POLEMİK

Ali Karahasanoğlu : Utanma Metin, Hollandalı itleri de savun!

Tarih
15 Mart 2017
İzlenme
Kişi
Yazar
Ali Karahasanoğlu
“Öncelikle Hollanda’nın, Almanya’nın ve bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bakanlarına yönelik kısıtlamalarını kınıyoruz” diyor Metin Feyzioğlu..

Kendisi Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı.

Türkiye’de “savunma” mesleği üzerine, kamu kurumu niteliğindeki en büyük kuruluşunun tepesinde bir isim..

Türkiye’nin bakanlarının yurtdışında tahkir edilmesine..

Temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına....

Yüzlerce vatandaşımızın, kötü muameleye tabi tutulmasına..

Beyefendinin söylediği, söyleyeceği sadece şu: “Kınıyorum!”

Şunu diyemiyor herif: “Uluslararası mahkemelerde, Türk vatandaşlarımızın haklarını korumak için, derhal harekete geçilmiştir. İlk planda 100 avukat görevlendirdik.. İhtiyaç olursa, daha fazlasını da görevlendireceğiz. 80 milyonun haklarını koruma amacı ile hareket ettiğimiz için, görevlendirilen avukatların tüm masraflarını da baronun kasasından ödeyeceğiz.. Yurtdışında yaşayan ve mağdur olan tüm vatandaşlarımız için, ayrı ayrı şikayetler yapılacak ve mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli davalar açılacaktır!”

Onun derdi, Cumhurbaşkanı’na laf yetiştirmek..

Gezi olaylarında nöbetçi avukat görevlendiren.

Türk polisine karşı, anarşistlerin sözde haklarını korumak için avukatlara 24 saat nöbet tutturan Barolar Birliği..

Şimdi Hollandalı polislere karşı açılacak davalar için, kılını kıpırdatmıyor..

Küçücük bir hukuki yardım için, kafa yormuyor..

Topa girmiyor..

Ama “Buna da şükür” diyelim..

Testereli katilin babasına avukatlık yapan Metin Feyzioğlu, Hollandalı itlere avukatlık yapmıyorsa..

“Buna da şükür” diyelim..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun Almanya’daki “hayır propagandası”na katılımını eleştirdi ya..

Feyzioğlu da hemen, cevap vermiş..

“Türkiye’yi terörist unsurlarla dolaşarak bir çalışma yaptığımızı söylemişsiniz. Maalesef yine aldatılmışsınız. Türkiye’nin yetişmiş en vasıflı anayasa hukukçularından biri olan ve bildiklerini Türk milletiyle paylaştığı için üniversitesindeki görevine sizi kızdırma korkusuyla son verilen Prof.Dr. Süheyl Batum mu terörist unsur?”

Böyle diyor Metin Bey..

Devamında da, kendisine göre doğrusunu söylüyor:

“Yurtdışında bu amaçla (hayır propagandası amacı ile) ve birkaç saatliğine tek bulunduğumuz tarih, 18 Şubat 2017’dir.”

Eeee?

Daha ne olsun?

Aynı 30 gününü, yurtdışında “hayır propagandası” için mi geçirecektin?

Gittin, şöyle bir havayı kokladın..

“Burdaki Türk seçmenler, gavur görmüş, puştları yerinde tanımış, uyanık insanlar.. Onlar bizim numaralarımızı yutmaz.. Biz Türkiye’ye dönüp, Avrupalıların ahlaksızlıklarından habersiz saf vatandaşlarımızı aldatalım.. Daha fazla parsa toplarız” dedin ve döndün!..

Değil mi, testereli katil davasında, sanık avukatı olmakta beis görmeyen Feyzioğlu!

Beyefendinin referansına bakın..

Süheyl Batum ile berabermiş..

Kim Süheyl Batum?

CHP’nin eski milletvekili..

CHP bile beğenmemiş.

Bir daha aday göstermemiş..

O kadar marjinal bir solcu..

Bu adam, şimdi Barolar Birliği Başkanı tarafından, göklere çıkartılıyor.

Metin Bey, kendi yediği nanelerin üstünü örtmek için, Süheyl Batum’u öne çıkartıyor..

Bunu yaparken de, aklı sıra çaktırmadan, yalan da  söylüyor..

