SİYASET

Bi Simit : Cemaat ve Tuzaklar

Tarih
24 Aralık 2014
İzlenme
Kişi
Yazar
Bi Simit

24 Aralık 2014

Kavramlarımızla oynadılar. Algılarımızı değiştirdiler. Cemiyet ve cemaat olmadan bizler hiçiz, biliyoruz. Belki bu yüzden Efendimiz (sav) cemaatle namaz kılmayan sahabelerin bile peşine adam gönderir ve sordururdu ! Neden gelmedi? Hasta mı? Bir sıkıntısı mı var? 

Geleceğe büyük mesajlar gönderiyordu Peygamber. Rehber olacağı ümmetin omuz omuza olması gerektiğine inanıyordu. Ayrı kaldıkları zaman birilerinin bunu fırsat bilip bir birileri aleyhine yalan-yanlış mesajlar göndereceklerini biliyorlardı. Fasıkların işi buydu. İki sahih Müslüman beraberken, bir aradayken aralarını 3. bir şahıs asla bozamazdı. Bu yüzden her zaman bölme ve ayırma taraftarı oldular. İlk fitne de zaten aradaki yalan haber taşıyıcılar yüzünden çıkmamış mıydı? Efendimiz (sav) bunu yıllar öncesinden tahmin etmemiş miydi?

Ancak arada bir sorun vardı. Cemaat ve cemaatleşme kavramı bu ümmetin namusu gibiydi. Bunu ortadan kaldıramazlardı. O zaman cemaati cemaat üzerinden bölmek, cemaate cemaat üzerinden saldırmak, ümmete cemaat ile değil, cemaatin de cemîsi olan cemaatlerle zarar vermek en mantıklı hareket olacaktı.

Kimisi (İmam Ebu Hanife, İmamı Şafii gibi) müçtehitlerin  amellerinden ortaya çıkan mezhepler üzerinden cemaatleşme yolunu seçerken, kimisi de Efendimiz (sav) 'in Hz. Ebubekir ve Hz. Ali'ye ayrı ve farklı yöntemlerle öğrettiği iddia edilen zikir yöntemleri üzerinden ortaya çıkan tasavvufi öğretilerle cemaatleşti. (Dipnot ne mezheb ne de tarikat karşıtı değilim, hamdolsun Hanefi mezhebindenim ve nakşiyim)

Mezhepler, imamlar tarafından öne sürülen ameli yollar değildi. İmamların hayatları boyunca savundukları öğretilerin daha sonra toplanarak öne sürülmüş versiyonlarıydı. Bunları bile sürüyü birbirinden ayırma taktiği olarak kullanacak olan şeytanlar olacaktı. Bu algı operasyonu öyle bir hal alacaktı ki nitekim "Oku" emrinden yaklaşık 1400 yıl sonra bile Müslüman bir ülkede "Şafii mezhebi" Kürtlerle beraber anılmaya başlayacak, her Türk gördüğü Kürdü "Şafii" sanacak, her Kürtte gördüğü Türkü "Hanefi" sanacaktı. Çünkü mezhepler bu insanlara, cennette birleştirici unsur olmaktan öte dünyada ayrıştırıcı unsur olarak öğretilmişti.  Bu yüzden birbirlerine artık kardeş olarak değil, rakip olarak bakacaklardı.

Tasavvuf yolu, Şeyh-Mürid ilişkisi Allah'a ulaşmanın gayesi olarak merkeze koyulurken, zikir ve rabıta seanslarının insanı Rab katında manen yüceltmesi beklenirken zamanla bu seanslar çılgın partilere dönüştü. Şeyh'in dokunduğu mürit beş-on takla atarak yerlerde sürünmeye başladı. Şehrin ortasında yapılan ayinleri cemaat mensupları metal rock gruplarının yaptığı düet şovuna çevirdi. İslamı tanımayan veya tanımak isteyen metalcılar bu gösterilerden sonra zaten yıllardır cemaat olduklarını anlayınca ne yapacaklarını şaşırdılar. Özetle insanın kendisinden başlayarak Rabbini tanımasına ve ona yakınlaşmasına vesile olacak değerlerin tabiri caizse içine ettiler.

