SİYASET

Bi Simit : Amerika,İsrail, İran Üçgeninde Erdoğan ve Cifir Savaşları

Tarih
27 Aralık 2014
İzlenme
Kişi
Yazar
Bi Simit

27 Aralık 2014

وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ

Okunuşu ; Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve le initteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).

Meali ; Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olmazlar. De ki: 'Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur.' Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve arzu)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.

Başta İmam-ı Şafii olmak üzere bir çok imam ve alim bu ayet-i kerimeden "Küfür tek Millettir" sonucuna varmışlardır. Yazımızı okurken bu ayeti kerimeyi de bu sonucu da aklınızın bir köşesine kazıyın ve bu bilinçle okuyun.

Allahuekber velillahil hamd.

Allahuekber !

Bir yazı kaleme almadan önce yazıda geçecek olan bir çok hususun okuyucu tarafından temel anlamda da olsa bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden ara ara tarihe yolculuklar yapabiliriz.

Tarih okurken bugünle mutlaka bağdaştırın. Mutlaka bir yerden bir şeyler çıkacaktır. Bugün olanların aynısının veya benzerinin geçmişte de olduğuna şahitlik edeceksiniz. O kadar net ki her şey, görmemek için kör olmak gerekir. O kadar net ki, at gözlüklerini çıkarmak gerekir. Hazır mısınız?

Bize hep saldırdılar. Biz hep tuzak kurulan olduk. Biz hep sırtından vurulan olduk. Biz hep ihanet edilen, arkasından iş çevrilen, ihmal edilen, görmezden gelinen olduk. Ama şunu unutmayın. Bütün bunlara rağmen biz hep KAZANAN TARAF olduk. İşte onları çıldırtan da hep bu oldu. Pusu kurdular belki. Şehitler verdik belki. Suikaste gittik belki ama bize kazandıran da bu şehitlerin varlığı olmadı mı? Tarihe bakın, geçmişe gidin. 1400'lü yıllarda da saldırmışlardı. Allahın sıfatını kendisinde taşıdığını iddia eden Fazlullah Esterâbâdî isimli bir İran beslemesi Yıldırım Bayezid'e suikastlar düzenlemiş, kurduğu Hurufi tarikatı ile Hanedanın içine kadar girmeyi başarmıştı. Sultan Bayezid vefatından bir kaç yıl önce Fazlullah Esterâbâdîyi astırsa da Hurufi tarikatının uzantıları Fatih Sultan Mehmet zamanında sarayda önemli konumlara sahip olmuş ancak ne Sultan'a ne de Devlet'e başta Allah'ın inayeti, sonra da devrin âlimlerinin uyanıklığı sebebi ile zarar verememişlerdi.

