SİYASET

Bi Simit : Şeytan düşerken

Tarih
29 Mayıs 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Bi Simit

29 Mayıs 2015

Selami abi lütfen gönderme dedim. Az kaldı bizi de bulmasına bir şeylerin. Ya fetih ya şehadet. Bir ay içinde alacağız Lazkiye’yi de, Humusu da, Hama’yı da.

Git dedi. Hikâyemizi yaz şimdilik. Bu şehit kardeşlerimizin selamını götür. Burada onlardan sadece dua beklediğimizi söyle. Tekrar geleceksin. Ama şimdi git.

Şehitlerimiz mi? Henüz yolculuğa çıktılar. Onlar Rabbe selam götürmeye, ben de size Rabbe verdiğiniz sözü hatırlatmak için İstanbul’a, Darusselâm’a geldim. Bir süreliğine.

Ne olduğunu anlatayım.

Allah’ın inayeti ile İdlib’den sonra Cisri de zalimlerin elinden almak zor olmadı. Fetih ordusunun ilerleyişi Batı’yı yine ürküttü.Esed’i cehenneme göndereceğimizi anladıkları için ABD ve İngiltere önderliğinde bize elçiler gönderildi. Onların kuracağı bir kurtuluş ordusu altında savaşmamız ve Suriye’yi kurtarmamız istendi. Komutanlarımız kabul etmediler. Arkasının geleceğini biliyorlardı. Türkiye’den gelecek mesajı bekliyorlardı. Allah razı olsun devletimiz de tek başına da kalsa Fetih ordusuna destek vermeye devam edeceğini Batı ile ittifakın yine İran güdümünde özgür bir Suriye olacağını, bu yüzden teklifi kesinlikle kabul etmememiz gerektiğini bildirdi. Bu bize yeterdi. İlerleyecek, Lazkiye’yi ele geçirecek, limanları ve geçiş yollarını kontrol altına alacak, Güney’e doğru Humusa, oradan Hama’ya oradan Şam’a geçecek, Sinan ile beraber, Ferhat ile beraber Golan tepelerinden Kudüs’e doğru ellerimizde Türkiye’den gelen Bora silahları ile fırtına gibi esecektik. Bu fetihte olmak için can atan Sinan ve Ferhat artık olmasa da ne Sinanlar bitecek neFerhatlar. Anlaşmaya yanaşmayan komutanlarımız ve komutanlarımızı kavi tutan Türkiye’ye Amerika’nın cevabı gecikmedi. Çadırlarımızın olduğu bölge havadan ağır bombardımana tutuldu. Özellikle Türk mücahitlerin olduğu çadırların hedef alınması tesadüf değildi. Bir çadırda bulunan bütün kardeşlerimiz şehit oldular.

Türkiye’den 10’dan fazlakardeşimizi İdlib’de, Lazkiyekapılarında kaybettik.

Sultanbeyli’den Sinan’ı.

Elazığ’dan baba ve oğul Mehmet ile İsmail’i.

Erzurum’dan Osman ve Murat’ı

Diyarbakır’dan Yunus’u ve Furkan’ı

Adıyaman’dan Ferhat’ı

Bursa’dan Taha abiyi.

Darıca’dan Ümit abiyi.

Ve isimlerini zikretmediğim kardeşlerimi…

Ey ismi okunduğunda “burada” diyen abilerim. Allah bize acısın ve bizleri de sizin yanınıza alsın… Arkada bıraktığınız emanetler artık bizim. Lazkiye’ye girmek de, Şam’ı almak da, Kudüs’ü zalimlere mezar eylemekte artık bize düşer.

 

Ne yazayım demiştim gelmeden önce Selami abiye. Gözlerimizin içinde ne görüyorsan onu yaz dedi. Gözlerinde okçular tepesinde kalan birkaç korkusuz yiğit. Gözlerinde Hamza’nın vurulduktan sonra şehit olmadan önce Hz. Vahşi ’ye attığı birkaç adım. Gözlerinde Selahaddin’in haçlılara indirdiği son darbe. Gözlerinde Çin’in Guangzhou şehrine yaklaşık 1500 yıl önce gidenSaad bin Ebu Vakkas’ın teslimiyeti. Gözlerinde Ulubatlı Hasan’ın vücudundaki onlarca oka rağmen surlara diktiği sancak. Gözlerinde Alparslan’ın yiğitleri, Filistin’in çocukları, Yemen’in yetimleri, Suriye ve Irak’ın mazlumları.

Gözlerinde kaybettiğimiz bütün şehitler. Gözlerin ne güzel Selami abi…

Buraya geldiğim günden beri üzerimde isteksiz bir bıkkınlık var. Beklemekten gelen bıkkınlık. Suskunluktan gelen bıkkınlık. Çok acelecisin diyor Selami abi sürekli. 100 yıldır bekliyorum abi diyorum. Evlatlarına ya da nasip olursa torunlarına da şans tanı diyor. Sen görmezsen onlar görecek diyor. Devlet sabrı bu abi dedim. Evet, Allah zeval vermesin hem içeriye hem dışarıya karşı büyük bir savaş veriyor devlet dedi.