Müslümanları lokal olarak bölmek istediklerinde cemaatleri, küresel olarak bölmek istediklerinde ise Sünnilik ve Şia gibi daha geniş kavramları kullanan Batı bununla da yetinmedi, olur ya Müslümanlar uyanır İslam etrafında tekrar birleşir diye bu sefer İslam'ı ceviz kabuğu gibi boşaltmaya kalktı. Kur'an, Hadis, İcma, Kıyas gibi değerlerin genetiği ile oynayanlar insanları daha bir ayetine bile anlam veremedikleri Kur'anın etrafında toplayarak, diğer bütün değerleri ortadan kaldırmaya kalktılar. Hadislerin uydurma olduğunu iddia edenler, Kur'anı Kerimi günümüze taşıyan Esbabı Nüzul ile Hadisleri günümüze taşıyan Esbabı Nüzul'un aynı kaynaklar olduğunu unuttular.

Yani özetle, bizi kendi değerlerimizle vurmaktan hiç bir zaman vazgeçmediler. Bu planlara en büyük desteği de ne yazık ki Müslüman olduğunu iddia eden bazı kanaat önderleri ön ayak oldu. Ümmetin ihtilafı rahmettir düsturu ile cemaatlere olan iyi niyetli yaklaşımımıza sahte hocalar, sahte tarikatlar, bidatlar ve en önemlisi kurdukları HOLDİNGLERLE ihanet ettiler.

Şimdi elimizde Allah kalmadı, Peygamberler kalmadı, Hadisler kalmadı,  İcma kalmadı,  Kıyas kalmadı. Cemaatler varken hangisine gerek var ki? 

Şimdi elimizde karar mekanizması olarak Hz. Allah'ın kitabında "Hâlaakletmez misiniz" sorusuna verdiğimiz muhteşem bir cevap var. Cemaat liderleri varken akletmeye ne gerek var ki?

Hz. Allah "Ve ekîmûssalâte ve âtûzzekâte" dediğinde bizim garip, gurebayı, fakir, fukarayı arayıp bulmamız icap ederken, Afrika açlıktan kırılırken yine lanet olsun ki arkasına saklanacağımız Cemaatler varken zekatı başkalarına vermeye ne gerek var ki? sorusu.

- Milletten para alıp milletle camide namaz kılmak caiz değildir diyerek kendi mescidinden başka yerde namaz kılmayan cemaatler.

- Millete hizmet ettiğini iddia edip garibanın evladına çıkarsız ev ve barınma ihtiyacı vermeyen, zengini el üstünde tutan, fakiri evde, yurtta yer yok diyerek öteleyen, dışlayan cemaatler.

- Millette dini bir cemiyet olduğunu iddia edip her seçimde sağda solda birilerine baskı kurarak 100 yıldır bu millete eziyet edenlere oy toplayan cemaatler.

Cemaatler, cemaatler...

 Bu yazıyı yazmayacaktım. Aslında facebook sayfası ve web siteme aşağıdaki yazıyı yazıp geçecektim. Ama millet bizi mezhep düşmanı, tasavvuf düşmanı, cemiyet düşmanı sanmasın diye arka planda bunları yazmak zorunda kaldım.

Söylemek istediğim ne mi?

Devlet artık ders çıkarmalı.

Hiç bir cemaate ayrıcalık tanımamalı.

Hepsini dize getirmeli.

Makam veya rütbelere, memurluk veya diğer mevkilere ne cemaatten, ne imam hatipten, ne de teşkilattan birilerini HAKSIZ YERE yerleştirmemeli.

Kim o makamın hakkını verecekse, kıyak olmadan o kişi seçilmeli. HALK SEÇİLMELİ ARTIK. İŞİN HAKKINI VERECEK OLAN VATANSEVER ALEVİ, KÜRT, TÜRK, SÜNNİ HALK SEÇİLMELİ.

Bu ülkedeki bütün cemaatler birer holdingdir. Unutulmamalı.

Bu holdinglerin zayıf noktalarını bulduğunuz an size saldırmaktan imtina etmeyeceklerdir.

Devlette her kademeye alevi, sünni, kürt, laz, çerkez, nurlu, suleymanlı, hüdayili, imam hatipli, ateist, müslüman, hristiyan, yahudi adamlar konmalı.

Etnik köken arttıkça çalışanlar işini yapar, devlet güçlü olur.

Şimdi paralelin yerine yerleşenlerin cemiyeti ve cemaati yok mu? Var. Özellikle bir cemaat şu anda paralelden boşalan yerleri hızla dolduruyor. E yarın bunlarla ters düşmeyeceğimize dair garanti var mı? Yok.