Kılıç kullanmıyorlardı. Zehir kullanmıyorlardı. Akıl ve ilimden başka silahları olmayan bu insanlar Peygamber Efendimizin Hz. Ali'ye öğrettiği ve günümüze kadar gelen Cifir ilmini çok aktif bir şekilde kullanıyor, bunu zehirli sözlerle (SİHİR) bir araya getirerek devleti devirmeye çalışıyorlardı. Devlet yönetmek kolay değildi. Sadece kas gücü yetmiyordu. Kılıçlar, süvariler, toplar, yüksek surlar yetmiyordu. İlim adamlarını da yanından ayırmamak gerekirdi. Düşmanın silahı ile silahlanmak için bir ilme daha ihtiyaç vardı. 1100 yılından sonra Doğunun zenginliklerini çalmak için akın akın Kudüse gelen Fransız Soylusu Hugues de Payen önderliğinde yaklaşık 10 şövalye Kudüs'te bir mağaraya denk geldiler. Mağaranın girişi bir yamacın dibinde olduğu için, önü de yüksek çalılıklarla kapanmıştı. Mağarayı keşfeden şövalyeler derinlere gittikçe öyle bir şey buldular ki bu onlar için Kudüsten de, doğunun bütün zenginliklerinden de çok daha önemliydi. Buldukları şey Hz. Süleyman'ın cinleri dahi kontrol altına alabildiği öğretilerin olduğu bir kitaptı. İşte bu kitap yaklaşık 50 yıldır Holywood filimlerine de konu olan kara kaplı sahafın temsil ettiği gerçek kitaptı. Bu kitaptaki ilim kara ilimdi. İnsana doğa üstü bazı varlıkları kontrol etme gücü veriyordu. Sözlerin ve harflerin gücü sihirle birleştiği zaman Allah muhafaza insanın yapamayacağı şeyler nadirdi. Daha sonra Tevratı tahrif edip yerine Kabalayı koyan sapık yahudiler de Kabala'yı bu öğretiler üzerine temellendirmişlerdi. Bu öğretiler o kadar cezbediciydi ki Hz. Musa ümmetini bir kaç gün bile yalnız bırakıp dağa çıksa, döndüğünde ümmetini sihire bulaşmış, kabalaya tapmış buluyordu. Bu alıkoyamadıkları öğretiler yüzünden Hz. Harun da Hz. Musa'dan tokat yemişti. Bir lanet gibi yahudilerin üzerine çöken bu öğretilerin, kabalanın kaynağını bu 10 şövalye bulmuştu. Buldukları an orada durmadılar. Güney Batı'ya çekilerek ellerindeki bütün altınlarla işçi toplayıp büyük bir tapınak yaptırdılar. Bu tapınak ulaşılması güç, o zamanın teknolojisi ile zaptedilmesi imkansız bir kale gibiydi. Normal şartlarda bile bir insan yardım olmadan o tapınağa ulaşamazken, dışarıdan müdahele edilmesi neredeyse imkansızdı. İşte bu tapınakla beraber Fransız Soylusu Hugues de Payen şövalyelerine Tapınak Şövalyeleri ünvanını verdi ve başta Avrupa olmak üzere bütün dünyayı zehirlemeye başladı. Hikaye bu şövalyelerin Avrupa dahil bütün dünyaya yayılması, ekonomik kaynakları ele geçirmesi, Simya ilmine sahip olması (parantez : simya ilmi toprağı bile altına çevirebilme gücü dahil bir çok metafizik olayı kapsar ki şu anda dünyada bu ilmi bilenlerin sayısı bir elin parmağı kadardır) ve sonunda Osmanlıyı yıkarak dünya düzenini kurmalarına kadar devam eder. Bu şövalyelerin uzantıları bugün ki Rotschield, Rockerfeller, Mitshubishi, Monsanto gibi ailelerdir.

Konudan konuya geçmiyorum. Anlattıklarım tamamen kronolojik ve tarihi gerçekler. İnanmayanlar tek tek isimleri, tarihleri, olayları araştırabilir. Varsa bir çelişki yazabilir. Keşke konuyu baştan ve tamamen, tek ayrıntıyı atlamadan anlatma imkanım olsa ama bunun için koca bir kitap, hatta kitaplar silsilesi yazmak gerekir. Neyse devam ediyorum.

Zaman geçtikçe Hz. Süleyman'ın tapınağının derinliklerinde bulunan bu kara kaplı kitabın muhtevası da nesilden nesle aktarıldı. Bu ilimler sadece Müslümanlar değil Allah inancını taşıyan Hristiyan ve Yahudilere karşı da kullanıldı. Yine bizzat Yahudi olduğunu iddia edenler tarafından. İşte Yahudi ile siyonisti birbirinden ayıran nokta da burasıydı. Siyonistler tapınak şövalyelerini kucaklamış ve davalarında bu öğretileri kullanabileceklerini düşünmüşlerdi.

Osmanlı zamanında başta Hacı Bayramı Veli hazretleri olmak üzere bir çok rehber başta cifir ilmi olmak üzere, kabala öğretileri ve ebced ile de devletin bekası için meşgul olmuşlar, ileride olabilecek bazı şeylere işaret etmişlerdi. Bu yüzden Tapınak şövalyelerinin hedefinde sürekli Müslüman alimler vardı. İbn'i Arabi, Gazali, Hacı Bayramı Veli gibi bir çok rehber hayatları boyunca yüzlerce suikasta maruz kalmışlar ancak Allah'ın izni ile hepsinden kurtulmuşlardı. Bu alimleri ortadan kaldırmak istemelerinin sebebi bu alimlerin kurduğu savunma mekanizmasıydı. Yazımızın belki de en önemli kısmı burası. Bütün bu ilimleri bilmenin tek anlamı dışarıdan gelecek saldırılara karşı yine aynı ilimlerle savunma hattı oluşturmak, Devleti Âli Osmaniyeyi ve kumandanı yani sultanı korumaktı. Ve defalarca da korudular. İstanbulu fethetmek bize nasip olacak mı diye soran 2. Murad'a "Padişah’ım sana İstanbul’u almak nasip değildir. Fakat Yüce Peygamber’in hadisinde de belirttiği gibi İstanbul mutlaka fetholunacaktır. İstanbul’u senin şu beşikte yatan şehzaden Mehmed’le yanımızda oturan müridimiz köse Akşemseddin alacaktır. Fethi mübin bu ikisine nasip olacaktır. Ben dahi bu fethi göremeyeceğim" diyen Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin bunu cifir ve ebced ile çözdüğü tartışılmaz bir gerçektir.

