DÜNYA

Ceren Kenar : Amerikan ara seçimleri: Obama için kötü, Ankara için iyi haber

Tarih
10 Kasım 2014
İzlenme
Kişi
Yazar
Ceren Kenar

10 Kasım 2014...
“Kanuna aykırı olanı hemen yapabiliriz, anayasaya aykırı olan biraz zaman alır.”

Henry Kissinger, Amerika Birleşik Devletleri'nin efsanevi eski dışişleri bakanı. Uluslararası ilişkilerde realpolitik denilince tüm dünyada ilk akla gelen isimlerden. Hayranları için pragmatizm sanatının en güzel uygulayıcılarından biri, Amerikan çıkarlarını ne pahasına olursa olsun savunan bir dâhi. Muhalifleri için ise ilkesiz, değerleri olmayan, güce tapan, küstah bir politikacı. Amerikan çıkarlarını dar anlamda tanımlarken, Amerikan değerlerine saygı göstermeyen ve her yolu mübah olarak gören hırslı bir siyasetçi.

İlginçtir, muhalifleri açısından Kissinger'ın kural tanımazlığına ilişkin örnek olarak gösterilen girişteki ifadeyi Kissinger Ankara'da kullanmıştı. 1975 senesinin Mart ayında, Kissinger, dönemin Dışişleri Bakanı Melih Esenbel ile buluşur. Kıbrıs müdahalesi yüzünden ABD Kongresinden Türkiye'ye yönelik ambargo kararı çıkmıştır. Kissinger, dönemin ABD başkanı Ford'un Kongre'nin bu kararından rahatsızlık duyduğunu aktarır. Bunu duyan Esenbel ise Kissinger'dan bu ambargoyu Avrupa ülkeleri üzerinden atlatmasını rica eder. Esenbel'in bu isteğini duyan Amerikan büyükelçisinin ağzından “bu kanuna aykırı” sözleri dökülür anında. Kissinger ise bu kadar rijid değildir: “Kamuyu bilgilendirme yasasından önce kanuna aykırı olanı hemen yapabiliriz, anayasaya aykırı olan biraz zaman alır derdim. Ancak bu yasadan sonra bunu demeye korkuyorum. Elimizden geleni yapacağız.”

Güçler ayrılığı ilkesinin politik kültürünün kurucu unsurlarından olduğu Amerikan siyasetinde Başkanın hangi partiden olduğu kadar, Kongre'de hangi partinin etkin olduğu önemli. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi Kongre, Başkana rağmen Türkiye ile ilişkilerde sorun çıkartabilirken, bazen tam tersi de geçerli olabiliyor. Geçtiğimiz hafta gerçekleşen ara seçimlerden Cumhuriyetçilerin zaferle çıkması ve Kongre'de hakimiyet kurarak Obama'yı “topal ördek” bırakması böylesi bir etkiye sahip olabilir mi? Suriye konusunda ABD Başkanı ile ayrı düşen Ankara için Kongre'deki Cumhuriyetçi etkisi bir avantaj mı? Bu sorunun cevabına gelmeden önce seçim sonuçlarına bir göz atalım.

Türkiye'den takip eden gözlemciler olarak genelde Obama'nın dış politika karnesi üzerine yoğunlaşıyoruz. Bu alanda Obama'nın performansının bir fiyasko olduğu göz önüne alınırsa epey malzeme var. Berlin Duvarının çöküşünün 25. yılında, Forbes'a göre dünyanın en güçlü insanı listesinde Rusya Devlet Başkanı Putin ilk sırada. Obama ise onu ikinci sırada takip ediyor. Ancak Obama'nın ve Demokratların seçim kaybetmesinin sebebi dış politika değil.

Sabah gazetesinin Washington DC muhabiri Ragıp Soylu'ya göre seçim sonuçlarının belirleyicisi ekonomi: “AP'nin verilerine göre oy kullanan beyaz ağırlıklı seçmenin yüzde 60'ı yüzde 5 seviyelerine düşen işsizlik rakamları ve yıllık yüzde 4'ü yakalayan büyümeye rağmen ekonominin durgunlaştığını ya da daha kötüye gittiğini söyledi. Bu duyguyu şu şekilde açıklamak mümkün: Geçen 12 ayda ekonominin iyi performansına rağmen reel gelir seviyesi sadece yüzde 0,3 arttı. 2010-2013 yılları arasında da gelir seviyesi yüzde 10 artmış görünürken aslında bu yükselişten en büyük faydayı en zengin yüzde 10'luk kesim gördü. Geri kalanların geliri ya azaldı ya da yerinde saydı. Dolayısıyla halk bu faturayı Obama'ya yani partisi olan Demokratlara kesti. Bu yüzden Demokrat adaylar kampanyalarında Obama'dan uzak durdu.”