Liyakat diyoruz ama liyakat görecelidir ve zaman mekan ayrımı yapar. Kim ne derse desin en güvendikleriniz bile sadece şartlara göre liyakat ehlidir.

Aşağı yukarı bütün cemaatler paraleldir Paralele benzemeyen bir cemaat varsa, Devlet henüz onun zayıf noktasına dokunmamış demektir. Son cümlem ağır oldu biliyorum. Ama kusura bakmayın. Mevzu vatansa, gözüm kara, dilim sivridir.

Haberseyret.com


YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • Munzur-LU

    20 Temmuz 2015 12:07
    2 0
    Sesli Makalenin Sesi neden yok? Cematiciler çok kızmış olmalı. :) Teşekkürler BiSimit VarOl İNŞALLAH...
  • hamidiye

    23 Mayıs 2015 13:11
    2 6
    Yazıyı okuyup bitirince anladığım bu yazarda bir cemaat mensubu ve cemaati hükümet yani yazdıklarının bir kısmı kendine dokunuyor dönüp bir de bu açıdan bakmalı. Herkes kendi cemaatini savunur mantığıyla yazdığınız yazıda sizde haliyle kendi cemaatinizi savunmuşsunuz.
  • İhsan

    27 Şubat 2015 01:17
    16 6
    The Cemaatten sonra diğer islami cemaatlere ve tarikatlere saldırmak moda oldu. M.Ali Önel vesair TV sunucularında özellikle dikkatimi çekti. Sorry beyler. The cemaatin hem özel gladyö yapılanması olduğunu iddia edeceksin sonra da diğer cemaatleri onlarla bir tutacaksın. Bu nasıl bir akıl? Evet Türkiyede irili ufaklı binlerce cemaat var. Öne çıkan ise birkaç tanesi. Holding çağında olan ise bir kaç tane. Holding olanlardan biri 28 şubatta en çok üzerinden silindirle geçildi ama ölmedi. Özelliği ise dünyada ki en büyük anti ingiliz&vehhabi yapılanma olması. Bunlar, The cemaat gibi silsilesiz bir cemaat değil. Ayrıca Süleymanlı cemaati diye bir cemaat yok, kasaba ismi gibi. Yazar konuya hakim değil, sadece bilgili bir devlet memuru havası sezdim. Dinsizlerin Süleymancılar diye pazarcı çağırır gibi andıkları, müslüman kesimin Süleyman hocaefendi cemaati diye adlandırdıkları Nakşibendi olan tarikat ehli. Kökü olan cemaatlerin hemen HEPSİ aslında tarikattır. Hem tekkelerin kapanması hem mücadele şartlarının değişmesi sebebiyle 1923 ten sonra işgalin resmileşmesiyle bir bakıma yer altına çekildiler ve küfürle farklı mücadele yöntemleri geliştirdiler zaman içinde. İslam ümmeti ilk defa DARÜLİSLAM olmadan yaşayacaktı. Düşünün islam dünyasında işgal edilmedik hiçbir devlet kalmamıştı 1.dünya savaşı sonrası. Sonrası ise malum kukla devşirme sömürge valilerini yerleştiren ingiliz ve batı askerlerini çekti, sözde bağımsızlıkları Osmanlı coğrafyasını parçalara ayıra ayıra verdi. Bütün islam dünyasının başına kuklalar yerleştirildi biz mi kuklasız kaldık? Sultan götürüldü, kuklalar bırakıldı. Bütün islam dünyasında ya vehhabi ve sapık kukla krallar başa geldi, ya da ateist rejimler kuruldu. İslam alimleri katledildi, medreseler kapatıldı, islami eğitim yasaklandı. Sadece bizde mi alimler asıldı sanıyorsunuz? Sadece bizde mi medreseler kapatıldı? Bütün bunlar yapılırken ne kadar bozuk sapık akım varsa önü açıldı: Hariciler, vehhabiler, kadiyaniler, bahailer, gulatı şialar. Kimi ülkelerde bu fakir kulakları ile ne garip hadisler duydu, oralarda yeni hadisler üretilmişti, hint coğrafyasında neoselefiler ve arap yarımadasında vehhabiler