Uzun süredir içerideki kavgayı unuttuğumu hatırladım. Seçimler yaklaşıyordu. Bir taraftan önümüze proje olarak konulan Selahaddin Demirtaş, diğer taraftan küreselbaronların tükenmek bilmez Türkiye planları.

200 yaşına kadar hayatta kalmak istiyorum demişti Rothshild. Tam 100 yaşında 6. kalp naklini yaptırdıktan sonra. Şeytanın yeryüzündeki planları önümüzdeki 100 yıl içerisinde bütün sınırları zorlayacak, İstanbul bu savaşın tam ortasında kalacak, dünya hiç kimsenin şahitlik etmediği bir mücadeleye tanık olacaktı.

Rothshild bunu demek istiyordu. 150 yaşına kadar değil, 250 yaşına kadar da değil, 200 yaşına kadar yaşamak istiyordu. Çünkü kurdukları planlar bu süre zarfında hayata geçirilecek, Kudüs’te kazıdıkları Süleyman mabedinin altında Hz. Süleyman’ın ateşten yaratılanlara verdiği mücadelenin hıncını alacaklardı. Şeytana orada secde edecekler, ateşten yaratılanları inançlarına göre orada özgür bırakacak, kendi akıllarınca kıyameti zorlayacaklar, Yahudilerin Armagedon rüyasını gerçekleştireceklerdi.  Bunun için yeryüzünde tek Müslüman kalmamalıydı. Doğu’da Çin, Tayland, Ortadoğu’da İran, Afrika’da Mısır gibi onlarca taşeron onlar için çalışıyordu. İran devleti ise Şiaları bile bu hedef uğruna kullanmaktan çekinmiyordu. Şimdi de Suriye’de bizim karşımıza çıkmışlardı. Yemen’de Husileri ve kabileleri örgütleyen İran Bahreyn’de umduğunu bulamadı. Devletimizin de uyarıları ile Bahreyn’de İran’ın üst düzey mollaları tekrar İran’a sürgüne gönderildi. Irak’ta İŞİD ile evcilik oynayanlar sürekli ne hikmetse yanlışlıkla Sünni direniş örgütlerini vurdu.

İran’ı daha fazla hâkim kılmak için ne yapmalıydı Irak’ta? Çözüm çok kolaydı. Daha dün saldırıdan önce haber geldi. İŞİD Irak’ta Ramadi’yi ele geçirmişti. Ramadi’den sonrası Kerbela idi. Ramadi’den sonrası Bağdat’tı, Necef’ti. Amaç neydi?

Selami abi tebessüm etti. İran asker göndermeyi teklif etmiş mi peki?

Evet abi dedim.

Tamam işte dedi. İran birlikleri İŞİD’i geri püskürtme bahanesi ile Ramadi’ye girsin diye kasıtlı olarak bırakmışlar orayı İŞİD’e dedi. Yani İran Irak’taki varlığını güçlendirecekti. Lübnan’dan sonra Irak’ı, Irak’tan sonra Suriye’yi teslim alacaktı. Belli ki Türkiye’yi hem Güney’den hem de Doğu’dan kuşatma vazifesini üstlenmişti.

Ne yapıyoruz dedim.

Sadece unutmuyoruz dedi. Ne dışarıda bize tuzak kuranları ne de bu tuzaklara karşı dua edenleri. Kim okçular tepesinde şehit olanların kaybettiğini iddia edebilir? Ya da kim okçular tepesini terk edenlerin kazandığını?

Çok garip bir dünyada yaşıyorduk. Hz. Hüseyin’i davet edenler ona ihanet etmişlerdi. Buna rağmen daha sonra Hz. Hüseyin’i sevdiğini iddia edip yine onun anısına Kerbela’da her yıl toplanan milyonlar işte onların ta kendileriydi. Özgürlükten bahsedip özgür olmak isteyenleri bombalayan Batılılar gibiydiler. Aynı dili konuşuyorlardı. Onlar gibi olmayı beceremiyorduk. Çünkü kahpelik ve zillet bizden uzak olsundu. Çünkü izzet ve şeref bize yakın olsundu.