Bahçeşehir Üniversitesi, Tayyip Bey’i kızdırmamak için, “Süheyl Batum’u kovmuş”muş..

Süheyl Batum, Tayyip Bey’i kızdırmamak için kovuldu ise, bir ay sonra Sinan Oğan’a aynı üniversite niye konferans verdirdi?..

O skandal kürsü saldırısına niye zemin hazırladı? (Sinan Oğan konuşurken, ülkücü olduğu söylenen bir kişinin kürsüyü devirdiğini hatırlıyorsunuzdur.)  

Haydi bakalım Metin Bey..

Söyle, “Tayyip Bey’i kızdırmamak için Süheyl atıldı ise.. Sinan Oğan gibi, hem kendi partisine hem de Cumhurbaşkanı’na muhalefet eden, konjonktürel olarak Süheyl Batum’dan daha şirret bir isime o üniversite niye kapılarını açtı?”

Bunların her dedikleri yalan..

Her anlattıkları palavra..

Devam ediyor Metin Bey:

“Biz sürecin başında 100 bin meslektaşımızın görüşünü alarak yola çıktık.”

Anayasa değişikliği ile ilgili olarak Barolar Birliği’nin bir ay önce başladığı ve sonra birden bire üstünü örttüğü kampanyadan bahsediyor Metin bey..

100 bin avukattan görüş talebinde bulunmuşlardı..

Sonra birden bire kampanya duyuruları kaldırıldı..

Gelen cevaplarla ilgili bir açıklama da yapılmadı..

Niye ki acaba?

Avukatların büyük çoğunluğu, “Evet” dediler de onun için mi?

Yoksa, işin içinde, başka işler mi var?

Caka satmaya gelince..

“100 bin avukattan görüş talep ettik.”

Eeee.

Ne dedi, 100 bin avukat?

Orası yok..

Ama soytarılık, tam gaz..

Tayyip Erdoğan’a cevap verirken, “Elbette biz avukatların arasında da anayasa değişikliğine olumlu bakan meslektaşlarımız da var. Biz bunlara saygı duyuyoruz. Onları vatan hainliğiyle ya da terör örgütünün değirmenine su taşımakla suçlamayı aklımızın köşesinden bile geçirmeyiz” diyen riyakar Metin Feyzioğlu, günlerdir Barolar Birliği’nin ana sayfasında yayında tuttuğu “Derdimiz Anayasa mıydı” broşüründe, bakın ne diyor: “Anayasa değişikliği, Türkiye’nin bölünme tehlikesini çok daha ciddi hale getiriyor.”

Vay ikiyüzlü Metin vay..

Broşürün son sayfasına da, “Milletin birliği, vatanın bölünmezliği için hayır” ifadesini yerleştiriyor..

Tam bir ikiyüzlülük..

Hani, mantıklı bir izahat yapsa..

“Bölünme tehlikesi”nin gerekçesini şöyle iki satırla izah etse..

“Bir düşüncedir. Saygı gösterelim” diyeceğim..

Nasıl ki Tayyip Bey’e cevapta “Biz evet diyenleri suçlamıyoruz” şeklinde kaypak cevap veriyorlarsa, “vatanın bölünme tehlikesi”ni izah ederken de, Metin Bey aynı kaypaklığa imza atıyor: “Siyasi parti genel başkanı olan başkanın, kendisinin temsil etmediğini düşünen ve oy verdiği milletvekillerinin hiçbir etkisinin kalmadığını gören halk kitlelerinin devletten kopuşu tetikleniyor.” 

Zorlamaya bakın, zorlamaya..

Devam ediyor sözde gerekçe: “Halk kitleleri devletten kopmaya başlayınca toprak bütünlüğümüzün tehlikeye gireceği de kuşkusuz.”

Ve şu soru ile tüy dikiliyor, halkı tahrik eden çarpıtmaya: “Bölünmeyi tetikleyecek bir anayasa değişikliğini ister misiniz?”

Bu ahlaksızlık değil de nedir.

Namussuzluk değil de nedir?

Baro kasasından yapılan harcama ile, böylesine ahlaksızca bir söylemin, mesnetsiz, yalan ve tahrik dolu ifadelerin anlamı nedir?

YeniAkit
15 Mart 2017

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;