SİYASET

Aydın Ünal : Düşmanına benzemek

Tarih
27 Mayıs 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Aydın Ünal

Derler ki; göçebe Moğollar, şehirlerde kötü ruh olduğuna inanır, şehirlere sadece yıkmak, yakmak, yağmalamak için girerler ve şehirlerde asla kalmazlardı. Şehir insanlarının, şehrin kötü ruhunun esiri olduğunu düşünür, şehirlerde taş üstünde taş bırakmadıkları gibi baş üstünde de baş bırakmazlardı. Ne zaman ki göçebeliği bırakıp şehirlerde yaşamaya başladılar, yani düşmanlarına benzediler, işte o zaman güçlerini yitirdiler.

“Savaş, ölünce değil, düşmanına benzeyince kaybedilir.”

Bosna savaşı sırasında Merhum Aliya İzzetbegoviç'e gelen askerler, Sırpların çocukları öldürdüklerini, kadınlara tecavüz ettiklerini, işkence yaptıklarını; buna misliyle karşılık vermek istediklerini söylerler. Begoviç, “Sırplar bizim öğretmenimiz değil” diye cevap verir.

80'lerde üniversite gençliği öğrenci evlerinde sabaha kadar çay ve sigara eşliğinde siyasetin meşru bir araç olup olmadığını tartışır, “düşmanın silahıyla silahlanınız” şeklindeki mevzu hadisle siyaset karşıtları susturulur, tartışmalar sona erdirilirdi.

Neyse ki, Refah Partisi, her araç ve yöntemi meşrulaştıran bu anlayışın tuzağına düşmedi.

Fetullah Gülen hareketi, siyaseti meşru bir yöntem olarak görmüyordu. Ne gariptir ki, siyasetin dışındaki her araç ve yöntemi, hem de istisnasız her araç ve yöntemi, hedefe ulaşmak için meşru ve mübah gördüler.

Yeryüzünde, sınırları, ilkeleri, kuralları bu kadar esnek bir başka yapı yoktur. Hedefe ulaşmak için gerekiyorsa, alkol almak, fuhuş yapmak, hırsızlık, yalan, iftira, nüfuz kullanma, baskı, zulüm, işkence, ayrımcılık, sömürü ve daha nice gayri meşru, insanlık dışı davranışı meşru ve mübah olarak gördüler. Hizmet için alınan alkolün, yapılan fuhşun, hırsızlığın Cennet'e götüreceğine inanmaktan ve inandırmaktan çekinmediler. Sıkıştıkları yerde, rüyalarında gördüklerini iddia ettikleri ya da dizilerine malzeme ettikleri Hazreti Nebi'yi istismardan bile kaçınmadılar.

“Zaferle değil, seferle mükellefiz” ya da “gayret bizden, tevfik Allah”tan” gibi hikmetli sözleri, “zaferin sahibi ancak Allah'tır” gibi ilahi ikazları çiğneyip geçtiler.

Mahremi izlerken, gizliyi dinlerken, soru çalarken, “himmet” adı altında emeği sömürürken, polisleri ve yargıdaki müritleri eliyle suçluları kayırıp masumları hapsederken, bunları hep ibadet aşkıyla yaptıklarına inandılar.

Bu kirli, insanlık dışı ve gayri meşru yöntemleriyle Türkiye'de bir müddet saltanat da sürdüler; hatta tam bir hakimiyetin eşiğinden döndürüldüler.

Haşhaş alıp rahatlıkla, kaygısızca cinayet işleyen ve ölüme gülümseyerek giden Hasan Sabbah'ın Haşhaşilerini bugün nasıl ürpertiyle hatırlıyorsak, Fetullah Gülen ve onun fedailerini de tarih kuşkusuz ürpertiyle hatırlayacak.

2013 yılından beri bu büyük düşmanla kıyasıya mücadele veriyoruz.

Mücadelemizi hukuk içinde, insani ve vicdani ilkeler çerçevesinde yürütüyoruz.

Düşmana benzememek, düşmana, onun gayri meşru araçlarıyla cevap vermemek için de tam bir hassasiyet gösteriyoruz.

Ne var ki, bunun istisnaları ortaya çıkmaya başladı.

FETÖ ile mücadele ederken, FETÖ'nün yöntemlerine başvurmak gibi son derece yanlış, hatta sapkın bir yola tevessül edenler türemeye başladı.

Yalanı, iftirayı, suizannı, yargısız infazı yöntem olarak benimsemeyen; isimsiz yazıların, bilinmeyen hesapların arkasına gizlenip sağa sola hain damgaları vuranlar ortaya çıkmaya başladı.

Begoviç'in işaret ettiği gibi, düşmanını kendisine öğretmen tutan, düşmanından öğrendiklerini dostlarına uygulayan namertler türemeye başladı.

Sözünü mertçe söylemek, iddiasını mertçe dile getirmek, ortaya çıkıp mertçe mücadele etmek yerine, FETÖ gibi namertçe, gizlenerek, saklanarak, sinsice iş görme sevdasına giren bir güruh zuhur etti.

Gayri meşru araçlarla, gayri meşru yöntemlerle, meşru bir dava güdülmez.

Bizim siyasetimiz en başından itibaren meşruiyet zemininde yürüdü. Gayri meşru yöntemlere tevessül edenler tasfiye olup gitti. Hareketi zehirlemeye çalışanları bünye reddetti.

Onlar edepsiz olabilir; biz olamayız. Onlar küfredebilir; biz edemeyiz. Onlar mahreme, el, dil, göz uzatabilir; biz uzatamayız. Onlar gizli hesapların, sahte isimlerin, perdelerin, hendeklerin, eteklerin, maskelerin arkasına saklanabilir; biz saklanamayız. Onlar Müslüman gibi görünüp gavur gibi hareket edebilir; biz edemeyiz. Onlar haramı helal, helali haram görebilir; biz asla göremeyiz.

Namert yöntemlerle mert olunmaz.

Düşmanına benzediysen, bilesin ki, kazansan da kaybettin.

Yenişafak
26 Mayıs 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;