DÜNYA

Alper Tan : Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım?

Tarih
15 Haziran 2017
İzlenme
Kişi
Yazar
Alper Tan
 Son iki haftadan bu yana dünyanın en önemli gündemlerinden biri Katar merkezli Körfez “krizi.” İslam dünyası zaten Sünni ve Şii diye ikiye bölünmeye ve savaşa kışkırtılırken şimdi Sünni devletler de kendi aralarında kamplara bölünmüş görünüyorlar.

Görüntü böyle..

Bu “krizde” Türkiye olarak sonuna kadar Katar’ın yanında olmamız gerekir. Buna şüphe yok.

Peki böyle bir “kriz” kimi memnun eder? Bu ülkelerin Müslüman halklarını veya diğer Müslümanları hoşnut eder mi? Asla.. Sadece İslam düşmanı devletleri ve toplumları sevindirir. Suudi Arabistan’ın Katar’dan, Katar’ın Birleşik Arap Emirlikleri veya Bahreyn’den ya da Kuveyt’ten ne farkı var? Bu ülkeleri veya bu ülkelerin halklarını birbirlerinden nasıl ayırabiliriz?

Bu “kriz” ne kadar devam ettirilebilir? Azerbaycan Nahçıvan, Kıbrıs Türkiye’den ne kadar ayrılabilirse saydığımız Körfez ülkeleri de birbirlerinden o kadar ayrılabilirler. Bu “kriz” sür-dü-rü-le-mez..

Şimdi kısa kısa bazı hatırlatmalar yapalım.

80’li yıllarda Sovyet Rusya, Afganistan’ı işgal ettiğinde, Suudi Arabistan, Komünist Sovyetlere karşı Müslüman Afganları destekledi. Sovyetlerin genişlemesini ve güçlenmesini istemeyen ABD ise hem Suudi Arabistan’ın Afganlara yardımını teşvik etti hem de bizzat CIA, ülkesini savunan Afgan savaşçıları her yönden destekledi. ABD, Sovyetlere karşı savaşan Afganlara o zamanlar “mücahitler” diyordu.

Rusları hezimete uğratan o fakir Afganlar, dünyadaki iki kutuptan birinin başı olan Sovyetler Birliğinin parçalanmasını sağladı, Varşova Paktı dağıldı. Diğer kutup NATO’nun başı olan ABD, Sovyetlerin dağılmasından sonra bu defa hedefe İslam’ı koydu. O güne kadar Sovyetlere karşı savaşan ve ABD’nin destekleyerek “Afgan mücahitler” dediği Taliban ve El Kaide, aynı ABD tarafından “Küresel terör örgütleri” olarak gösterilmeye başlandı.

ABD 11 Eylül saldırılarını CIA üzerinden bu örgütlere yaptırttı. Sonra da bu saldırıları gerekçe sayıp Ortadoğu’daki İslam ülkelerini yeniden işgale kalkıştı.

1990’da ABD önce Saddam Hüseyin’i Kuveyt’i işgal etmek için yönlendirdi. Sonra da “Saddam Kuveyt’i işgal etti” gerekçesiyle Irak’ı işgal etti ve oradan bir daha çıkmadı.

Aynı ABD daha geçen yıl 11 Eylül saldırılarından Suudi Arabistan devletini sorumlu tutan karar aldı ve saldırıda ölenlerin ailelerinin bu ülkeye dava açmalarının önünü açtı. Sonra da Suudi Arabistan’ın 750 Milyar Dolarını bloke etti. Peki sonra ne oldu?

ABD Başkanı Donald Trump seçilir seçilmez soluğu bu “terör destekçisi” dediği Suudi Arabistan’da aldı. Basında ABD ve Suudi Arabistan’ın yüzlerce Milyar Dolarlık ticaret anlaşması yaptığı yazıldı. Her ne kadar durum basında çıktığı gibi olmasa da ABD’nin 100 Milyar Dolardan daha fazla tutan miktarda silahı Suudi Arabistan’a satacağı da yazıldı. Peki şimdi soruyoruz. Eğer ABD teröre ve terörü destekleyen ülkelere karşı ise ve Suudi Arabistan teröre destek veriyorsa ABD Suudi Arabistan’a niçin bu kadar büyük miktarda silah satmaya çalışıyor?

Şu tuhaflığa bakınız... ABD Suudi Arabistan’ı ”terörü desteklemekle” suçluyor ama ona silah satıyor. Bu Suudi Arabistan ise kardeşi Katar’ı “terörü desteklemekle”suçluyor ve onu ablukaya almaya çalışıyor.

