SİYASET

Ceren Kenar : Kemalizm'i ilk üç gün ben de eleştirmiştim...

Tarih
13 Kasım 2014
İzlenme
Kişi
Yazar
Ceren Kenar

13 Kasım 2014...
“Siz Atatürk'e kurban olun be!”

Dersim katliamında Atatürk'ün rolü olup olmadığını tartıştığımız bir programda Boğaziçi Üniversitesinden bir akademisyenin tartışmaya son noktayı koyan cümlesi buydu.

Hakikaten son nokta gibi son nokta. 2014 yılında geldiğimiz son nokta.

Kemalizm eleştirisi bu ülkede Cumhuriyet tarihi ile yaşıt (hatta Kemalizmi İttihatçılığın devamı olarak tanımlarsak Cumhuriyet'in kurulmasından da eski.) Bu ülkede rejimin gadrine uğramış farklı gruplar, mütedeyyinler, Kürtler, gayrimüslimler, Aleviler en baskıcı dönemlerde bile, çoğu zaman korkudan fısıltıyla rejimi eleştirdi. Ciddi bir külliyat oluştu.

Bu külliyatın bir yeraltı edebiyatı olmaktan çıkması ise özellikle 1990'larda kendisini liberal veya liberal sol olarak tanımlayan, “beyaz Türk” entelektüellerin bu görüşlere kamusallık kazandırması ile oldu. Türkiye tarihine daha revizyonist okumalar getiren ve resmî ideolojiye eleştirel bakabilen akademisyenlerin kendilerine alan bulduğu Boğaziçi Üniversitesi gibi kurumlar buna öncülük etti.

Fakat bu eğilim birden kesildi. Kesilme tarihi ise Gezi fenomeni ile oldu.

Kendisini anti-Kemalist olarak gören birçok entelektüelin Türkiye siyasetinde bir dönüm noktası olarak gördüğü, Türkiye siyasetine yeni ve benzersiz bir söylem getirdiğini iddia ettiği, hatta Gezi ruhu tabiriyle yarı mistik ve kutsal bir anlam atfettiği Gezi olayları ile “beyaz Türk” entelektüeller için Kemalizm eleştirisi birden demode oldu.

Nedeni muamma...

Başörtüsü yasağından 3 sene önce vazgeçen, andımızın büyük bir dirençle zar zor 2 sene önce kaldırıldığı, hâlâ Kemalizme dair kadim sorunların (Kürt, Ermeni ve Alevi) çözülmediği bir ülkede Kemalizm birden ehven-i şer oldu. Birçok sorunun en temel kaynağı olan devrim kanunlarının yürürlükte olduğu, 10 Kasımlar'da hâlâ Kuzey Korevari görüntülere sahne olan, resmî müfredatta hâlâ katı bir Kemalist anlatıyı koruyan, crème de la crème kitlesi Sözcü gazetesi okuyan, en müstesna semtlerindeki evlerin camlarında kalpaklı Atatürk posterleri olan bir ülkede, Kemalizm eleştirisi yadırganır oldu.

“Askerî vesayet çöktü ya, daha ne istiyorsunuz” ifadesi bir argüman olabildi. Askerî vesayetin çökmesi birden “dindarlara” verilen büyük bir taviz olarak algılanmaya başlandı. Senelerdir bu normu savunanlar, birden zaten olması gerekeni, normal olanı iktidara yapılmış bir lütuf olarak görmeye başladı. Hatta ve hatta askerin siyasetten elini çekmesi, hükümeti defansif bir pozisyona sokan bir durum gibi algılanmaya başlandı. Askerin iki senedir kışlada olması, doksan yıllık bir devlet geleneği ile hesaplaşılmasını gereksiz kıldı.

Kemalizm eleştirisinin bayrağını taşıyan bazı entelektüeller, Yekta Güngör Özden'den beklenebilecek düzeyde analizlere koşmaya başladı. Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olduktan sonra Köşk'te (veya yeni Cumhurbaşkanlığı Saray'ında) alkol servis edilip edilmeyeceği bu isimler tarafından büyük bir mesele olarak tartışıldı. İş kazaları iktidarın dindar olmasına bağlandı. Ana fikri “hükümet tabii ki IŞİD'i destekler, ikisi de Müslüman değil mi zaten” yazıları paylaşılma rekoru kırdı.

Tüm bu arkaik Kemalist tezler, “ama Kemalizmi ilk üç gün ben de desteklemiştim” şerhi ile siyasi doğruculuk kazandı.

Seküler entelektüeller demokrasi oyunundan sıkıldı. Mahallesine döndü. O mahalle değişmemişti. Değişen onlar oldu. Veya belki de öze dönen, bilgisayar ayarlarını sıfırlayarak default pozisyona geçen onlar oldu. Hükümeti değişmekle suçlarken, aslında değişen onlar oldu.

Yaşlanınca anne babalarını anlamaya başlayan gençler gibi, yaşlandıkça Kemalist ebeveynleri ile barışan onlar oldu.

Ne yazık ki yeni şişede eski Kemalizm, sekülerler için yine yeni yeniden yegane siyaset dili oldu.

Dürüstçe konuşalım, Gezi “ilerici” mi yoksa “gerici” bir ayaklanma mıydı? Gezi'nin sorgusuz sualsiz yüceltilmesi, Gezi gençliğinin kutsanması, bu ülkenin entelektüel gelişimine katkı mı yaptı yoksa köstek mi oldu? İktidara nefret dolu bir kategorik düşmanlığı siyaset sanmak, sekülerler için bir kazanım mı oldu?

Gezi sonrası seküler siyaset ve entelijansiyanın hâli, Gezi sarhoşluğunda hapsolan aydınlar için kötü haberler sunuyor...
Türkiye

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;