Amerikan halkının oy verme davranışında dış politika etkin bir faktör olmasa da, seçim sonuçlarının Amerikan dış politikasında etkisi olacağı muhakkak.

SETA Washington DC Araştırma Direktörü Kadir Üstün, “belli düzeltmeler olur ama çok ciddi bir politika değişikliği beklememek lazım. Zira dış politika nihai olarak Beyaz Saray’ın elinde” şerhini düşerek, Obama'nın son iki yılında karşılaşacağı tabloyu şöyle özetliyor: “Son seçimlerde Kongre’yi cumhuriyetçilerin ele geçirmesi Obama’yı dış politikada daha sertlik yanlısı bir Kongre'yle birlikte çalışma mecburiyetinde bırakacak. Suriye ve Irak konularında bu şahinler Türkiye’ye yakın düşünüyorlar (ÖSO’nun silahlandırılması, güvenli/uçuşa yasak bölge, Esad’ın hedef alınması) ancak İran konusunda Obama’nın işini zorlaştırıp İran’la tansiyonu yükseltebilirler. İsrail çizgisine yakınlaşabilirler. Bu da Türkiye’nin İsrail’e yaptığı eleştiriler ekseninde işini zorlaştırabilir.”

Peki bu değişimlerin Türkiye'ye etkisi ne olur? Soylu şunları not düşüyor: “Demokratların Kongre'yi kaybetmesi ise buradaki analistlere göre Türkiye'nin Orta Doğu'daki duruşu ve bölgesel sorunlarda olumlu etkisi olabilecek bir gelişme. Öncelikle Cumhuriyetçilerin ağır topları Suriye'de Türkiye'nin dillendirdiği uçuşa yasak bölge, güvenli bölge, muhaliflerin desteklenmesi meselelerinde Türkiye'ye oldukça yakın bir mesafede duruyorlar. Cumhuriyetçiler yine Türkiye gibi IŞİD'in sadece havadan vurulmasının problemi çözmeyeceğini uzun süreli bir stratejiye ihtiyaç olduğunu düşünüyorlar. Diğer bir mesele de 2015'te 100. yılına girecek 1915 Ermeni Soykırımı iddiaları. Bu konuda Cumhuriyetçiler geleneksel olarak ulusal çıkarları daha ön planda tutuyorlar. Özellikle Ermeni ve Rum lobisine yakınlığıyla bilinen Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Robert Menendez'in ocaktan sonra koltuğunu devredecek olması Ermeni meselesi ve Kıbrıs açısından Türkiye'ye Kongre'de bir alan açabilir...”

Tüm bu meselelerde somut değişikliklerin ne olabileceği hususunu Üstün, gerçekçi bir perspektifle açıyor: “Obama’yı Suriye ve Irak konusunda daha ciddi bir politikaya zorlayabilirler ama IŞİD’e karşı mücadele ve Irak’ın toparlanması ana amaç olarak kalacaktır diye düşünüyorum. ÖSO’nun silahlandırılmasını yapıyor Kongre belki bu noktada bütçeyi arttırabilir. Güvenli bölge konusunda asker hevesli değil, Cumhuriyetçiler de bu konuda çok ısrarcı değil, bu konuda John McCain ve Lindsey Graham yalnız kalır muhtemelen. Esad’ın hedef alınması da IŞİD focusundan uzaklaştıracağı için pek ihtimal dahilinde değil. Kongre cumhuriyetçileri Suriye ve Irak politikalarında temel bir değişiklik için zorlayamayacaklardır diye düşünüyorum. Şunu not etmek gerekir, IŞİD karşıtı operasyonlarının etkisiz olduğu, askerin sahada Amerikan postalı olmadan etkili bir mücadele veremeyeceği, ortada siyasi bir stratejinin bulunmadığı vs. eleştiriler çok yoğun. Yani Obama bu stratejiye herkesi ikna etmiş değil...”

Amerikan dış politikasında 2016'ya (bir sonraki başkanlık seçimlerine kadar) radikal bir politika değişikliği beklentisi gerçekçi olmasa da, son ara seçimlerin Türkiye'nin lehine bir sonuçla gerçekleştiği yanlış bir analiz olmayacaktır. Özellikle Türkiye'nin Suriye konusundaki tezlerinin bizzat Kongre tarafından seslendiriliyor olması, Türkiye'nin muhakkak ki elini rahatlatacak bir unsur olacak gibi görünüyor...

Türkiye

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;