SİYASET

Arzu Erdoğral : Asker danışmanı olan Diyanet İşleri Başkanı!

Tarih
12 Mayıs 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Arzu Erdoğral

11 Mayıs 2015

Hale, Jale, Lale ve bütün mahalle için istedikleri tek istek parça AK Parti gitsin de nasıl giderse gitsin! Diyanet kaldırılsın da ne şekilde kaldırılırsa kaldırılsın! Öğrenciler din dersi görmesin de ne görürse görsün!

İçimizdeki Neocon’lar öyle rahatsızlar ki hangi iğne ile dikiş tutturacaklarını şaşırmışlar…

Ne zaman ki Diyanet siyasilerin değil de Kur’an’ın ışığında hareket etmeye başladı işte o zaman Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de hedefe konuldu.

İslam’ın öğretileri ile bilinçlenecek bireyler, ideolojilerine yönelik tehlike olduğu için çıldırdılar!

HDP, CHP ve paralel ortaklığın merkezine oturttuğu Diyanet ile ilgili koroya son olarak eklemlenen Altan Tan da 1993 yılında çıkan “Yeni Zemin” adlı dergideki AK Parti Milletvekili Mehmet Metiner’in “devlet dinden elini çekmeli” ve Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın “Dinin özgürleşme talebi” yazılarını göstererek partisine destek verdi.

Sanki olağanüstü bir durum varmış gibi!

Metiner ile Akdoğan 1993’te Diyanet’i eleştirmeseydi asıl gariplik o zaman olurdu.

Önce bunun nedenine bakalım sonra Tan’a birkaç sorumuz olacak!

1993 yılında Diyanet’in başında Demirel’e yakınlığı ile bilinen Mehmet Nuri Yılmaz vardı. Etli ile sütlüye karışılmaz bırakın dünya Müslümanlarını kucaklamayı kendi ülkemizde Kemalizm ve laiklik adına yapılan sömürü karşısında tek laf bile edilmezdi. 28 Şubat sürecine giden yolun mermerleri rahat rahat döşenirdi. Yılmaz’ın post modern darbe sürecinde de müşaviri emekli bir kurmay albaydı!

28 Şubat darbe davası sanıklarından Dönemin Genelkurmay Psikolojik Harekat Dairesi Başkanı emekli Albay Oğuz Kalelioğlu…

İmamlara seminerlerde Milli Güvenlikle ilgili konuları anlatan bir danışman! Nasıl oluyorsa artık!

Diyanet İşleri eski Başkanlarından Yılmaz, asker danışmanının görevini böyle tanımlıyordu.

Yılmaz ayrıca başörtüsü konusuna girmeyi hiç istemezdi. Kendisine İHL’lere yönelik yapılan zulüm gibi konularda soru sorulduğunda verdiği cevaplar hep “bana sormayın, o benim dışımda” şeklinde olurdu.

İslam ile ilgili hiçbir soruya verilecek cevabı yoktu!

Halen de yok!

Mesela; M.Nuri Yılmaz, SSK emeklisi olan Fethullah Gülen’in daha önce memur emeklisi gibi gösterilip yeşil pasaport almasına imkan sağlayan ve ‘tahrif edilmiş’ olduğu iddia edilen belgenin 1993 yılında Diyanet’te kimler tarafından nasıl tanzim edildiğini de kesin bilmiyordur!

Şimdi Altan Tan’a sormak gerekir?

Başörtüsü Diyanet’in meselesi değil deyip zulümlere susan,  asker danışmanı olan bir Diyanet İşleri Başkanı ile Mehmet Görmez’i bir mi tutuyorsunuz?

HDP’ye yönelik eleştiriler için “Hodri Meydan” çağrısında bulunurken partinizin İslam dinine yaklaşımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Demirtaş’ın Taksim-Kabe kıyaslaması ile ilgili görüşünüz nedir?

İslam ve Hz. Peygamber karşıtı afişler için söyleyecek bir sözünüz yok mu?

Eşcinsel bir bireyin partinizden aday gösterilmesi sizce normal mi?

Kürtçe Kur’an-ı Kerim’in tek nüsha basıldığı yönündeki iddia yalan çıktı. Bu yalanın asıl amacı Kur’an’ın Kürtçe dilinde de basılmasındaki rahatsızlık olabilir mi?

Diyanet, Atatürk’ün kurduğu gibi kalsaydı yine kaldırılması istenir miydi?

Sayın Tan; siz bu sorulara ister cevap verin ister vermeyin bu millet Diyanet’ten rahatsız olan uluslararası güçleri de onun içerideki uzantılarını da iyi biliyor!

Kurumlar hizmet için araçtır ve bugün Diyanet’in yurt içi ve dışındaki hizmetlerinden sıkıntı duyanların gizli hazımsızlığının, dinin doğru öğretilmesi olduğunu da iyi biliyor!

Ve farkında ki;

Afrika’ya kadar uzanan misyonuyla birlikte, etnik ve mezhep çatışması ile IŞİD gibi tehlikelerin karşısında duran, insanları bilinçlendiren çalışmalar yapan içi boşaltılmamış bir Diyanet, diyalog adı altında hizmetler yapsaydı elbette sorun olmazdı!

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Fethullah Gülen’in bedduasına beddua değil mübahele demeyip kurumu birilerinin hizmetine açsaydı sorun olmazdı!

Müslüman Türkiye halkı Mehmet Görmez’i sevmeyip, saygı duymasaydı sorun olmazdı!

Görmez’in çözüm süreci, başörtüsü ve türbelere bağlanan çaput gibi konularda söyleyecek sözü bulunmasaydı sorun olmazdı!

Ve bu millet nihai amacın da bilincinde…

Şayet niyet, varsa Diyanet’in bir eksikliği onu gidermek olurdu…

Tabi gerçek mevzu başka!

İslam Dünyasına öncülük edecek her alimi dar ağacında sallandıranlar bugün dolaylı yoldan Görmez’in de boğazına ip geçirmeye çalışıyor.

Ama ne var ki Rahman dinini yayan, koruyan, yücelten ve insanlara faydalı işlerde bulanan her müminin yanındadır…

Sonra bir bakmışsınız ki ellerinde ki ip İslam düşmanlarının ayaklarına dolanmış!

Hal böyle vuku bulunca ilmin olmadığı yerde hakim olan cehalet ile çöz o ipi çözebilirsen…

Çözemediğin ip bu ya, sana göstermiş ki içeride ve dışarıda büyük günahlar ve büyük suçlar işleyen meğer senmişsin ve yargılandığın yer Lahey Adalet Divanı değil İlahi Mahkemeymiş!

Hodri meydan mı? Yok, İlahi Mahkeme!

Diriliş Postası

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • davut öztürk

    12 Mayıs 2015 05:40
    0 0
    çok güzel bir yazı olmuş kalemınıze sağlık
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;