Dostlar günümüzle ve başlıkla bu olanların ne ilgisi mi var?

Anlatayım. Aslında nerden başlayacağımı çok bilmiyorum. Erdoğan'ın attan düşme sebebini mi anlatayım. Buna sebep olan Londra'da uzun yıllardır yaşayan ve İngiltere'nin beslediği İranlı mollanın ismini mi vereyim? Tahşiye operasyonlarında yakalanan Kör Hoca Molla Muhammedin neden ortadan kaldırılmak istendiğini mi yazayım? Makam aracında üzerine kapı kilitlenen Başbakan'ın maruz kaldığı bu olayın aslında yine kara sözlerle işlenmiş suikast olduğunu mu anlatayım? Erdoğana Pensilvanyada yapılan bedduanın normal bir beddua olmadığı ve cifir ile kabaladaki ritüellere göre yapıldığını mı anlatayım? Yapılan bütün bu operasyonlara karşı Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in yine 3 tane molla (Mela Muhammed, Mele Abdullah ve Mele Şirin) ile beraber kurdukları savunma hattını mı anlatayım? Bütün bu beddua seanslarına karşı alınan önlemleri mi?

Fantastik bir filim gibi geliyor değil mi size? Turgut Özal'ı hatırlayın o zaman. Özal'dan alınan örnekler üzerine yapılan bütün analizler zehirlenmediği ama bir sorun olmadan öldüğünü göstermekte. Özalı nasıl öldürdüler sizce? Yıllar önce 2014 yılında Gülen örgütünün sonunun geleceğini yazan Kör Molla Muhammedin hangi ilmi kullanarak bunu kaleme aldığını düşünüyorsunuz?

Soru sormadan anlatamam işte. Allah-u alem elimde bu örnekler olmasa size nasıl anlatacaktım onu da bilmiyorum. Ama bana susma Bisimit diyorlar. Yaz diyorlar. Yazayım da kime yazayım? Yazacak çok şey olunca ve işin içinde bizim doğa üstü dediğimiz ama aslında Kur'an ile sabit varlık ve ritüeller olunca sadece susup ölesi geliyor insanın.

Tekrar konuya geçelim. Erdoğan'ın attan düşme olayını basit gören bizler bazen güldük, bazen ah,vah ettik. Bu düşüşü atın huysuzluğuna bağlayacak kadar aptaldık. Evet maalesef aptaldık. Bu düşüşün arkasında yıllardır Londra'da İngiliz sermayesi ile kendine kanal kuran, akşama kadar kanalında Hz. Ebubekire, Hz. Ömere, Hz. Aişeye küfür ve lanet okuyan Yasser Al-Habib olduğunu nereden bilebilirdik? Bu bir deneme atışıydı. Ve başarılı oldular. Bu bir uyarı ateşiydi. Ve uyardılar. Bu düşüşü analiz eden Diyanet İşleri Başkanı Görmez bunun normal bir düşüş olmadığını anlamıştı. Mehmet Görmez normal bir profesör değildi. Medresede diz çökmüş. Büyük mollalardan ilim tahsil etmişti. Eski usullere göre medresenin tozunu yutmuş, yaman bir alimdi. Hemen hiçbirimizin bilmediği, unvanında ne doktor, ne doçent ne de profesör olmayan danışmanlarını topladı. Bunlar Doğu'nun önde gelen medreselerinin yaman Mollalarıydı. Bu düşüşün tamamen bir saldırı olduğu kanaatine vardılar ve hemen ardından Özal'ın ölümünün tekrar araştırılmasını talep ettiler. Özal'ın üstüne bu kadar düşme sebebi buydu. Amaç katilleri bulmak değil, ortada kabala ve cifirden başka katil olmadığını ıs-bat ederek ikinci bir suikasta karşı önlem almaktı.

