SİYASET

Aydın Ünal : Hepiniz oradaydınız -2

Tarih
30 Ağustos 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Aydın Ünal
FETÖ 50 yıllık geçmişi olan bir örgüt. Bütün darbelerden güçlenerek çıktığını, darbeciler tarafından kollandığını, 1980 sonrasında neredeyse tüm hükümetler tarafından desteklendiğini biliyoruz. Özellikle hatırlatalım: Sadece sağ hükümetler tarafından değil, FETÖ, en çok da sol hükümetler, Ecevit Hükümetleri tarafından kayırılmış bir örgüt.

FETÖ'nün, daha 1980'li yıllarda askeri lise giriş sınavlarının sorularını çaldığını ve o tarihten itibaren TSK içinde örgütlenmeye başladığını da biliyoruz.


Bu gerçeğe rağmen, bütün fatura AK Parti'ye ve AK Parti'nin Kurucu Genel Başkanı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a kesilmek isteniyor.


“Fetullah'ı Erdoğan bu kadar büyüttü, bütün sorumluluk Erdoğan'dadır” diyenlere aslında tek bir soru sormak yeterli: Acaba Tayyip Erdoğan olmasaydı, ne olurdu?


“Olmasaydı olmazdık” geyiğine başvuracak değilim; neticede kadere iman etmiş insanlarız. Ama, Erdoğan 50 yıl boyunca büyüyen bu örgüte direnmeseydi, örgüt karşısında vatanını savunmasaydı, teslim olsaydı, bugün Türkiye nasıl bir ülke olurdu?


Recep Tayyip Erdoğan'ın cesareti ve aklı olmasaydı, bugün Gülenistan'da yaşıyor olacağımız su götürmez bir gerçek.


Hayır, 15 Temmuz darbe girişiminden bahsetmiyorum. Zira 15 Temmuz, sadece Köprü, Çengelköy'ün bir kısmı, TRT, Türksat gibi mevzileri, o da çok kısa süre elinde tutabildi.


Oysa biz, başarılı olmuş, bir müddet de ülkeyi Gülenistan'a çevirmiş bir darbe yaşadık.


Öyle ya, 17 Aralık'ı biz hiç konuşmadık, konuşamadık.


17 Aralık sabahı, Fetullahçı hakim ve savcılar ile Fetullahçı polisler, “rüşvet ve yolsuzluk” kılıfı altında bir operasyon başlattılar.


Yargı, Fetullahçıların tahakkümü altına girmişti; kimsenin itiraz edecek, direnecek durumu yoktu.


Emniyet, aynı şekilde Fetullahçı polislerin, polis şeflerinin işgali altındaydı; direnmek sözkonusu olamazdı.


Dahası var... Medya, 17 Aralık sabahı operasyona tamamen teslim olmuştu. Bugün “Havuz Medyası” diye küçümsenen medyanın cesaretle direnişi dışında hiç bir direniş yoktu. Medya patronları da, kuruluşlar da, çalışanlar ve yazarlar da teslim olmuş, operasyona boyun eğmişlerdi.


İş dünyasında zaten Fetullahçı olmayanlar gözaltına alınmışlardı. Geriye kalan sermaye ise çoktan Fetullah'a teslim olmuşlardı. Ananaslar, tespihler, rafineriler, Türkiye'nin en büyük holdingine bile diz çöktürmüştü.


Muhalefetin 17 Aralık'ta Fetullah darbesine nasıl boyun eğdiğini, nasıl teslim olduğunu hepimiz biliyoruz. Nitekim, 15 Temmuz akşamına kadar bu teslimiyet devam etti. Muhalefet, Fetullah'ın vesayetinde, hem 17 Aralık'ın, hem de sonrasında gelecek operasyonların taşeronluğunu üstlenmiş, zaten bunun için de önceden kurgulanmıştı.


17 Aralık sabahından itibaren, Türkiye artık Gülenistan olmuştu. Hiç bir itiraz, isyan, direniş yoktu. Darbe başarılıydı. Ta ki, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Konya'da, TOKİ açılış töreninde “diz çökmeyeceklerini” yüksek sesle söyleyinceye kadar.


Erdoğan'ın kararlı ve cesur duruşu, o andan itibaren darbeyi sarsmaya başladı.


Erdoğan, 50 yıl boyunca Türkiye'yi Gülenistan yapma planları kurmuş, bunu da 17 Aralık'ta başarmış bir örgüte karşı, herkesin teslim olduğu, boyun büktüğü, diz çöktüğü bir anda, önce savunmayı, ardından “inlerine gireceğiz” diyerek karşı taarruzu başlatan ve hem Fetullah Gülen'i, hem de Gülenistan'ı yıkan yegane lider oldu.


Bugün AK Parti'ye ve Tayyip Erdoğan'a “FETÖ'yü siz büyüttünüz” iftirası atmak kolay... Vicdanlı olalım... Erdoğan'ın o cesareti, dirayeti, kefenini giymiş siyaseti olmasaydı, şimdi hepimiz Gülenistan'da yaşıyor olacaktık. Yalan mı? Hepiniz oradaydınız...


BİR KAÇ CEVAP


Önceki yazımıza ilişkin bazı soru ve iddialar gündeme getirildi.

■ 7 Şubat 2012'de MİT müsteşarı tutuklanmak suretiyle darbe yapılmak istenmiş bir Başbakan, 4 ay sonra bu darbenin patronuna “Bitsin bu hasret, gel artık” çağrısı yapıyorsa, o çağrıda takıyye, yalan yoktur. O gün herkesin, özellikle de Fetullah'ın isabetle algıladığı gibi, o çağrının anlamı çok nettir: “Ne işin var senin ABD'de? Hele buraya bir gelsene!”


■ Evet, Cumhurbaşkanımız “aldatıldık” dedi, “kandırılmışız” dedi, hata milletinden yüreklice özür diledi. Benim anladığım şudur: Fetullah'ı hiç bir zaman sevmedik, ona ve örgütüne güvenmedik ama, alnı secdeye varan insanların bu kadar cani, katil, hırsız ve hain olabileceklerini de öngöremedik. Fetullah'la mücadelenin, çoğu kişi farkında olmasa da, 2010 sonunda başladığını da tekrar hatırlatalım.


■ Sevgili Ersoy Dede, Cumhurbaşkanımız kürsüde metin okumaz, kendi kelime ve cümleleriyle konuşur. Buna, 2012 konuşması, hele hele “senin ne işin var ABD'de, gel ülkene hesap ver” mealindeki “bitsin bu hasret” ifadeleri de dahildir.

Yenişafak
30 Ağustos 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;