SİYASET

Aydın Ünal : AK Parti ve FETÖ: Hepiniz oradaydınız!

Tarih
26 Ağustos 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Aydın Ünal
“Ama bunları siz büyüttünüz, siz bu hale getirdiniz, Türkiye'nin başına siz bela ettiniz, ne istedilerse verdiniz, övgüler düzdünüz, 'bitsin bu hasret' diyen de sizdiniz...”

Fetullah Gülen'in bir hoca değil bir şarlatan olduğu görüldüğünde, maskesi düştüğünde onunla kirli ittifak yapanların en büyük savunma ve savuşturma iddiaları bunlar... Bugün konuşulmasın diye dünü hatırlatıyor sözüm ona kurnazlar...


Peki FETÖ'yü gerçekten AK Parti mi büyüttü? FETÖ'yü Türkiye'nin başına AK Parti mi bela etti?


Sondan başlayalım:


2010 yılında CHP Genel Başkanı'na bir kaset komplosu yapılıyor. Genel Başkan, yaptığı basın toplantısında Okyanus Ötesi'ne selam gönderiyor. Ne var ki bu selam işe yaramıyor, CHP Genel Başkanı değişiyor.


Diğer muhalefet partisi MHP, aynı şekilde kasetlerle dizayn edilmek isteniyor. MHP tehdide boyun eğmiyor; o zaman da içerdeki Fetullahçı muhalefet, MHP'yi kurgulamak için harekete geçiyor.


PKK ve onun çeşitli adlar altındaki siyasi uzantılarına komplo kurmaya, onları kurgulamaya, onları FETÖ'nün tahakkümüne sokmaya ihtiyaç yok; FETÖ ve PKK zaten “Üst Akıl”ın ikiz çocukları olarak rollerini en iyi şekilde ve uyum içinde oynuyorlar.


Siyaset FETÖ'nün tahakkümü altına girerken, Recep Tayyip Erdoğan yaklaşan tehlikeyi farkediyor. FETÖ ile çatışma, 12 Eylül 2010 referandumunun hemen ardından başlıyor. Erdoğan'ın FETÖ tehlikesine karşı hissiyatını yakınındakiler göremiyor, okuyamıyor. Görüp okuyabilenlerin bir kısmı ise, ihanet bayrağını işte o anda açıyorlar.


Önce 2012'de 7 Şubat krizi patlak veriyor. Ardından 2013 Mayıs'ında Gezi darbe girişimi. Sonra Dershaneler meselesi, ardından 17/25 Aralık darbe girişimi. 2014'de MİT TIR'ları durduruluyor, 2015'te 7 Haziran seçimlerinde HDP şişiriliyor, ardından Temmuz'da PKK/FETÖ ortak terör eylemleri başlıyor.


Bütün bu süreçte muhalefet partileri aynı dille, aynı söylemle, aynı merkezden üretilen cümle ve iddialarla FETÖ operasyonlarına destek veriyorlar. CHP'nin yeni Genel Başkanı, eline FETÖ tarafından tutuşturulan mesnetsiz iddiaların sözcüsü oluyor; HDP, başta temelsiz DAİŞ iddiaları olmak üzere FETÖ malzemelerini uluslararası arenaya taşıyor.


Medya kuruluşları, köşe yazarları, iş dünyası, AK Parti ve Tayyip Erdoğan karşıtlığı görüntüsü altında FETÖ değirmenine su taşıyorlar. O kadar ki, her gün kalleşçe saldıran ve can alan PKK dahi sempatik bir örgüt olarak yansıtılıyor.


15 Temmuz'da, FETÖ'nün kanlı yüzü ortaya çıkınca, daha doğrusu FETÖ başarısız olunca, tüm FETÖ işbirlikçileri FETÖ karşıtı oluyor; kirli geçmişlerini örtmek için de AK Parti'ye işte en başta yazdığımız iddiaları savurarak sıyrılmaya çalışıyorlar.


Gelelim iddialara... AK Parti'nin kuruluşu 2001; iktidara gelişi ise 2002 sonu.


FETÖ'nün faaliyetlerine başladığı tarih ise 40 yıl öncesi, 1960'lı yıllar.


12 Eylül darbesi yaklaşırken, Fetullah Gülen Sızıntı dergisinde darbe özlemlerini dile getiriyor; 12 Eylül sonrası darbe aşırı bir coşkuyla alkışlanıyor. Kenan Evren, Fetullah Gülen'e bütün kapıları açıyor.


Bülent Ulusu, Turgut Özal, Yıldırım Akbulut, Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Bülent Ecevit hükümetlerinde, Erdal İnönü, Murat Karayalçın, Devlet Bahçeli yönetimlerinde FETÖ tehdit olarak görülmediği gibi, büyümesi de sağlanıyor.


12 Eylül dokunmadığı gibi, 28 Şubat da FETÖ'ye dokunmuyor. Askeri okullara sızma 1980'li yıllarda başlıyor. Yargı ve Emniyet zaten 90'lı yıllarda FETÖ'nün eline geçiyor. Yurtdışında okullar yine bu dönemlerde açılıyor. Fetullah, ana kucağına, ana vatanına, küresel terör karargahına da bu dönemde taşınıyor.


AK Parti'nin iktidar görevini devraldığı 2002 Kasım'ına gelindiğinde, 40 yıldır korunmuş, kollanmış, büyütülmüş, küreselleştirilmiş bir FETÖ zaten hükmünü sürüyor.


AK Parti, FETÖ ile mücadeleyi hemen başlatsaydı ne olurdu? Şüphesiz 15 Temmuz darbesi 14 yıl erkene alınır, ve yine şüphesiz, başarılı da olurdu.


Şunu da ekleyelim: Recep Tayyip Erdoğan, merhum Necmettin Erbakan ve AK Parti'nin neş'et ettiği siyasi hareket Fetullah Gülen'i hiç sevmedi, hiç hazzetmedi ve hiç bir zaman da uyuşmadı. Tayyip Erdoğan, ne Fetullah'a ne de hareketine hiç bir zaman güvenmedi.


Peki, 2012 Türkçe Olimpiyatları'nda sarfedilen “Bitsin bu hasret!” çağrısı neyin nesidir?


Siz bakmayın tribünlerdeki on binlerce ahmağın bu çağrıyı ayakta alkışlamalarına... 2010 yılında başlayan çatışmayı görenler, bu çağrının zerre kadar muhabbet taşımadığını, bu çağrının Fetullah Gülen'i çok fena köşeye sıkıştırdığını ve çatışmayı daha da alevlendirdiğini, bu çağrının bir siyasi dehanın manevrası olduğunu bilirler.


Peki abartılı Fetullah övgüsü yapan AK Partilileri nereye koyacağız? Bilmiyorum. Bildiğim şu ki, bize Reis'ten çok Reisçiler değil, Reis'i anlayanlar lazım.


Sonuç olarak: Kim ki “FETÖ'yü siz büyüttünüz, AK Parti bu hale getirdi” diyorsa, hiç çekinmeyin, “hepiniz oradaydınız, hem de 15 Temmuz'a kadar oradaydınız” diye yüzüne haykırın.

Yenişafak

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;