Suriye’de İdlib kırsalında geceler bütün şehirleri kıskandıracak kadar güzel. Şehirler, ışıklar, gürültü, aslında hepsi içimizde yavaş yavaş ölen bazı şeylerin yerini alan sahte mücevherler gibi. Bu yüzden gece ve yalnızlık. Bu yüzden Hira. Bu yüzden hicret. Bu yüzden Saad bin Ebu Vakkas’ın cennetle müjdelenmesine rağmen Hicaz’da durmayıp Çin’e kadar gitmesi ve ruhunu Allah’a orada teslim etmesi. Bu yüzden Avrupa’nın kalbinde Bosna’da Erdoğan’ın Avrupa’ya ŞEREFSİZ yakıştırmasını korkusuzca yapması. Bu yüzden Mursi’nin idama mahkûm edilmesi. Bu yüzden evde duramayışım. Kızımı çok özlememe rağmen, mücahitlerin çok iyi maaşlarla çok güzel işlerdeçalışabileceklerine rağmen, bu yüzden bize Rıhle’nın emredilişi. Annelerin sabrı bu yüzden.

Ve kırsal ’da Burmalı Eyüp ile yaptığımız uzun soluklu muhabbetler. Eşini ve çocuğunu Endonezya’ya bir botla göndermiş ve oradan binbir zorlukla Suriye’ye gelip mücahitleri bulmuştu. Asıl amacı İstanbul’a gelmekmiş. Ama İstanbul’dan mücahitlerin de Suriye’de olduğunu duyunca sevincinden ağlamaya başlamış. Bu mücadeleyi kazanacağız, eğer İstanbul’dan kardeşlerimiz geldiyse bu savaşı kazanacağız demiş. Bir an önce İstanbul’dan gelen mücahitleri görmek istemiş. Selami abinin yanına getirmişler. Selami abi bir çocuğu teskin eder gibi sarılmış Eyübe. O günden sonra yanından ayırmamış.

Eyüp ile muhabbetlerimiz hep gece oluyor. İkimizde uykuyu sevmiyoruz. O bota bindirdikten sonra bot gözden kayboluncaya dek gözetlediği oğlu Muhammedi, ben de daha 1 yaşına basmamış minik kızımı anlatıyordum.

Türklerle ilgili konuşurken hep kardeşlerim diyordu. Kulaklarımda çınlayan şu cümlelerini asla unutamam. Kardeşlerimizle beraber Suriye’yi, Irak’ı, Kudüs’ü aldıktan sonra Burma’ya, Myanmar’a da gideriz değil mi Bisimit.

Gitmeyeceksek Kudüs bize yurt değil, mezar olsun dedim.

Allah Türklerin devletini ayakta tutsun. Allah Erdoğan’a güç versin dedi. İnşallah dedim. Yine o küçük Muhammedi, ben minik kızımı anlatmaya devam ettik.

Bir mücahit için gündüz yoktur orada anladım. Çünkü akşama kadar yaşadığını sadece cemaatle kıldığın namazlarda anlıyorsun. Onun dışında bütün gün mevzi kazanmak, kaybedilen mevzilere tekrar saldırmak, arkadaşını kollamak ve nasip olursa şehadeti düşlemekle geçiyor. Gece ise mücahidin kendisini hatırladığı zaman. Gökyüzünde yıldızlar olduğunu, parlayan bir ay olduğunu, bir ailesi olduğunu hatırladığı zaman gece.

Yola çıkmadan önce Selami abi biliyor musun dedi. Neyi dedim. Bombalanan çadırda Eyüpte varmış dedi. Hiçbir şey diyemedim. Küçük Muhammed geldi aklıma. Endonezya’ya sağ salim varmışlar mıydı? Hem eşinin ismini neden sormamıştım ki. Muhammedi bulabilir miydim? Babasının nasıl bir kahraman olduğunu anlatma fırsatım olacak mıydı? Eyüp’ü göreceğim abi dedim. Cesetler yanmış şekilde dedi. Kafanı bulandırma. Ümmetin salahiyeti için git artık dedi.

O hastanede sıkıştırdığınız vali ya da general her kimse onların cesetlerini köpeklerin bile yemeye temayül etmeyeceği bir hale gelecek dedim. İlk defa Selami abiye emir nizamı ile hitap ettim. Tamam dedi.

İdlib’den sonra Cisr’ialdığımızda yüzlerce rejim askeri Vatan isimli bir hastaneye sığınmışlardı. Suriye rejimi buraya havadan paraşütle silah ve erzak yardımı yapıyordu. Ben dönene dek o hastaneyi kontrol altında tutuyorduk. ABD rejiminin bize saldırma sebebi çoktu. Hem anlaşmaya yanaşmayışımız hem Hastanede muhtemelen Esed’in çok güvendiği generaller ve yöneticilerin olması bizim bir an önce yok edilmemiz anlamına geliyordu.

Esed rejimi Mastuma ve Eriha’yı içindeki silah ve mühimmatla bize teslim etme karşılığında hastanedekileri serbest bırakmamızı teklif etmişti. Kabul etmemiştik. Hastaneyi ele geçirmek zor olacaktı ancak çoktan çalışmalara başlamıştık. Bana görmek nasip olmasa da kardeşlerimiz birkaç gün içerisinde hastaneyi mezar içindekileri de cesede çevirecekti. Eyübün, Sinanın, Mehmetin, Bahattin ve Hayati abilerin intikamını biraz da olsa almış olacaktık.

