SİYASET

Ali Karahasanoğlu : Zühtü’nün savunması için notum: Sıfır!

Tarih
02 Mart 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Ali Karahasanoğlu

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, savunmaya geçti..

Onun savunması yetmedi..

Mahkemeden açıklama yapıldı..

Önce, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın dünkü etkinlikte yaptığı “Önceden planlanmış bir etkinlik” açıklamasına değineyim..

Sayın Başkan, “Can Dündar ve Erdem Gül kararını savunmak için bu etkinliği düzenlemedik, çok önceden bu etkinlik zaten planlanmıştı. Ortada bir kasıt yok” diyor ama..

Şu soruya cevap vermiyor: “Etkinliğin tarihi önceden planlandı da. Peki Can Dündar ve Erdem Gül kararının, bu etkinlikten önce verilmesine kim karar verdi?”

Öyle ya..

“Nasıl olsa biz, 1 Mart’ta bir etkinlik düzenleyeceğiz. Aslında Can Dündar ve Erdem Gül kararının o etkinlikten önce sonuçlanması mümkün değil ama.. Biz konferans öncesine kararı yetiştirelim, eleştirilere de konferansta cevap veririz” diye düşünmüş olamaz mısınız?

Efendim, duyamadım, Zühtü Bey?

Benzer davalar sıra beklerken..

Can Dündar kararı binlerce dosya içinden öne çekiliyorsa..

Ben de size sorarsam, haksız mı olurum; “O kararı dünkü konferanstan önce niye aldınız?” diye?

Zühtü Bey dünkü konuşmasında, kendilerini savunurken, söyledikleri içinde en önemlisi, “Mahkememizin kararları, herkesi bağlar” şeklindeki cümle..

Acaba öyle mi?

Anayasa Mahkemesi’nin kararları, herkesi bağlar mı?

Mesela beni bağlar mı?

Peşinen söyleyeyim..

Bağlamaz..

Karar beni nasıl bağlayacak ki?

“Bağlar” ifadesi, teknik olarak bir defa yanlış..

Ben sivil bir insan olarak..

Can Dündar’ın cezaevine girmesine de.. Tahliye olmasında da bir görevim yok ki, o karar beni bağlasın.. 

Diyeceksiniz ki, “Kamu görevlileri için söylenmiş olamaz mı? Özellikle de, Cumhurbaşkanı hedeflenmiş olamaz mı? O bir kamu görevlisi..”

O karar, Cumhurbaşkanı’nı da, bağlamaz..

Niye?

Çünkü Zühtü Bey’in gerekçesi Anayasa’nın 153. maddesi..

O maddede şöyle deniyor:

“Madde 153: (..) Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.”

Okudunuz işte..

Ne deniyor Anayasa’da?

“Resmi Gazete’de yayınlanır ve..”

Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili karar, Resmi Gazete’de yayınlandı mı?

Hayır.

Ortada yayınlanacak nitelikte bir karar yok ki, yayınlansın..

Şu an itibari ile çoğunluğun gerekçesi de.. 

Azınlığın gerekçesi de ortada yok..

Onlar tamamlandıktan sonra dahi..

Kararın Resmi Gazete’de yayınlanması gerekip gerekmediği, kanuna göre belirsiz.

Öyle ise..

Zühtü Bey’in “Kararımız herkesi bağlar” sözü..

Bir kuruntudan ibaret..

Aslında bugünkü hali ile..

Dündar ve Gül kararı..

Herkesi değil..

Hiç kimseyi bağlamaz..

Çünkü dayanak gösterdikleri Anayasa maddesinde, “Resmi Gazete’de yayınlanma şartı” var!

Daha ötesini söyleyeyim..

Gerekçeler yazıldıktan sonra da..

Kararın herkesi bağlayıp, bağlamayacağı şüpheli..

Çünkü, “Herkesi bağlar” derlerken gösterilen Anayasa maddesinin tam aksine..

İlgili kanun, her kararın değil.. Bazı kararların Resmi Gazete’de yayınlanacağını öngörüyor.

Nasıl yani?

İlgili kanunda, “Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte (..) tebliğ edilir ve mahkemenin internet sayfasında yayımlanır. Bu kararlardan hangilerinin Resmi Gazete’de yayımlanacağına ilişkin hususlar içtüzükte gösterilir” deniyor..

Dolayısı ile..

Gerekçeler açıklandıktan sonra da..

“Herkesi bağlar” sözü, muallakta kalıyor..

Aslında sorun..

1980 darbe anayasasına yapılan bireysel başvuru ile ilgili değişikliğin.. Önceki maddelerle uyumlu hale getirilmemesinden kaynaklanıyor.

“Herkesi bağlama” kavramı..

Anayasa’nın ilk halindeki, “iptal kararları” için getirilmiş bir düzenleme..

Dün Anayasa Mahkemesi’nin, ustaca bir kıvraklık gösterip, “Gerekçesi yazılmadan açıklanamayacak olan kararlar, kanunların iptali ile ilgili.. Bireysel başvuru ile değil” şeklindeki haklı cevabı..

Aslında..

Bireysel başvuruda da..

Bizim savunduğumuz, “Herkesi bağlamaz” tezi için geçerli..

“Herkesi bağlama” kuralı.

“Bireysel başvurular” için değil, “iptal kararları için”dir..

Çünkü “herkesi bağlama” ile ilgili cümlenin hemen öncesinde, “İptal kararları geriye yürümez” deniyor.

Zaten o madde, 1980 anayasasında olan bir madde. 

2010’daki “bireysel başvuru” değişikliğinden 30 yıl önce hazırlanmış bir madde..

30 yıl öncesinden, 30 yıl sonra yapılacak “bireysel başvuru” için “herkesi bağlar” düzenlemesi yapıldığını ileri sürmek, herhalde akla ziyan bir savunma olur..

Değil mi, benim akıllı Anayasa Mahkeme’m..

Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın, dünkü “Biz yerel mahkemenin yerine geçecek karar vermedik” açıklaması da..

Bence samimi bir savunma değil..

Büyük ihtimalle..

Şimdi yazacakları gerekçede, bu eleştirilere de cevap vereceklerdir..

Bence, ne gerekçe yazarlarsa yazsınlar..

Casusluk gibi ciddi bir suçlamada, “tutuklama” gereksiz ve “hak ihlali” olarak nitelendiriliyor ise..

Bunun sonucu şudur: “Bu kişiler beraat etmeli.”

Aksini düşünecek olursanız..

“Müebbet hapis gerektiren bir suç”ta bile, tutuklama olmayacak ise..

Tutuklama kavramını kanundan külliyen çıkarmamız gerekir..

Müebbette tutuklama olmayacak ise..

Hangi cezada, tutuklama olabilir ki?

YeniAkit
2 Mart 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;