Özal'ın otopsisini yapanlar kesinlikle zehirlenme olmadığını tekrar dile getirdiler. Daha sonra devlet arşivleri açıldı ve Özal'ın konuşmaları, mimikleri, enerjisi incelendi. Dışarıdan bir el dokunuyordu. Normal değildi. Bütün bu saldırıların Özalı yıprattığı ve hasta ettiği anlaşıldı. Aynısını aslında yıllardır Erdoğan'a da yapıyorlardı. Bunu anlamak güç oldu ama geç olmadı. Diyanet İşleri Başkanı Görmez hemen bir savunma hattı kurulması emrini verdi. Enerji savaşlarının Dünyada petrol, doğal gaz, madenler üzerinden yapıldığını sanan bizler ilk defa gerçek bir enerji savaşına tanıklık ediyorduk. Erdoğan'ı koruyan mollaların yetiştirdiği talebelerden bazıları danışmanlık vasfı ile yakınında oldu. Bazıları koruma unvanı ile. Ama hepsinin bir amacı vardı. Tam 1000 yıl önce Hugues de Payenin başlattığı savaş devam ediyordu. Cumhuriyetin kurulması ile beraber bir kenara itilen Mollalar ve Medreselerin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor, Hacı Bayramı Velilerin, İbni Arabilerin, Gazalilerin eksikliği had safhada hissediliyordu. Cifir ilmi ile Said-i Kürdinin kurulacak olan devletin İslamı ortadan kaldırma girişimi olduğunu anlaması da bir İngiliz oyunu ile örtbas ediliyor, bu ilmi bilen alimler tek tek ortadan kaldırılıyordu. Özellikle Özal'ın ölümünden sonra savunma hattında kimse olmadığını düşünen şeytanın işbirlikçileri bu sefer Erdoğan'ın kellesini istiyordu. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'i çok hafife almışlardı. Meydan savaşı olmadan kelle koparacaklarını düşünmüşlerdi. Yanılacaklardı. Mehmet Görmez ve Kürt Mollalar devletin ve ümmetin izzeti için öyle bir savaş vereceklerdi ki, dillere destan bu savaşı sadece ŞEREFİN VE İZZETİN suskun tarihi yazacak ve bu gerçek amel defterleri ile beraber ortaya çıkacaktı. Birileri bunu çıkıp yazmasaydı !

Dünyada İsrail'den sonra en çok Yahudi'nin yaşadığı ülkeyi Amerika veya Avrupa'nın herhangi bir ülkesi sananlar yanılıyordu. En çok Yahudi İRAN'da yaşamaktaydı. Bunu eskiden saklayan, günümüzde ise bunun dillendirilmesinden rahatsızlık duymayan Yahudiler kurdukları ÜÇGEN hat ile Türkiyeyi ortalarına almışlardı. Amerika'dan beddualar geliyor, İranlı mollalar kirli ve kara sözlerle Erdoğan'ı sınıyor, İsrail ise medyanın gücünü kullanarak yıpratma operasyonunu meşru kılarak bir yandan asıl failmiş gibi görünmeye çalışırken diğer taraftan da bu operasyonun üstünü örtüyordu. Bu millet bu operasyonla sadece istihbaratın değil diyanetin de tetikte olması gerektiğini anlayacaktı. Diyanete ayrılan bütçenin, Mehmet Görmez'in medrese mezunu mollalara imamlık hattı tanımak istemesinin, doğudaki diyanet açılımının, kanalın ve radyonun Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in medrese vizyonunda ve bu vizyonun arkasında yatan yaman bir mücadele olduğunu bu millet çok sonra anlayacaktı. Aslında Mehmet Görmez buna hazırlıklıydı. Ve Özal'ın ölümünün bu minvalde araştırılmasını bizzat istemişti. Arka planda bunu nasıl dile getireceğini, medyayı ve hatta Başbakanı nasıl ikna edeceğini bilmiyordu. Ama olaylar öyle gelişti ki Hz. Allah'ın yardımı ile Erdoğan bizzat bu olaylara şahitlik ederek ve hatta bazen olayın MEF'ULU olarak inanmak zorunda kaldı.

17 Aralık darbe girişiminin başarısız olmasından sonra Pensilvanya'dan yapılan bedduayı normal bir beddua sanarak dalga geçenler, animasyon hazırlayanlar, caps yapanlar, yani bizler malesef yine aptalık ettik. Bu beddua girişimi dönüşü olmayan, dönüşü durumunda bizzat beddua sahibini öldürecek bir kabala ritüeliydi. Hem de en tehlikelisi. Bunu daha önce Hz. Süleyman'ın yükselişini önlemek için yapanlar yanlışlıkla Hz. Süleymanın eşlerinden birini öldürmüşlerdi. Ve bu sihir dönüp dolaşarak ritüelin sahibini bulmuştu.