İstanbul’a geldiğimde eve gitmeden önce Fatih Edirnekapı’daki Kariye’de kefeni ile yola çıkanlarla toplantı yapmamızı istedi Selami abi. Tebriz’den Kamran geldi. Mahabad’dan Faruk. Cibuti’den Halim. Gabon’dan Muhammed Şefik,Haydarabad’danCelaleddin, Butan’dan Osman,Lusaka’dan Fettah, Durban’dan Cabir, Kinşasa’danAbdusselam, Keşmir’den Rıza, Lagos’dan Süleyman, Hartum’danSeydi, Bengal’den Selahaddin, Taiz’den Hayati, Rabat’tan, Horasan’dan,  yiğitler geldi. Hepsi büyük Türkiye sevdası ile ailesini, çocuğunu bırakıp uzun yolculuklara çıkmışlardı. Hepsi mazlumların ahını almak için yere ve göğe ant içmiş, sırtında çantası ve yarına dair büyük Türkiye’den başka hiçbir hayali olmayan kahramanlar.

Birbirinin ismini bile henüz bilmeyen ama aynı dava uğruna kelle koltukta gezen tam 36 cengâver.

Tebriz’deki öğrenci hareketlerini anlattı Kamran. Milletten ümmete, bölünmüşlükten vahdete götürecek hedeflerimiz uğruna kullanılması gereken mecralardan bahsetti. Her şey bizim için kılıç, her yer bizim için savaş meydanıydı.

Mahabaddakikürt hareketlerini Faruk’dan dinledik.  Hartum’da isyancılar ile hükümet arasındaki son gelişmeleri anlattı Maruf. Maniplasyonlara devam edilecek. Varlığımız hissedilene dek Batı’nın liderlik ettiği bir barış sağlanmayacaktı. Keşmiri dinledik Rıza’dan. Pakistan ile bağlantı kurmaya devam edeceklerdi. İngiltere’nin güdümündeki Hindistan asla rahat bırakılmayacaktı. Benzin dökmeye devam edeceklerdi mücahidler. Türkiye’den yakılan ateş elbet yolunu bulacaktı.

Bütün şehirlerde bir mahallemiz olacaktı. Civarda yaşayan Müslümanlar olabildiğince tek mahallede toplanacak, tek bölgede yaşayacaklardı. Kulağı büyükler, eğitim almışlar, çevresi olanlar Hristiyanların arasında kalmaya devam edecekti. Bir yanda toplumdan soyutlanmış hiçbir şeyden haberi olmayan Müslümanlar, diğer taraftan bütün planları alt üst edecek onların hainleri, bizlerin kahramanları. Batı bizi ahmak sansındı. Batı bize gariban baksındı. Hiçbir şeyden haberi olmadan köşesine çekilmiş, soyutlanmış sansındı. Onlara gösterdiğimiz resim kadar tanıyacaklardı bizi. Onlara öğrettiğimiz strateji kadar esir alacaklardı bizi. Emir verildiği zaman bütün dünya öyle bir patlama ile uyanacaktı ki tam 50 yıldır el altından 3. Dünya savaşını yürüten ve buna isim vermekten korkan Batı bir daha asla güneşi göremeyecekti. Artık son dakika haberleri Keşmir, Şam, Bağdat, Gazze, Doğu Türkistan, Sudan, Mali, Kongo, Cezayir için değil Tel Aviv, Amsterdam, Washington, Moskova, Berlin, Paris, Kopenhag için yapılacaktı. Artık televizyonlarda, internet sitelerinde alt yazılar, manşetler İslam topraklarındaki kargaşadan değil Batı’daki savaşlardan bahsedecekti. Bir akıl gelmişti. Ve bu akıl onların tahayyül bile edemeyeceği planlarla tıpkı Sultan Süleyman’ın yaptığı gibi zalimlerin gücünü zincire vuracak, kıyamete kadar dünyayı onlara kabir azabı yapacaktı.

Ezan okundu. Kamet getirildi. Namaza durduk. Burası Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a giriş yaptığı Edirnekapı surlarına çok yakındı. Namazda her Allah çekişimiz İstanbul’u biraz daha bağlıyordu sanki bize.

Kardeşlerime Selami abinin selamı ile beraber gözlerini anlatma fırsatım oldu. Birden önümde 36 çift göz Selami abi oluverdi. Tek ruh, tek vücut, tek amaç. Hayır, ne Dağıstan’daki mücadele unutulmuştu, ne Bosna’da ki kıyam. Bu yiğitler buradan çıktıktan sonra dünyanın dört bir yanına dağılacaktı. Her biri farklı ülkelerde, farklı şehirlerde yeni büyük Türkiye için mücadele edecekler, kimi belki de önümüzdeki birkaç gün içerisinde şehit olacak, yerlerini yeni İbrahimler, Yeni Süleymanlar alacak, sancağımız mazlumların ahını alana dek elimizden düşmeyecekti.

