SİYASET

Aydın Ünal : İstikbal Savaşı başlarken…

Tarih
10 Ocak 2017
İzlenme
Kişi
Yazar
Aydın Ünal
27 Mayıs 1960 darbesinin Türkiye'de o andan itibaren işbaşına gelecek hükümetlere verdiği mesaj çok açıktı: “Sınırlarınızı aşmayın. Milletten yetki aldık diyerek, sırtınızı millete dayayarak, devleti idare edebileceğiniz yanılgısına asla kapılmayın. Eğer kapılırsanız, işte sonunuz Menderes gibi olur...”

27 Mayıs'tan itibaren seçilmiş iktidarlar “sınırlarını” bildiler; sınırlarını bilmeyen, yani milletten aldığı yetkiyle, milletin arzuları istikametinde ülkeyi yönetmeye yeltenen iktidarlara ise, kimi zaman uyarıyla, kimi zaman komployla, tuzakla, kimi zaman ekonomik krizlerle, kimi zaman da darbeyle “hadleri, hudutları” bildirildi.


Bugün yaşadığımız zorlu süreç, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın başına Hakan Fidan'ın getirilmesiyle başladı.


Silahlı Kuvvetler'den sonra devletin en önemli kurumu olan MİT'in başına, tamamen milli bir isimin getirilmesi, yani istihbarat teşkilatının, milletin seçtiği iktidarın tam inisiyatif kullanmasıyla yeniden şekilleniyor olması, MİT'in gerçek manada millileşmesi, “sınırın” aşılmasıydı.


İktidarı yeniden sınırlarına çekmek gerekiyordu. Fetullahçılar, tam da bunun için, devletin “gayri milli ayarlarıyla” oynayanları devre dışı bırakmak, haddi aşan iktidarları hizaya getirmek için büyütülmüş, beslenmiş, eğitilmişlerdi. MİT Müsteşarı'nı gözaltına almak suretiyle darbe yapmak istediler. Başaramadılar.


Gezi olayları, 17/25 Aralık darbe girişimi, MİT TIR'ları komplosu, artan DAEŞ ve PKK saldırıları hep “devleti korumak”, iktidara da haddini bildirmek amacıyla devreye kondu. Yine başaramadılar.


AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan, saldırılar karşısında geri adım atmak yerine, sınırların berisine geri çekilmek, boyun eğmek yerine, her seferinde daha güçlü, daha kararlı şekilde milli iradeyi savundular, devletin milletle kucaklaşması için mücadeleyi daha da büyüttüler. Geri çekilmek bir yana, “inlerine gireceğiz” diyerek taarruz başlattılar.


Süreç, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de gayri milli unsurlardan temizlenmesini, TSK'nın da millileşmesini zorunlu kılıyordu. Devletin “elden gittiğini”, devletin millileştiğini, devletin “kontrol dışına çıkıp” bağımsızlaştığını görenler, son kale olan TSK'yı da kaybetmemek için 15 Temmuz darbesine başvurdular. Yine başaramadılar.


Milletin, devletini millileştirmek, devletini bağımsızlaştırmak için verdiği mücadele artık en son ve en kritik aşamaya geldi.


Bugün başlayan Anayasa değişikliği görüşmeleri, sadece 18 maddenin değişmesi, sadece sistemin değişmesi anlamına gelmiyor.


Bu süreç, Allah'ın izniyle, milletin sahip çıkmasıyla tamamlandığında, Türkiye, devletini tam anlamıyla millileştirmiş, tam anlamıyla bağımsızlaştırmış; devletle milletin tek yürek olmasını, kucaklaşmasını sağlamış olacak.


23 Nisan 1920 sonrasında, Büyük Millet Meclisi, Polatlı ve Haymana'dan gelen top sesleri altında, korkmadan, İstiklal Savaşı'na komuta etmişti; bugün de, Türkiye Büyük Millet Meclisi, patlayan bombalara, tehditlere, alçak terör saldırılarına boyun eğmeden, ülkesinin geleceği adına önemli bir süreci idare edecek.


Rejim değişmeyecek. Tek adam rejimi, diktatörlük rejimi kurulmayacak. Tam tersine, devlet-millet ayrımı ortadan kalkacak, artık devlet ile millet, aynı istikamete bakacak, aynı istikamete yürüyecek. Devleti artık millet yönetecek, devletin istikametini artık millet çizecek.


Bugün başlayan süreçle, Anayasa'nın 18 maddesi değişince, bu değişiklikler milletten de onay alınca, kazanan AK Parti ya da Recep Tayyip Erdoğan değil; kazanan CHP'lisiyle, MHP'lisiyle, HDP'lisiyle, yoksuluyla, zenginiyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, Türk, Kürt, Arabı'yla 79 milyon olacak.


ABD ve AB'nin artık alenen destekledikleri PKK, devletin millileşmesini engellemek için saldıracaklar; boyun eğmeyeceğiz.


CHP, Fetullahçıların kaset kumpasıyla şekillenmiş üst yönetimiyle devletin millileşmesine itiraz edecek. Biz, CHP seçmeni adına da mücadele edecek, boyun eğmeyeceğiz.


Ya milletiyle hareket eden bağımsız bir devletle yürüyeceğiz geleceğe; ya da millet olarak daracık sınırlar içinde yine zulüm, yine zulüm göreceğiz.


TBMM bugün sadece Anayasa değişikliğini görüşmeye başlamıyor; Kurtuluş Savaşı'mızdan sonraki en büyük varolma mücadelesini, istikbal savaşını başlatıyor.


Allah yar ve yardımcımız olsun; ülkemize, milletimize, devletimize şimdiden hayırlı olsun.

Yenişafak
9 Ocak 2017

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;