ise hadis düşmanlığı had safhada. Bütün bunlar yaşanırken yine bayrağı kaldırabilecek tek bilgi, tecrübe Türkiye müslümanlarında idi. İşte bu cemaatler ve tarikatler (eğrisiyle ve doğrusuyla) bu mücadeleyi akılla , duayla ve sabırla verdi kendi halkına unutturulmuş islamı tekrar anlattı, tabiri caizse anadolu islamını yeniden ihya etti. Aynı Mevlana Halidi Bağdadi gibi Süleyman Hilmi Tunahan da cebinden para vererek talebe okuttu. Taşıma suyla değirmen döndüremiyeceklerini anlayan islami gruplar şirketler kurdular, vakıf ve dernekler kurdular. Hem Türkiyede hem islam dünyasında mücadelelerini sürdürdüler ve sürdürüyorlar. Daha Türkiyede bir geri dönüş zaferi kazanıldığına bile emin değiliz. Diğer islam ülkelerinde Türkiyeli özellikle nakşi kökenli gruplar vehhabi ideolojiye yani özetle dersek İngiliz'e karşı mücadelesini devam ettiriyor. Henüz oralarda bir başarı yok, mücadele devam ediyor. Ama birileri bu büyük mücadelenin en önemli omurgasına saldırıyor. Evet islami manada siyasetin içine girenlerinde bu zaferde öncü kuvvet olduğuna şüphe yok. EVET, islami mücadele kavga döğüş bugünlere geldi. Tarikatlere sorsanız herhalde dünyevi işlere bu kadar bulaşmak istemezlerdi. Mahmut Hocaefendinin dediği gibi önceden tarikate gelen medreseden/şeriat eğitiminden geçer, yontulur zımparalanır cilasını tarikat atardı. Cumhuriyet devrinde şeyhlerin böyle lüksü yok. Doğunun farklı dili, zorlu coğrafyası gayriresmi şekilde bazı medreselerin ayakta kalmasını sağladı. Kısmende doğu Karadenizde. Genelde kalite mecburen düşük. Ne zaman kaliteli medreseler kurulur, devlet tamamen bağımsız olursa tarikatler eski orjinal konumlarına dönmenin doğal yolu açılır. Zaten bunun altyapısı psikolojik ve maddi olarak oluşuyor. Gerçekten Allah rızası için mücadele edenleri devlet işlerine zaten karışmıyor, kurumsal olarak devlette kadrolaşmaya gitmiyor. Bu tür yapılaşmaya da zaten kimse müsade etmemeli. Diğer taraftan kritik noktalarda ise güvenilir insan ihtiyacından dolayı sınavla falan değil seçmeyle insan atanır. ÖZETLE, KİMSE BU YAPILARIN MANEVİ HAKKINI YİYEMEZ. BUGÜN DÜNYADA DİK DURAN BİR TÜRKİYE VARSA EN BÜYÜK BAŞLICA SEBEBİ BU CEMAATLER YA DA TARİKATLARDİR. ÖMRÜMÜZÜN BU KADAR YILI BU MÜCADELE NASIL KANLA VE TERLE MÜCADELE EDİLDİĞİNİ GÖRMEKLE GEÇTİ. BUNCA YAŞANANLAR,MÜCADELE OYUN DEĞİLDİ, HALA DA DEĞİL. BUGÜNÜN YENİ YETMELERİNİN, SONRADAN ORTAYA ÇIKAN NEVZUHURLARIN SICAK POSTLARINDAN AHKAM KESMESİ KANIMA DOKUNUYOR.
  • ahmet duran

    14 Ocak 2015 09:21
    7 2
    bu yazınız bana doğu perinçeği hatırlatdı o da cezaevindenden çıkar çıkmaz çemaatlerin kökünü kazıyacağız demişti
  • Cihad

    28 Aralık 2014 04:40
    20 2
    Ümmete yapabileceğiniz en iyi hizmet daha fazla yazmaktır. Allah sizden razı olsun.
  • Birdost

    25 Aralık 2014 14:33
    7 13
    Cemaatler olmadan biz hiçiz diyorsunuz. Sonra bütün cemaatler paraleldir diyorsunuz. Ben yazınızdan şunu anlıyorum. Eğer muhafazakar kesim devlette kadrolaşmazsa solcular kadrolaşır. Paralel olmak niyete göre iyidir. Devlet istediği kadar izin vermesin ergenekoncuları bilmeyen yok.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;