Hepsini uğurladık. Soydaşım Kamran ile baş başa kaldık. İran baş edilmesi gereken en büyük engel olacaktı. Farkındaydık. Kamran Azerbaycan üzerinden fitili yakmıştı. Mahabad’daki olaylar süreklilik arz etmese de İran’ı korkutmaya yetmişti. İran kendi kenti olan Mahabad’dan bütün asker ve polisini çekmişti. Bu geçiciydi elbet ama biz istediğimizi almıştık. Rüzgâr ne kadar sert eserse essin, bu ateşi yakmak istediğimizde yakabileceğimizi öğrenmiştik. Suriye ve Irak’ta düzene giren mücahitleri anlattığımda Kamran sevinçten ellerimi öyle sıktı ki, İran’ı sıksan bu kadar şimdiye parçalamıştın demekten alamadım kendimi. Tebessüm etti. Gözleri doldu. Gözlerim doldu. Gözlerimiz Selami abi oluverdi. Vedalaştık.

Kardeşlerim, okurlarım, dostlarım, 17 Aralık’tan sonra devletimize karşı başlatılan aleni savaşa dışarıdan tespitler yaparak sizinle beraber destek olmaya çalıştım. Bu kavganın içine sizinle beraber girdim. Sonra bize hicret nasip oldu. Gittik gördük. Ve şimdilik geri dönmekte nasip oldu. Bu mücadeleyi yazmamak benim için ahmaklık olurdu. Sizin bazı şeyleri bilmemeniz bu davanın kaybı olurdu. Bazı şeyler söylenmemeli evet, söylemediğimiz şeyler zaten o kadar çok ki. Şimdilik sizin bilmenizi istediğimiz bu bilgiler karşı tarafın da bilmesinde sakınca görmediğimiz bilgiler. Bu yüzden sizin gururunuz, onların utancı olsun. Sizin şerefiniz onların şerefsizliğine karşı dursun. Sizin vicdanınız onların zulmüne karşı dursun. Devletinizin 100 yıldır yaşadığı fetret dönemi artık sona erdi. Türkiye Ortadoğu’da artık Batı’nın müttefiki olmaktan çıktı. Ortadoğu’da Amerika’nın da İngiltere’nin de İsrail’e rağmen yeni gözdeleri İran oldu. Daha geçen hafta Batılı bir liderin Erdoğan verdiği sözü tutmuyor, Atatürk ve sonrasında gelen liderler gibi bizimle işbirliği yapmıyor diye itirafta bulunması, İngiliz Telegraph gazetesinin Erdoğan’a dikkat edin, Atatürk’ten sonra gelen en güçlü lider diyerek müttefiklerini uyarması, New YorkTimes’ın paralel ile müzakere ederek hazırladığı raporda Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler tarafından durdurulması gerekir diye manşet atması sizin için de bizim için de yeterince acı bir mecaz değil mi?

Hatırlayın NATO’nun Türkiye’ye kurduğu tuzağı yazmıştım. Mavi Marmara saldırısının Erdoğan’a lortlar kamarasında bir önceki dönem başkanı Blair’în cevabı olduğunu yazmıştım. Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını istediklerini, Türkiye kendi isteği ile çıkar çıkmaz Türkiye’yi alev topuna çevireceklerini yazmıştım. Çünkü NATO’da istedikleri Türkiye başında Erdoğan olan bir Türkiye değildi.

Bin yıldır Anadolu topraklarına kurulmuşta olsak bizi buradan sürmek ve hatta en yaşlımızdan en gencimize kadar hepimizi tek tek öldürmek nasıl ki onların rüyası ise, ümmet olarak omuz omuza tek saf olup düşmana tek sesliliğimizle korku salmakta bizim kızıl elmamızdır.

Kardeşlerim Yeni Türkiye’nin yiğitleri bu hafta tekrar dünyanın farklı bölgelerine dağılacaklar. Sizin içinizde volkan gibi büyüyen öfkeyi düşmanın kalbine taşıyacaklar. Ne Ortadoğu’da mezhep düşmanlığı üzerinden kan döken İran’a nefes aldıracaklar ne de Afrika’da el Şebap gibi örgütler üzerinden İslam’ı lekelemeye çalışan kâfirlere. Bu kavganın artık geri dönülemez bir virajda olduğunu anlamamız icap eder. Hızlı karar mekanizmasını ülke olarak çalıştırmamız icap eder. Bu bağlamda Erdoğan’ın ne yapmaya çalıştığını daha iyi anlıyorum. Biz belki de onlarca sayı farkla yenik başladığımız bir maçı çevirmenin eşiğindeyiz. Hareket kabiliyetimizi kısıtlayan bu küflü ezikliği üstümüzden atmanın vakti geldi de geçiyor bile.