Bütün bu olaylardan sonra böyle bir ritüelin olacağını tahmin eden Diyanet İşleri Başkanı Görmez yine hazırlıklıydı. Molla Muhammed, Molla Abdullah ve Molla Şirinin önderliğinde 27 aralık gecesi Bitliste bir Norşin medresesinde yaklaşık 100 medrese talebesi ile bir araya geldiler. Yapılan dualar, zikirler ve ritüeller ile bedduaya karşılık verildi. Bu bedduaya karşı bir beddua değildi. Bu bir antivirustu. Bunu en iyi firaset sahibi müminler anlardı. Efendimiz sav'den Hz Ali ve Hz Ebubekire, oradan Geylanilere, Hacı Bayramı velilere, Gazali ve İbni Arabilere, Ebu Vefa Hazretlerine, Somuncu Babalara, Mevlana Siracuddinlere kadar gelen gelenek sadece İslam ve İnsan gerçeği değil, insan ve islamı tıpkı Mevlana ve Şems gibi birbirini tamamlayacak hale getiren ve Devletin bekası için elzem olacak olan bu gerçekti. Cumhuriyet ile ortadan kaldırılmak istenen bu gerçek Hz. Allahın emri ile var olmaya devam edecekti. Bunda şüphesiz hakiki İslam geleneğini ayakta tutan Doğu medreselerinin ve Kürt mollaların yeri büyüktü.

Tahşiye operasyonlarında göz altına alınan Kör Molla Muhammedin tek suçu vardı. O da Cifir ilmine vakıf mollalardan bir tanesiydi. Etrafındakilere akıl almaz şeyler söylüyor, ilginç tarih ve bilgilerden bahsediyordu. Bu bilgiler zamanla kulaktan kulağa aktarılıyor, Pensilvanya dahil bir çok karanlık zümrenin haberdar oluyordu. Kör Molla Muhammedin ortadan kaldırılması dikkat çekecekti. Bunu biliyorlardı. Bu yüzden kumpas kuruldu ve terör örgütü uzantısı suçlaması ile yapılan operasyonda tutuklandılar. Hiç bir haber sitesi veya televizyon buna yer vermedi. Hiç kimsenin haberi olmadı. Herkes günü birlik yaşamaya devam ederken bu operasyonların arkasında Cifir ve Kabala gerçeğini gören birisi vardı. Ama cesaret edemiyordu. Bunu nasıl anlatacaktı devlete? O kişi yine Diyanet İşleri Başkanı Görmezdi. Görmez 17 Aralık operasyonlarından sonra cesaretini toplayarak tek tek bütün olayların analizini bizzat dönemin Başbakanı Erdoğan'a sundu ve asıl mücadele ondan sonra başladı. Bir yandan saldırı hattındaki Amerika, İsrail ve İran, diğer taraftan Türkiye'nin bekası için yeri geldiğinde Gazali olan, İbn-i Arabi olan Görmez ve Kürt mollalar. Sonunda Kürt mollaların fendi zalimleri yendi. Ve arka planda düşman öyle bir mağlubiyet aldı ki Hz. Allah bu millete adaleti bir kez daha emanet etti.

Yazının daha uzun olması gerektiği kanaatindeyim ama buraya kadar yazdıklarımı siz de takdir edersiniz ki acaba yazsam mı yoksa yazmasam mı minvalinde kaleme aldım. Nitekim yazmak kolaydır belki ama bunun sonuçları olacaktır. Yazdıklarımın sonuçlarına katlanacağım elbet ama bunlar ulu orta söylenecek şeyler değil. Yine de Şevki Yılmaz'ın 1990'lı yıllarda dediği gibi bu açıklamalar insan hayatına mal olur ama Kur'ana dönmek için bu hayat Allah'a satılmıştır.

Ne istihbaratınızı, ne diyanetinizi, ne de medreselerinizi küçümsemeyin. Biz diri bir milletiz. Bizi geçmişimizden kopardıkları için bu yazdıklarım belki size acayip geliyor. Ama 100 yıl önce bu yazdıklarım derslerde öğretilen, anlatılan şeylerdi. Bizi ne Doğu'daki medreselerden, ne Kürt kardeşlerimizden, ne Devletimizden ne de ALLAH'TAN koparmalarına izin vermeyin. Cesur olun. Pısırık olmayın. Şu an savaş devam ediyor. Her gün düşman yeniliyor. Her gün biz şehid veriyoruz. Düşmanın yenilgisi bizim kaybımız olmadığı anlamına gelmiyor. Allaha şükür esefimiz yok ama en büyük kaygımız gün gelip bunlar anlatıldığında milletimizin bunları anlamaması olacaktır. İşte o gün bizim kaybedeceğimiz gün olacaktır.

