GÜNCEL

Bülent Orakoğlu : Suruç Londra Suriye terör hattı (1)

Tarih
27 Temmuz 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Bülent Orakoğlu

27 Temmuz 2015

7 Haziran seçimleri öncesi, 5 Haziran'da seçimlere iki gün kala Diyarbakır'da peş peşe patlayan iki bomba HDP'ye barajı aştırırken, birinci parti olmasına rağmen Ak Partiyi iktidardan etmiş, çok kritik bir süreçte Türkiye'yi koalisyonlar sürecine mahkum etmişti. Bu kez Suruç'ta yaşanan canlı bomba saldırısında katliam yaşanmış 32 kişi ölürken, sayıları 100'ü aşan kişi de yaralanmıştı.
Suruç katliamı sonrasında PKK-PYD 'nin üst düzey drijan kadroları ve bu terör örgütü ile organik bağ ve işbirliği bulunan HDP eş başkanları ve milletvekillerinin bombacıların DAEŞ terör örgütüne mensup teröristler olması nedeniyle, DAEŞ, Ak Parti ve Cumhurbaşkanı arasında irtibat olduğuna yönelik uluslararası kumpası bir kez daha bahane ederek, Suruç saldırısından iktidarın sorumlu olduğu savıyla güvenlik güçlerimize yönelik suikast ve saldırılarda, 3 polis ve bir askerimizi kalleşçe ve alçakça şehit etmişlerdi.
Diğer taraftan bir yılı aşkın bir süredir, DAEŞ'in kontrolünde bulunan, Çobanköy sınır köyünden DAEŞ terör örgütü militanlarınca Kilis Dağ Karakolu personeline ateş açılması sonucu bir astsubay şehit olmuştu. Cumhuriyet tarihinde ilk kez Türkiye aynı merkezden idare edilen yurt içi ve dışından eş zamanlı terör saldırılarına maruz kalmıştı.
Saldırıda; DAEŞ'in tetikçi olarak zincirin en alt basamaklarında yer aldığı düşünülürse, zincirin üst katlarında yer alan karanlık odakların, Suruç saldırısını profesyonelce, belli bir zaman dilimi içinde planladığı, hatta bu saldırıda ESP'li gençlerin, özellikle hedef alındığını bize düşündürecek birçok kör nokta olduğunu düşünüyorum. Urfa Emniyet Müdürlüğü'nde üst düzey yetkililer ile yaptığım görüşmelerde, HDP eş başkanı Figen Yüksekdağ'ın birçok kez bazı milletvekilleri ve parti yöneticileri ile birlikte ESP'li gençlerle Suruç'a gelerek basın açıklaması yaptıkları ifade edilmişti. Bu gelişlerde ESP'li gençlerin sayılarının en fazla 10-15 civarında olduğu da özellikle belirtilmişti.
İllegal, MLKP ve ESP'nin de yayın organı olan Etkin Haber Ajansına 1 Temmuz'da konuşan SGDF Eş Başkanı Oğuz Yüzgeç, Kobani ye gitmek isteyen gençlere polisin engel çıkarabileceğini bu nedenle olası engellemelere karşı HDP milletvekillerinin de orada olacağı açıklamasını yapmıştı. Ancak ne hikmetse 300'ün üzerinde SGDF ve ESP'ne üye gençlerin katıldığı ''Kobani'nin yeniden inşaası'' projesinde yer almak üzere yoğun propagandaya inanarak Suruç'a gelen ve kanlı bir saldırının hedefi olan gençlerin yanında, ESP'nin eski Genel Başkanı Figen Yüksekdağ başta olmak üzere hiçbir milletvekili ve HDP İl ve İlçe yönetiminden kimsenin olmaması oldukça manidar bir duruma işaret ediyor.
Diğer önemli bir nokta da, Suriye'deki ayaklanmalarda 19 Temmuz 2012 tarihinde PYD'nin kontrolüne geçen Kobani ve sözde Rojova Devriminin yıldönümü nedeniyle yapılan zafer kutlamalarına, Suruç Saldırısından yalnızca iki gün önce Kobani'de binlerce kişinin katılması DEAŞ için çok daha büyük bir hedef olmasına rağmen canlı bomba saldırısının iki gün sonra Suruç'ta çok az sayıda ESP gençlerini hedef alması saldırının küresel boyutunu ortaya koyması bakımından önemli görünüyor. Canlı bomba saldırısından yalnızca 1 dakika 28 saniye sonra ODTÜ'de ''Suruç'ta Katliam var'' pankartının açılması, eylemden yalnızca iki dakika sonra Alman Haber ajansı DEPA'nın olayı servis etmesi bu çevrelerin ''Eyleme hazırlıklılar mıydı'' sorusunu akıllara getiriyor.
Figen Yüksekdağ, HDP genel merkezinden attığı Tweet'te ''Kobani'de bombalar patladıkça HDP'nin oyunun artacağını iddia etmesi şüphesiz doğru. Ancak önemli olan HDP'nin oylarının arttırılması amacıyla patlatılan bombalar veya canlı bomba eylemlerinde HDP'nin bu eylem zincirinin hangi halkasında, terör ve KAOS üreten merkeze hizmet ettiğinin ortaya çıkması, veya çıkarılması. Yüksekdağ hazır itiraflara başlamışken bu konuya da açıklık getirirse taktiksel olarak dillerinden düşürmedikleri barış sürecine de hizmet etmiş olur.
5 Haziran'da Diyarbakır'da patlatılan bombalar ile Suruç'ta kendini patlatan canlı bomba'nın düzeneklerinin benzer olması her iki saldırıda da demir bilyeler ile güçlendirilmiş TNT patlayıcı kullanıldığının anlaşılması üstelik Suruç ve Diyarbakır bombacıları Orhan Gönder ve Şeyh Abdurahman Alagöz'ün Adıyaman'da ''İslami Çay evinden'' birbirini tanıdıklarının ortaya çıkarılması DAEŞ'in arka planını ortaya koyarken, Türkiye'de KAOS ve İstikrarsızlık yaratmak isteyen güçleri de deşifre ediyor.
Başbakan Davutoğlu Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye topraklarında DAEŞ ve PKK Kamplarına yönelik hava harekatları, Türkiye içinde DAEŞ, PKK ve DHKP/C terör örgütlerine yönelik 22 ilde yapılan operasyonlar sonrasında yaptığı açıklamalarda ''Üç terör örgütü birden harekete geçirilmiştir. Yurt dışındaki çevrelere sesleniyorum: Türkiye'nin dostluğu güçlüdür. Tahammülümüzün sınırlarını kimse zorlamamalıdır. Dost ve müttefiklerimiz bir kez daha Türkiye'nin gücünden emin olmuşlardır. Türkiye'ye hasmani düşünceleri olanlar da anlamışlardır''demişti.. (Devam edeceğiz)

Yenişafak

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;