Artık hepinizin birer Bilal olma vakti geldi. Artık sıcak yorganlarınızdan, yumuşak yastıklarınızdan vazgeçmenin zamanı geldi. Eskiden olduğu gibi rıhle medeniyetine dönmenin vakti geldi. Çantanızı sırtınıza alıp yola çıkmanın vakti geldi. 100 yıldır uyuyorsunuz ey Ümmet. Artık ne devletten ne istihbarattan bir şeyler beklemeden bireysel olarak sorumluluk alma vakti geldi. Artık her biriniz için birer Bisimit olma vakti geldi.

Kardeşlerim Batı’nın V forVandetta filmini, Matrix’i, Yüzüklerin efendisi serisini, dövüş kulübü filmini neden yaptığını biliyor musun? Çünkü V forVandetta sistemi, Dövüş Kulübünün kahramanı da kapitalizmi senin yerine yok etti. Frodo ve son kral kötülükleri yeryüzünden senin adına sildi. Matrix’in kahramanı Neo senin yerine sisteme meydan okudu. Artık senin hiçbir şey yapmana gerek kalmadı. Sen sıcak yatağında önünde televizyon, elinde telefon, cebinde paran keyfine bakabilirsin. Bütün kötülükler senin adına yok edildi. İşte sana kurulan bir tuzak da bu oldu. Senin filmlerde yok oldu sandıkların seni gerçek hayatta yok ediyor.

Kardeşim. Orta Asya’dan her şeyi bırakıp Anadolu’ya halkıİslamlaştırmak için gelen erenler kadar cesaretin yoksa ne Malazgirt senindir ne de İstanbul. Zafer her şeyi devletten bekleyerek erişilecek bir ülkü değildir. Yıllardır bu ülke sana unuttuğun birçok şeyi hatırlattı.

Müslüman olduğunu unutmuştun. Osmanlı olduğunu unutmuştun. Bir zamanlar Afrika’dan Kudüs’e, Halep’ten Viyana’ya bütün vilayetlerin sana ait olduğunu unutmuştun. Çok az gücün olmana rağmen senden kat kat fazla ve teknolojik olarak önde olan düşmanlarını ceddinin darmadağın ettiğini unutmuştun. Kimliğini unutmuştun. Kaybolmuştun kardeşim. Yoktun sen. Okula bile gidemiyordun. Namazını kılamıyordun, ezanını okuyamıyordun.

Sen kardeşim yok edilmiştin. İşte devletin sana on yıldan fazla bir süredir bütün bunları tekrar hatırlattı, öğretti, benimsetti. Sen bir çocuktun. Devlet seni büyüttü. Şimdi devleti büyütme sırası senindir.

Kardeşim tam iki yıla yakın süredir çok şey yazdım. Yüreğimdekiler asla tükenmedi ama yüreğine bir nebze de olsa tarihini, kim olduğunu, devletini ve devletinin büyük Türkiye için neler yaptığını damıttıysa yazdıklarım, artık kalemi, kitabı eline alma sırası senindir. Çantayı sırtına alıp sorumluluk alma vakti sırası senindir. Bisimit olma vakti senindir.

Bütün okurlarım haklarını helal etsin. Benim yolculuğum uzundur. Ve hepiniz büyük Türkiye sofrasına bu kutlu sevdaya fâil olarak davetlisiniz. Sorumluluk almaya davetlisiniz. KORKMAMAYA DAVETLİSİNİZ. Yiğitlerinizi tanımaya, cengâverlerin yazdığı destanlarda kahraman olmaya davetlisiniz.

Bisimit artık sizsiniz.

Haberseyret.com

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • SEFERDERVATAN

    20 Temmuz 2015 16:36
    23 4
    ÇOK ÖNEMLİ DİKKAT Esselamu aleykum. Arkaaşlar bi simit daha önceki yazsında ne demiş idi. Allah dostları istanbul a ve farklı illere müritleri ile beraber yerleşiyorlar, bu büyük savaş için. Sizler eğer ehli sünnet safında gerçekten ümmet için birşeyler yapmak istiyorsanız öncelikle bir ALLAH DOSTUNA tabi olun. Zikir dersi alın ve ALLAH ı zikredin. Lakin manevi güç olmadan sadece gaza gelerek yola çıkanlar yoldan geri dönecek ve helak olacaklar. Susuzluğa açlığa dayanamayıp cepheyi terk edecekler var. Bunlar bizlere hadis i şerifte bildiriliyor. Dolayısı ile bir mürşid e tabi olmadan olmaz. Hz. mevlana hazretleri ne buyurmuş; BİR ALLAH DOSTU İLE BİR AN BERABER OLMAK YÜZ YIL TAKVA ÜZERE YAŞAMAKTAN HAYIRLIDIR. HEPİNİZ ALLAH A EMANET OLUN İKİ CİHANINIZ AZİZ OLSUN AFİYET DOLSUN BEREKETLİ OLSUN. ESSELAMU ALEYKUM...
  • o.r.h