Bisimit

Haberseyret.com

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • OSMANLI

    13 Ekim 2016 12:12
    0 1
    ALLAH CC. SENDEN VE SENİN GBİLERDEN RAZI OLSUN ALLAHIM YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN İNŞALLAH
  • Seyfullah

    28 Aralık 2015 13:25
    18 1
    Yaz Bi Simit, Sen yazmazsan kim yazacak? Biz durduğumuz safın, sadece namazda olmadığını, hayatın her noktasında aynı safın bireyleri olduğumuzu biliyoruz sen yazdıkça...
  • mustafa sıkıer

    06 Kasım 2015 11:07
    26 3
    Yazmaya devm edin kardeşim, gözümüzün önünde duran ancak görmediğimiz anlamadığımız bir çok olayı sayenizde fark ediyor ve anlıyruz. Bu anlamda sizin yazdıklarınızı paylaşıyoruz hakkınızı helal edin. Allah kaleminizi keskin, yar ve yardımcınız olsun.
  • hursit dilaver

    03 Ekim 2015 13:18
    18 1
    '' Cifir ilmi ile Said-i Kürdinin kurulacak olan devletin İslamı ortadan kaldırma girişimi olduğunu anlaması da bir İngiliz oyunu ile örtbas ediliyor, '' sözunuzde yanlış anlama olmasın diye ilave edeceğim. said-i kurdi ile şeyh said mi kastediliyor.said-i kurdi dediğiniz ustad, bediuzzaman said-i nursi ise. o zaten kurulacak yeni devletin diger butun osmanlı toplakları gibi ingilizlerin denetiminde olacağını biliyordu.bunu söyluyorsanız tamamdır.şeyh sait ise kendisine gelen 2 kaçağı isteyen zabıtaya, şimdi vermem bana yakışmaz, yarın vereyim demesini bahane ederek buyuk provakasyona girişilmişti. tuncelili seyit rıza ise daha ayrı bir konu.bediuzzamanın arabiye, geylaniye, gazaliye muhabbeti malumdur. o da ebced hesaplarıyla gelecekten işaret sunuyordu.hatta tahşiye erbabından mustafa kaplan dı zannedersem, 2000li yıllarda yazdığı bir yazıda. bediuzzamanın 1955-60 larda yazdığını tahmin ettiği risalesinde 'biz de 50 yıl sonra kabrimizden alem-i islama bakar mutlu oluruz''dediğini yazmıştı da devam etmişti, bu tarih 2010lere ,2015lere denk geliyor demişti.demek ustadın dediği tarihler bu gunler. ve ayrıca BEKLENEN ZAT'IN 3 GÖREVİ OLACAĞINI YAZMIŞTIR.biri de ayasofyadır. elinde gucu olacağını da yazmıştır. kimi işaret ediyor dersiniz. takipçilerinizle allaha emat olunuz.bilmiyorum, cocukluğu teksir murekkebi kokuları,mumlu kağıtlar ve risale desteleme,sıralama ları arasında geçen biri olarak halen açıklanmıyan risaleler var. ve gelecekte açıklanacaktı.inşallah bunlar paralelci haşhaşiyunatın eline geçmemiştir. ve has nur talebeleri bunları muhafaza etmektedirler.gunu geldiğinde ve 3 GÖREVİ OLACAK ZATIN HİMAYESİNDE AÇIKLANACAKTIR DİYE UMUT EDİYORUM. o zatın da kim olduğu hadiselerden anlaşılmaktadır. gençliğimizde bunun rahmetli turkeş olduğunu tahmin ederdik,bazı istihraçlar nedeni ile... neyse hayırlısı bakalım..
  • Serpil

    03 Ekim 2015 12:17
    17 3
    Ve hala hayranlikla dinliyoruz.... Ben 1998 bir Hadisten dolayi cok emindim, sonra Sion ödülü benide cok kandirdi, ama cok okunan Yazar Haci Beyinde dedigi gibi, 2009 bende tekrar uyandim ve diger Hadislerinde siralamasi beni tekrar emin kildi. InshAllah da öyledir. Rabbbim bizleride Talud saflarinda olmayi nasjp etsin. Aksi takdirde.... Vay Halimize!
  • ENes

