GÜNCEL

Ali Karahasanoğlu : Maval okuma Bass, o patlayıcı sizin değil mi?

Tarih
29 Aralık 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Ali Karahasanoğlu
ABD’nin Ankara Büyükelçisi’nin röportajını, bir hafta önce, “ABD Büyükelçisi Bass’tan önemli açıklamalar” diye takdim etti, bizim solcu medyamız..

“Önemli açıklama” ne idi?

Şu idi:

“Suriye Demokratik Güçleri olarak adlandırılan şemsiye grup altında çalışan Suriyeli Arap gruplara destek sağlıyoruz. Bu şemsiye grup, aynı zamanda PYD’yi de içeriyor.”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Bass’ın yalanını yüzüne vurdu..

İfade netti: “Kimlere silah ve cephane yardımı yapıldığını biliyoruz.” 

Ama emperyalizm karşıtı olduklarını her gün deklare eden bizim solcu medya..

Kendi ülkesinin Cumhurbaşkanı’nın bu açıklamasını, “Gine Lideri Conde ile ortak basın toplantısı düzenleyen Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle” diyerek verdi..

Sıra ABD açıklamasına geldi..

Bizim solcu medya yine ABD uşaklığını tekrarladı, haberi şu başlıkla verdi:

“ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası koalisyonun IŞİD de dahil olmak üzere Suriye’deki silahlı gruplara destek verdiği yönündeki iddialarını ‘gülünç’ olarak nitelendirdi.”

Köşeye sıkışan ABD, tekrar açıklama yapma ihtiyacı hissetti..

Ankara Büyükelçiliği, sosyal medyadan yazılı açıklama yaptı..

Emekçilerin yanında olduğunu ileri süren solcu medya, emperyalist ABD’lilerin açıklamasını şu başlıkla verdi:

“Büyükelçilikten ‘Koalisyon terör örgütlerine yardım ediyor’ iddiasına sert yanıt..”

Vurguları görüyorsunuz değil mi?

Açıklamayı ABD yapınca..

“Önemli açıklama.. Sert yanıt.. İddialar gülünç..”

Açıklama Türkiye’den gelince, “Açıklamanın satır başlıkları şöyle..”

Bu noktada durup, bizim solaklara bir hatırlatma yapalım..

Siz kimin uşağısınız?

Siz kimin kuklasısınız?

ABD Büyükelçisi açıklama yapıyor..

Neresinden baksanız yalan, muhataplarını aptal yerine koyan bir açıklama..

Bass’ın Türkiye insanını aptal yerine koyan bu açıklamasına yönelik tek eleştiri ifadesi kullanmadan, “Önemli açıklama” diyorsunuz..

Ardından Türkiye Cumhurbaşkanı, o yalancıya haddini bildiren cevabı veriyor, bir uzaylı gibi, “Satır başlıkları şöyle” diyorsunuz.

Sonra tekrar dönüyorsunuz, Tayyip Erdoğan’ın kuyruğuna bastığı sizmişsiniz gibi, ciyaklıyorsunuz:

“ABD’den sert yanıt.”

Kimse kusura bakmasın.. 

Bu hainliktir..

Bu vatan düşmanlığıdır..

Vatan hainliği için, illa elinize silah alıp, kendi ülkenizin güvenlik güçlerine kurşun sıkmanız gerekmez.

Ülkenizin yöneticilerini itibarsızlaştırmaya çalışmak, menfaati çatışan devletlerin yöneticilerinin açıklamasına ise büyük önem vererek ve destekleyerek sunmak da, vatan hainliğidir..

Kendilerini ezilenlerin temsilcisi olarak gösterseler de yaptıkları vatan hainliğidir.

Objektif gazeteci pozlarında ortalıkta dolaşsalar da, yaptıkları vatan hainliğidir.

Gelelim, ABD Büyükeliçisi John Bass’ın bir hafta içinde gözümüzün içine baka baka söylediği yalanlara..

Bir hafta önce, ne diyordu Bass: “Suriye Demokratik Güçleri olarak adlandırılan şemsiye grup altında çalışan Suriyeli Arap gruplara destek sağlıyoruz. Bu şemsiye grup, aynı zamanda PYD’yi de içeriyor.”

Dün ne diyor, Büyükelçilik: “ABD hükümeti, YPG veya PKK’ya silah ya da patlayıcı sağlamamıştır, nokta.”

Kelime oyunları ile, aklı sıra bizimle kafa buluyor..

PYD imiş..

YPG imiş.

Bir harfi baştan alıp ortaya koyuyorsunuz.

Böylece 

Verdiği silahlar, teslim ettiği bombalar, yok olmuş oluyor!

Öyle mi?

ABD Büyükelçiliği “Nokta” diyor ya..

Onlara noktanın nasıl konulacağını öğretelim..

YPG-PYD dansözlüğü ile bu işe son nokta konulmaz..

Nasıl konulur?

Kayseri ve Dolmabahçe patlamalarında kullanılan patlayıcıların ABD menşeili olup olmadığının kesin olarak tespiti ile konulur..

Eğer gerçekten, o patlayıcıların ABD ile uzaktan yakından bir ilgisi yok ise..

İster PYD vermiş olsun, ister YPG bağlantılı olsun..

ABD’ye suçlama yöneltmeye hakkımız da yok..

Amaaa.

O patlayıcıların ABD bağlantısı çıkarsa..

ABD o patlayıcıları ister YPG’ye, isterse PYD’ye, isterse DAEŞ’e, isterse NANEŞ’e versin..

Hesabını ödemek zorunda..

Yok öyle, “Biz Suriye’de kullanılmak üzere vermiştik. Vay namussuzlar, o patlayıcıları getirip, sizin ülkenizde mi patlattılar?” saflığı ile işi kapatma numaraları..

Madem özel olarak üretilmiş bir patlayıcıdan bahsediyoruz, o patlayıcının infilakine kadarki tüm zincirinden de, üretici sorumludur..

ABD başta olmak üzere..

Emperyalist devletler, nükleer silah konusunda ne yaptılar?

İran’ın nükleer araştırma yapmasına bile takoz koymadılar mı?

Nerde kullanacağı, saldırı amaçlı mı, yoksa savunma sadedinde çaresiz kalırsa mı kullanacağı şeklinde bir araştırma ihtiyacına bile gerek görmeden..

“Nükleer silah üretemezsin” denildi..

Hatta “Nükleer araştırma yapamazsın” denildi..

Ama şimdi..

“Nükleer silah” değerinde olmasa da..

İnsan ölümlerine sebep olan ciddi patlayıcılarda..

“Biz verdik, gitti. Bizden çıktı. Artık bize hesabını sormayın” diyerek, kimse sorumluluktan kurtulamaz.

Türkiye’de verdiğimiz asker ve polis şehitlerimizden..

O bombaları patlatanlar kadar..

Üretenler de sorumludur.

Bass bunu kafasını soksun..

Bize maval okumasın..

Şunu da bilsin..

“Nokta”katiller değil..

Katillere cephane verenler değil..

Askerini, polisini; şehit verenler koyar..

Akit
29 Aralık 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;