    09 Temmuz 2015 02:39
    17 2
    Sevgilu kardeslerim eminim sizlerde benim gibi cihat icin sabirsizlaniyorsunuz lakin daha cok guclenip cihat meydanlarinda kukreye biliriz sevgili bisimit yorum yapanlari aydinlatin lutfen ne zaman baslayacak chat nerede ve kim onderliginde olacak isid kimdir kime bagli calisiyo lutfen aydinlatin
  • kelaynak

    30 Haziran 2015 11:59
    16 7
    Bi Simit kardesim iyi hos diyon da. Bu isler ciddi organizasyonlar olmadan olmaz. Gencleri gaza getirip heba etmenin anlami yok. Bu tur savaslar cesur insanlarin yok olmasina neden olur. Amerika sizi insansiz hava araclari ile bombalasin sen deonu Bora piyade tufegi ile mi vuracaksin. Daha once Diyanet isleri cifir hesabi ile Sn Cumhurbaskani'ni koruyor diyordun. Bak simdi zirhli mercedese biniyor. Kisaca sadece dua yetmiyor ciddi tedbir almak lazim....
  • Merve

    30 Haziran 2015 01:29
    20 5
    Çantanız hazır olsun yeter. Ümmet bekleyişte evet ama önder lazım dimi?önder de gelecwk inşallah. O önder hz mehdi as olacak allahın izniyle. Yeryğzğnde acı çekmeyen mğslümana kalmadı heosinin hesabını soracak mehdi as. Mevla bizlere ona layık asker olabılmeyi nasib eylesin inşallah...
  • HAKKA

    30 Haziran 2015 00:31
    7 0
    SİZDEN BU KONUDA HABER BEKLİYORUM...
  • BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM... HAKKA

    29 Haziran 2015 23:53
    18 12
    Bİ SİMİT... ALLAHIN İZNİYLE BENDE SİZE KATILMAK İSTİYORUM. VE BUNUNLA İLGİLİ BİLGİ BEKLİYORUM
  • darı anbarı

    29 Haziran 2015 18:20
    1 41
    diyomki nasıl güzel hayalleriniz var, inşaallah gerçek olur fakat aç tavukdan farklı degil benim gördügüm. dayyib doguyu pkk ya yem etti yedirdi çıtır çıtır...
  • Ebabil

    22 Haziran 2015 01:09
    26 1
    Sevgili Bi simit, sırt çantalarımız hazır. Ebabil kuşu olmayı diledik. Gölgesini büyük sayan mağrur fillerin belalısı olmayı diledik. Rabbim küçük taşları bize nasip etsin.
  • Alperen

    20 Haziran 2015 13:01
    20 0
    Tarafımız belli İdlibi de cisride alan ÖZGÜR SURİYE ORDUSUdur..
  • Ömer ARAZ

    15 Haziran 2015 12:44
    29 1
    Es Selamun Aleyküm Yav Davetlisiniz Diyorsunda Nereye Davet Ediyorsun Sende Biliyorsunki Ülkemizde Aklı Selim Davranamayan Bir Çok İnsanımız Var Davetin Adını Koyma Zamanı Gelmedimi ? Ve Nereye Davet Ediyorsun ? Ne Zaman ? Ne Şekilde Nerede Ve Nezaman Toplanacaığız ? ALLAH Aşkına Artık Şu Cihat Çağrısını Kim Yapacaksa Yapsın Yeri Ve Zamanı Bildirsin Ki Aklı Karışık Müminler Cihad Yerine İşid Deccalının Yanında Yer Almasın.
  • Üveys

    13 Haziran 2015 01:56
    20 0
    Öncelikle günümüzde insanların köşe yazılarını ve/veya gazetelerden gündeme dair olayları analiz edecek araştırmacı ve yazarları dinlemek için oturup gazete okumadıkları gerçeğini iyi tespit etmiş ve bu açığı da makaleleri sesli bir şekilde halka duyurmayı başardınız. Şahsım adına; yaptığınız iş habercilikte direk olarak okura ulaşmanın en etkin hali olmaktadır.Tebrik ediyorum.
  • Üveys

    13 Haziran 2015 01:45
    1 2
    "Şeytan Düşerken" ve "Son Savaş" Makalelerini "Youtube" dönüştürücüsünden dönüştürmeye çalıştım fakat "Geçersiz URL" Yanıtı ile karşılaştım!
  • BiÇay

