SİYASET

Aslan Değirmenci : Terör Koalisyonunun Türkiye’deki Üst Aklı Kim?

Tarih
21 Mart 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Aslan Değirmenci

Bugün yaşananları anlamak için düne bakmalıyız.

Türk Solu hep inkarcıydı. Her talebe olumsuz yaklaşıyor, Kürtleri yok sayıyordu.

Türk Solu ekseninde izlenen politikalar akan kanı durdurmaktan uzaktı, süreci kan davasına sürüklüyordu.

Yine Türk Solu akan kandan besleniyor, ülkenin gelecek ufkunu daraltıyor, toplumsal çözülmeye yol açıyordu.

Faili meçhul cinayetler, insan hakları ihlalleri, hukuk dışı uygulamalar ile bölgeye dayatılan haksızlıkların arka planında da resmi ideolojiyle iş tutan Türk Solu vardı. Her darbe döneminde de mağduru oynarken, lider kadrolarının cuntacılarla işbirliği yaptığı görülüyordu. Darbelere giden her yolu açan ise yine Türk Soluydu.

Ama Kürtlerin büyük çoğunluğu oyunu görmüyor, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sol gruplarla beraber Avrupa’ya yolculuk ediyorlardı. Aslında resmi ideoloji Kürtlere Türk Solunu eklemliyor, diasporasını sola teslim ediyordu. Bölge halkıyla duygudaşlığını kaybeden bu kesim sol sosu ile yoğrulunca dine ve geleneklerine yabancılaştırılıyordu.

Kendi özüne yabancılaştırılan, dönüştürülen ve asimile edilen bu grup yine Türk Solu eliyle temeli atılan terör örgütü PKK’nın yönetim kadrolarında yer bulunca, tabanını da derin sola teslim ediyordu. Hal böyle olunca çatışma sezonu açılıyordu. Derin sol tarafından yönetilen PKK, Ağustos 1984’te Eruh ve Şemdinli’de ilk kanlı eylemini gerçekleştiriyordu. Bu eylemleri, her biri kamuoyunda sansasyon yaratan diğer kanlı eylemler takip ediyordu. Bugün olduğu gibi sol medya tarafından kanlı eylemler “Devrimci Mücadele” şeklinde yansıtılıyor, kanlı eylemlere imza atanlar kahramanlaştırılıyordu.

PKK, namluyu Kürtlere döndürdüğünde ise propaganda yöntemi derinleşiyor, farklı Kürtlerin yok edilmesine Türk Solu tarafından açıktan destek sağlanıyordu. Destek sadece propaganda yöntemiyle verilmiyor, bizzat muhimmat desteği sağlanıyordu.

Proje karmaşık görünse de aslında netti.

PKK derin devletin derin uygulayıcısı rolünü kapmış, derin devletin hukuksuz politikalarını hayata geçirmesine destek sağlıyordu. Asla Kürtlerin hakları ve özgürlükleri diye bir dertleri yoktu. Projede kendilerine verilen görev; Derin devletin statükosunu sürdürmesine yardımcı olmak, Türk Solunun misyonunu sürdürmesine araç olmaktı. Kargaşa var olduğu sürece derin devlet içeride güçlü olacaktı. Zaten dışarı gibi bir dertleri yoktu. Küçük olsun benim olsun, iktidarım yüzyıllarca devam etsin, karşıma çıkan engelleri terör aşsın. Benim yok edemediklerimi terör dalgası vursun, OHAL politikalarımın ebedi sürmesi için savaş hiç sona ermesin.

Turgut Özal dönemiyle bu süreç değişiyordu. Türk Solunun statükosu sallanıyor, kardeşlik iklimine çok yaklaşılıyordu. Ancak iklim derin sol destekli 33 er katliamıyla sonbahara dönüştürülüyor, çözüm 2008 yılına kadar erteleniyor, PKK tarafından yaklaşık 35 bin masum insan katlediliyordu. Barış, derin sol ve PKK eliyle yok ediliyordu. Rahmetli Erbakan Hoca'nın soruna çözüm odaklı yaklaşımı ise derin solun 28 Şubat darbesiyle sahaya yansıtılmadan sona erdiriliyordu.

