibi hala sözlük onda ve o öğrencim şu anda eczacı.... Bu çocukları sevelim ne olur sevmiyorsak bırakın bu mesleği!
  • osmanli

    14 Mart 2015 19:28
    2 0
    ERGENLIK donemi genclerin hayatlarinin SIRAT KOPRUSUR.gecen hayatina devam eder.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;