    09 Haziran 2015 10:08
    25 0
    İslam güneşinin dünya üzerinde doğduğu ortadoğu topraklarını kafirlerden temizlemek ümmetin boynuna borç olsun. Zülme, zalime, kafire karşı doğrulmayan boyun kesilip yere düşsün.. #BiSimit ben Rize'liyim, yem yeşil çay bahçelerinin arasından yetişip geldim Der-Saadet'e.. Sen BiSimit isen bende BiÇay'ım bundan sonra.. Meğer ben yıllardır seni arıyormuşum.. BiSimit hiç BiÇay'sız olur mu? Lütfen bana bir şekilde ulaş, dönerken beni de yanında götür.
  • Seyfullah

    07 Haziran 2015 17:00
    23 0
    Bi Simit, Bi Çay, kahvaltıya davetlisiniz. Sizinle yaşayacak çok şeyimiz olabilir. Allah'ın izni ile o günlere de az kaldı. Kıyama durmanın zamanı geldi!
  • Ebubekir

    01 Haziran 2015 17:31
    32 1
    Gercekten cok farkli . Ne olup ne bittiğini gerçekten anlamıyoruz . Bize boyle yollar göstericek yazilarin yazilmasi bizim icin avantaj . Allah sonumuzu hayirli eyleye..
  • celal ozeser

    01 Haziran 2015 16:49
    17 0
    slm bi simit çok güzel yazmışın ama bişey eksik bizi nereye çağırıyorsun onu anlamadım benim bildim peyganber zamanında uhuda gittiler hendeye gittiler savaşa biznerden başlıyacağız acaba onderimiz kim olacak tayip erdoğanmı kim senin bu yazından gelin işit te katılın diye anlayan çok insan olabilir yalnış anlaşıla bilirsin şimdi içinizden sen ne düşünüyosun diyen olabilir ben şunu düşünüyorum bekleyin ayasofya cami açılsın ve muhtemelen bir cuma günü açılacak işte orada ilk namazım kıldıran mehti efendi olacak işte onun arkasından istediniz yere gidelim çantamızada gerek yok çünkü ölüler ölüleri gömer biz deyil saygılarımla
  • korkmaz pune

    29 Mayıs 2015 22:21
    33 0
    bi simiti çok beğenerek dinliyorum ve bu yazısızla kaybettiğimiz bazı değrleri bize hatırlattığı için allah razı olsun günümün 3de 1 lik bölümünde dinlediğim 3 kişiden biri hepsinden allah razı olsun ama aklıma takılan bazı şeyler var örneğin bi simiti ergün diler die biliyordum ve anlattıkları okadar uç şeyler varki bizim aklımızın almasında bayağı zorluk çekiyoruz ve bu bilgilerden nasıl emin olabiliriz örneğin yolsuzluk konusun da yazdığı ses kayıtları gerçek yazısı bunu dinliyene kadar herne kadar başbakanımıza toz konduramasamda savunamıyordum anca kendi yolsuzluklarını anlatarak işin içinden çıkabilir haldeydik şimdi ise hem aklımdaki soru işaretlerini giderdim hemde bir kaynağa dayanmasada savunma imkanımız oldu sizden ricam yorumumu yayınlamayın fakat her ne kadar yayınlanması sakıncalı da olsa bazı elde tutulur kaynaklar gösterin tabi başkanımıza dokunmuyacak fakat bazı kararsız arkadaşlarımızın aklındaki leri gidericek şekilde bir ricam da aklıma takılan şeyler olduğunda sizinle görüşebileceğim bir iletişim adresi verirseniz çok sevinirim allaha emanet olun tel. vy meil farketmez
  • ahmet duran

    29 Mayıs 2015 15:45
    42 0
    olaylar o kadar hızlı akıyor ki tren seyreder gibi bakıyoruz
  • akanechan

    29 Mayıs 2015 15:01
    49 2
    gerçekten cok etkilendim.Dilerim Allahtan cc. bütün müslümanlarda islami bilinç daha da artar ve hepimize şehadet şerbetinden içmeyi nasip eder. herşey daha iyi olur.insaallah. birde bisimit bey in son yazısı değildir umarım.yazılarınızın devamını merakla bekliyoruz.
  • Alaca

    29 Mayıs 2015 14:31
    70 0
    O nurlu çadırlarda bizde olalım Bi simit, bir ses bir yön verin, davetinize icap edelim.
  • Talha

    29 Mayıs 2015 13:26
    55 0
    Yapabileceğimiz en faydalı şey ne diye düşünüp zaman kaybetmek yerine yapabileceğimiz ilk faaliyeti gerçekleştirmeliyiz. Suriye'de cihada katılmak da olabilir, Suriye'deki fetihler için cami çıkışlarında lokum dağıtmak da olabilir vs.... Herkes bir adım atsın. Bismillah.
  • Yasin Alan

    29 Mayıs 2015 12:40
    112 2
    Kendi kendime ben bu yaşananların neresindeyim ve ne yapabilirim diye soruyorum?
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;