2009 yılındaki irade güçlüydü. Türkiye Ak Parti’nin vesayetçilere diz çöktürmesinin ardından yeni ve tarihi bir fırsat yakalıyordu. Yakalanan tarihi fırsat çözüm süreci ile taçlandırılıyor, ebedi kardeşlik için baldıran zehri içiliyordu. Kararlılık Kürt sorununa yönelik kapsamlı bir çözüm paketiyle gösteriliyor, Türkiye’nin yarınını ipotekten kurtarmak için sorumluluk alınıyordu.

Türkiye’nin yeniden küresel bir aktöre dönüşmesi noktasında hayati ve tarihi bir öneme sahip olan sürece ilk olarak derin sol karşı çıkıyor, sorunun makul ve meşru zeminlerde ele alınmasını engellemek için her yolu deniyordu. Stratejik bir yol haritası belirlendiğinde paralel köstebeklerle süreci zehirlemeyi deniyor, hayati öneme sahip görüşmeleri sızdırıyor, algıyı tersten yöneterek kardeşlik buluşmasının önüne beton duvarlar örüyordu. Ancak duvarları millet yıkıyor, birlik ve beraberliğin zihinsel iklimini tahrip edenleri yalnızlaştırıyordu.

Kürtler de başlayan yeni süreçle gerçeği görüyor, kendilerine yıllardır dayatılan zulmün arkasında derin solun olduğunu anlıyor, bölgeyi kontrolü altında tutmaya çalışan Türk solunu reddediyordu. Kürtler, Türkiye’nin geleceğini esir alan politikalara yüz vermiyor, geleceğini, iradesine sahip çıkanlarla birlikte yeniden yazıyordu. Normalleşme sürüyor, iklim kardeşliği işaret ediyordu.

PKK’yı bir ihanet şebekesi olarak kodlayanlar yeniden hareketleniyor, önce HDP’yi Türk Soluna teslim ediyor, sonra Kandil’i esir alıyor, İmralı’yı etkisizleştiriyor, emperyalizmden aldığı destekle sürece kan bulaştırıyordu.

Ortam onlar için uygundu. Haritaları yeniden kan ile çizmek isteyen küresel emperyalizm Ortadoğu’yu yangın yerine çevirmiş, bölgeyi yeniden dizayn etmek için harekete geçmişti.Yeni senaryoya direnen tek güç ise Türkiye’ydi. O vakit Türkiye, derin sol ile hareketlendirilen PKK ile durdurulmalıydı. Alınan karar buydu. Aranan Haçlı Ordusu bulunmuş, PKK ile güçlendirilmiş, Yeni Türkiye’nin üzerine yollanmıştı.

Ayağa kalkan Türkiye’nin durdurulması için gereken destek her açından veriliyordu. Ancak başaramıyorlardı. Halk desteği eksikti ve projeleri hendeklere gömülüyordu.

Derin solun desteği yetmiyor, o vakit yöneteni olmalıydı. Yeniden masa kuruldu, terör koalisyonu sağlandı. Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) içinde yer almış bir grup Marksist öğrenci tarafından kurdurdukları PKK, “Halkların Birleşik Devrim Hareketi” adıyla kurulan yeni yapıya dönüştürüldü. PKK, tam anlamıyla özüne dönüştürülerek, TKP/ML, THKP-C/MLSPB, MKP, TKEP-LENİNİST, TİKB, DKP, DEVRİMCİ KARARGAH ve MLKP gibi örgütlerle birleştirildi. Türk solu topyekun bu koalisyonla bölgeyi yeniden dizayn etmek ve kayıt dışı siyaset üretmek için sahaya sürüldü.

Olanların aslı bu…

Terör koalisyonu ile millet ve milletin seçtikleri esir alınmak isteniyor, Gezi Kalkışması ve 17/25 Aralık ihanet projesiyle sağlayamadıkları kayıt dışı siyasetin önü açılmaya çalışılıyor. 12 Eylül darbe rejimini tümüyle değiştirip, derin solun statükosuna son vermek isteyen irade diz çöktürülmek isteniyor. Bir ara dönem oluşturup, derin sola yatay geçiş sağlanmaya çalışılıyor, paralel örgütlere nefes aldırılmaya kalkılıyor.

Yine kaybedecekler. Çukur kazan, tetiğe basan, canlı bombalarla şehir merkezlerini hedef alanlar değil, yere sağlam basanlar kazanacak.

Haber10
21 Mart 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;