Suudi Arabistan’a “terör” suçlaması yapan ABD ona silah satıp onunla ticaret yapmaya çalışırken, daha birkaç hafta öncesine kadar Suudi Arabistan’a savaş ilan etmek üzere olan İran, Katar’la Riyad’ın arasını bulmak için Ankara ve Bağdat ile ortak çalışıyor.

Aynı ABD iki sene önce Beşşar Esad’ın korunup kollanması için Rusya’nın Suriye’ye asker göndermesini teşvik etmişti. Rusya-Türkiye-İran beraber olup Suriye iç savaşını Esad aleyhine çözüm noktasına getirince şimdi derin Amerika Putin’i devirmek için Rusya’da halk ayaklanması başlatmaya çalışıyor.

ABD’nin yeryüzünde hiç kimseyi hiçbir ülkeyi terörü desteklemekle suçlama hakkı yok. Modern dünyada terörün en büyük mimarı ve en önemli tasarımcısı ABD’dir. Dünyanın gözlerinin içine baka baka terör ve casusluk örgütü FETÖ’yü semirtmekte ve koynunda saklamaktadır. Dünyanın gözlerine bakarak, Türkiye’ye vermekten imtina ettiği her çeşit silahı, mühimmatı, eğitimi, istihbaratı, siyasi desteği ve korumayı terör örgütü PKK terör örgütünün çeşitli versiyonlarına yağdırmaktadır.

ABD ve Avrupa; kısaca Haçlı devletleri bu günahlarının altından kalkamayacaklar.

Katar’ı ablukaya almaya çalışan Suudi Arabistan ve onunla birlikte hareket eden ülkeler bu süreci uzun süre devam ettiremezler. Kaldı ki ABD yönetiminin ne kadar alçak ve güvenilmez olduğunu görev yaptığı bir buçuk sene için ABD destekli kaç suikast ve kaç darbe teşebbüsüne maruz kalan Suudi Kral Salman hepimizden daha iyi bilmektedir.

“Kriz”den çıkan fırsatın diğer bir boyutu.. İran’ın son seçiminden sonra halkın yüzde 60’ını alan reformcu kanadın, İran'ın İslam dünyası ile ortak hareket etmesi için vereceği çabaya, Katar krizi büyük imkan sunacaktır.. Şöyle ki İslam dünyası içinde İran’ın varlığına karşı çıkan dört ülkenin nasıl yalnız olduğu görülmüş oldu. İran bunu bizzat görüp ümmet birliğine giden yolun açılmasında pürüz çıkarmaktan vazgeçebilir. Kaldıki şimdiden saflar netleşmiştir. Somali'yi bile ikna edemeyen Suudiler ve BAE yavaş yavaş geri adım atacaklardır. İslam dünyasında Türkiye, Pakistan ve İran’ın taraf olacağı bir hadisede diğer devletler mutlaka zaafa uğrarlar.. Bu açıktır.

Katar meselesini fırsat bilen içimizdeki Amerikan ağızları Katar’ı savunma bahanesiyle Suudi yönetimine, Araplara-aslında bilinçaltı olarak İslam’a sövmeye başladılar.

Katar’ı savunmak için Araplara veya Arabistan’a sövmek gerekmiyor. Katar gibi Suudi Arabistan da Bahreyn de, Kuveyt de Birleşik Arap Emirlikleri de Türkiye’nin dostu ve kardeşidir. ABD ve Avrupa’nın ülkemizi hedef alan ekonomik kriz çıkarma girişimlerini ve finans savaşlarını bu kardeşlerimizin destekleriyle atlatmış olduğumuzu ne çabuk unuttuk.

Katar’ı bahane ederek Araplara hakaret edenler aslında bizi topyekün İslam dünyasından uzaklaştırıp, bizi aşağılayan ve FETÖ vasıtasıyla ülkemizi işgale kalkışan Batının, kuyruğu olmamızı isteyenlerdir. Ama geçti o günler...

Bu kriz fazla sürmez. Bu tür olaylarla İslam dünyasının “birlik” çabaları durdurulamaz. Biraz sabır lazım.

“Deme şu niçin şöyle; yerindedir o öyle. Bak sonunda sabreyle; Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler."

Kanalahaber
15 Haziran 2017

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • Mü'min

    16 Haziran 2017 11:52
    0 0
    Ne yanında durduğumun, himayem altına aldığımın uyruğunu kimliğini sorarım! Ne de Hasım, Yanlış... Düşman bellediğimin... Hata yapanın milliyetini cibilliyetini sorgularım... Küfür tek millettir... İyi kötü ırkla cinsiyetle olmaz... Hadi şimdi dağılın !
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;