    08 Eylül 2015 11:49
    9 2
    Böyle kapalı kapılar arasında bunlara bilen inanan değil inanmayan açık araları görmeyen insanlara bile inandıramıyorsak gerçekleri zehir salmak bile kafidir.Hiç olmadı şüphe bile yeter onlar için.. Saygılar yaptığın iş çok zor Allah yar ve yardımcın olsun ..
  • Aktif İyi

    22 Temmuz 2015 08:02
    29 4
    Yazılarınızı teker teker okumaya başladıktan sonra bu kadar bilgi birikimine sahip oluşunuz karşısında irkilmedim desem yalan olur. Niteliksel bilginizi usta kaleminizle de konuşturmanız biz okurlar için müthiş bir lezzet oluşturmakta. Kendi adıma bir sonraki yazınızı/yazılarınızı heyecanla beklemekteyim. Müslüman aleminin artık gerçekleri görmek için ciddi bir silkinişe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. El'in adamları/madamları en uyduruk akıl almaz hikayeleri holywood filmlerinde karşımıza çıkartınca ağzımız açık kalarak izler ve inanırız. Ancak sizin anlatmış olduğunuz Kabala ve Cifr ilmine dair birşeyler duyunca(hele de anlatan samimi bir müslüman ise) hemen komplo teorileri üretmeye başlar ve kulak arkası ederiz. BEN KULAK ARKASI ETMİYORUM. ALLAH İLMİNİZİ ARTIRSIN.
  • MÜCAHİT

    25 Haziran 2015 02:35
    31 5
    TEBRİKLER Bİ SİMİT. BİZİ KIŞ UYKUSUNDAN UYANDIRAN GÜNEŞ GİBİ AYDINLATTINIZ.BU YAZILARI YAZMAK HER YİĞİDİN HARCI DEĞİLDİR ŞUAN İÇİMDEN TOPU TÜFEĞİ ALIP BU MÜNAFIKLARLA SAVAŞASIM GELDİ ÇOK DUYGULANDIM BİZ S.A.V EFENDİMİZİN ÜMMETİYİZ GEREKİRSE ŞEHADET ŞERBETİNİ İÇERİZ KANA KANA. HELAL OLSUN SANA VE BÖYLE DÜŞÜNÜP YAŞAYANLARA
  • şehzade

    21 Haziran 2015 12:51
    21 6
    helal olsun...
  • zeyd akbulut

    17 Mayıs 2015 13:09
    26 6
    helal olsun allah razı olsun bisimit ağzına sağlık
  • etturabi

    12 Mayıs 2015 16:48
    33 8
    yazıyı gözü yaşlı okudum Allah razı olsun hakikatleri cesurca yazdığınız için. ومكروا ومكر الله والله خير الماكرين
  • ebu mehlika

    05 Nisan 2015 19:08
    47 6
    konuş bi simit kardeşim susma çok güzel tespitler zekadan nasibi olanlara gelsin
  • Hak geldi batil zail oldu

    30 Mart 2015 02:23
    45 6
    bunu yazmadan edemiyecegim : vallahi, billahi, tallahi, bunlarin tamamini, Özal`in ölümü haric, yillar önce ben tahmin ediyordum , bazi arkdaslarla paylastim beni nerdeyse sizofren yerine koyacaklardi, . Mehmet Görmez hocanin RTE `ye savunma maksatli nuskalari / dualari oldugunu hisseediyordum, cünkü Mehmet Görmez Hocayi ben Tv ilk ve her gördügümde, bana, iste kelime kitligi , affedin, bana cok ayri bir Ilham veriyor, halbuki ben Mehmet Görmez Hocayi daha önce tanimazdim. Bu makaleyi sesli olarak ulasabildigimiz tüm vatandaslara ulastirmak artik her müslüman vatansever icin vacip olmustur !!!
  • osman

    29 Mart 2015 17:15
    11 28
    attan dusme'' ye itirazim var; at'in uzerine binmeden once, at'in basini tutsa, eliyle at'in burnunu oksasaydi, eminim at urkmez ve destursuz uzerine oturanida atmazdi..
  • zelimhan

    15 Mart 2015 11:42
    28 5
    Tc Devletinin bütün kurum ve kuruluşlarında AleviSolu ve Mhp li sağcılar örgütlüydü ee böyle bir devletten ne beklenir ? bunun için 150-200 yıldır iki yakası bir araya gelmiyordu .200 yıldır Chp liAleviSolu Tsk yargı üniversiteler HAZİNE ellerindeydi .. Gavuru dışarı da aramayın Gavurun büyüğü bu ülkede yaşar derdi Çeçen Hafız
  • halil yaşar kollu

    22 Ocak 2015 00:29
    48 1
    Aslında diriliş Ertuğrul filmini izleyenler bu yorumun ne kadar isabetli olduğunu gorur o filimdede tapınak rahıbının abnı arabıye nasıl bu ofkeyle dolu olduğunu bılır. Ve kardeşinin ibni arabıye inandığını gorur. Dikkat ederseniz rahip. İbni arabıye inanan tanı mudlumanlığı seçmiş kardeşinden bi kutu hakkında durmadan bılgı sorar o kutu nerede diye sorar durur sizce o kutu boş bi kutumuki hayır o kutunun içinde bence kara kitap var evet bisimitinde dediği gibi bazılarına fantastık gelecek bunlar ama bunlar gerçek nıtekim peygamberimizede buyu yapıyorlar bu araştırın bakıyım peygamberimize buyuyu mekklelilermi yapuuor yoksa başkalrınamı yaptırıyorlar. Her neyse bız ne kadar anlatırdak anlatalım anlatacaklarımız karşıdakının anlamk istedığı kadar olacaktır. Bu yazıyada gulun geçin. Belki erdoğanı savunan bu yazıya gulmeniz sizi memnun eder....
  • süper

    11 Ocak 2015 15:15
    81 7
    Anlayana sivri sinek anlamayanla uğraşmayın çünkü onlar anlamamaya karar vermişler. adamlar araştırmak yerine karşı çıkıyor. hakikaten süper bir yazı.
  • gurkan

    29 Aralık 2014 21:13
    36 42
    ya kardeşim tamam yazmışsın ama. Yüce Rabbimin izni olmadan bir yaprak dahi düşmez. Yaradana rağmen bunlar olabilirmi.
  • Ahmet Suat

    28 Aralık 2014 14:37
    90 5
    azıcık tarih bilen bu yazının nekadar doğru olduğunu bilir ama birilerinin işine gelmez hep İran'cı diye yafta atanlar iranlının ve İran'cının ta kendisi uyanık olun
  • yunus salim

    28 Aralık 2014 11:14
    99 3
    yazılarınızı takip ediyorum rabbim kaleminize zeval vermesin. insanlarımızın uyanmasına vesile olsun. AMİN
  • Murat KOÇ

    28 Aralık 2014 10:55
    112 8
    Muhteşem bir yazıydı..! Konuyu ne kadar harika özetlemişsiniz..! Tebrik ediyorum..! Bu ilmi bilmeyenler elbet sizin saçmalayacağınızı söyleyecekler, zira insan bilmediği şeyin cahilidir, düşmanıdır..! Sizin kadar deizi taylı olmasa da bir süredir olanlara bu anlattığınız minvalde şüphelerim var... Artık iyice oturdu... Hakikaten uzun zamandır okuduğum en güzel, en ilginç ve en akıcı yazılardan birisiydi... Selam ve Dua ile... Sizi takip etmeye devam edeceğim.... Rabbim sizi muhafaza etsin inşaAllah..
  • Hakan

    28 Aralık 2014 10:52
    58 4
    Kabala büyüleri hakkında ufacık bilginiz yoksa oturduğunuz yerden ahkam kesmeyin..Allah akıl fikir vermiş ama büyü haramdır uzak dur demiş ve bu adamlar 100-200 senelik saltanatları yok firavundan bu zamana gelen bi savaş var kıyamete kadarda devam etcek uyanık olmak lazım...
  • Cem

    28 Aralık 2014 10:44
    35 5
    Bu Kabala konusunda cok genis Bilgi bu videyoda var .... https://www.youtube.com/watch?v=evLn-JaRobw
  • kadir

    28 Aralık 2014 00:01
    29 145
    Arkadaş tam anlamıyla saçmalamışsın.Cifr ilmini kim uydurmuş.Allah sana akıl fikir bilgi versin
  • Mahmut Sami

    27 Aralık 2014 20:27
    18 82
    Nasıl da kesiyor :)
  • hacıömer

    27 Aralık 2014 18:23
    90 8
    Diline sağlık bi simit gerçekten bu yazıyı yazmak hakkaten cesaret ister ALLAH yar ve yardımcın olsun yazmış olduğunuz mele lerin mollalarin duası üzerine olsun inşallah bu yazıyı herkes anlayamaz imam hatip kökenli olduğum için bir de bu ilimleri bıraz araştırdıgim için dikkatimi çekti selam ve dua ile.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;