SİYASET

Ali Karahasanoğlu : İmzacılara, şehit ailelerinden dava yağmalı!

Tarih
19 Ocak 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Ali Karahasanoğlu

Empati yapmaya çalışıyorum.

Bu kadar akademisyen imza attığına göre..

“Belki bizim de, içinden alacağımız bazı şeyler vardır” düşüncesi ile..

Tekrar tekrar okuyorum.

Bildiriden bir şeyler alma yerine.. Her okuyuşum, kızgınlığımı daha da artırıyor..

Bir türlü kabullenemiyorum.

Bir yandan, hâlâ bölgeden gelen asker ve polislerin şehadet haberleri..

Bir yandan da, o şehitlere ve şehitlerin silah arkadaşlarına yapılan isnatlar.. İftiralar.. Hakaretler.. 

Lafı hiç eğip bükmeyelim.

Akademisyenlerin isnatları..

Direkt şehit askerlerimize.. Şehit polislerimizedir..

Onlarla birlikte, halen bölgede görev yapan, şehitlerin silah arkadaşlarınadır. 

Buyrun, bildiriden alıntılayarak soralım, imzaladıkları metni anladıklarını sanan akademisyenlere:

“Yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak..”

Kim saldırıyor?

Topu çevirmenin alemi yok..

Soyut kavramlara müracaat etmenin lüzumu yok..

Göğüs göğüse çarpışan ve bir kısmı da şehit olan askerlerimize söyleniyor, polislerimize söyleniyor, bu sözler..

Yani..

Kanas ile vurulup şehit olan Uğur Şahin’e bu suçlamalar..

Hendek ve barikatları kaldırma amaçlı operasyon sırasında yaralanıp, daha sonra şehit olan özel harekat polisi Ali Bulduk’a bu hakaretler..

El yapımı patlayıcı ile şehit edilen uzman çavuş Birkan Gündüz’e bu isnatlar..

Daha dün.. Alçakça bir saldırıyla şehit edilen 5 polisimize bu hakaretler..

Görüyorsunuz değil mi?

İmzacılar, “Savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırılıyor” derken..

Güvenlik güçleri o kadar hassasiyet gösteriyorlar ki..

Yakınlarında patlatılan el yapımı bomba ile.. Veya açık hedef oldukları alanda bir Kanas kurşunu ile şehit oluyorlar da..

Sivil vatandaşlar zarar görmesin diye..

“Barikat mı var, koy bombayı, patlat.. Dümdüz olsun her şey” demiyorlar..

“Hendek mi var? At bombayı.. Yanında bir hendek daha açılsın.. Bir tane daha at. Bir hendek daha açılsın.. Öyle öyle yürü” demiyorlar..

Ordaki masum vatandaşın zarar görmemesi için..

Adım adım ilerliyorlar..

Bu arada.. Kendi canlarını riske atıyorlar..

Ama sözde akademisyenler..

O şehitlere..

O şehitlerin arkadaşlarına..

“Savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırıyorlar” diyerek, iftira ediyorlar..

Laf kalabalıklığı içinde, gözlerden kaçan..

Ama benim bir türlü kabullenemediğim, bildirideki bir niteleme de şu: “Bu kasıtlı ve planlı kıyım..”

Kim yapıyor bu “kıyım”ı?

Hem de, “kasıtlı” ve de “planlı” kıyımı!

Uzaylılar değil, herhalde..

Orada canları pahasına, bölge insanının huzuru için mücadele eden. Ve onlarcası, bu uğurda şehit olmuş asker ve polislerimize yapılıyor, bu “kıyım” suçlaması..

Şehitlerimize..

Şehitlerimizle birlikte görev yapan arkadaşlarına..

Bildiriden bir cümle deha aktarayım: “Devletin vatandaşlarına uyguladığı şiddet..”

Bakmayın siz onların, “Devlet” dediklerine..

Sonuçta devlet, soyut bir kavram..

Devlet adına, orda görev yapan, asker ve polisler hedef alınıyor..

Can veren, asker ve polisler..

Anne-babalarından önce toprağa verilen..

Çocukları yetim kalan..

Eşleri dul kalan asker ve polisler..

“Vatandaşa şiddet uyguluyorlar”mış..

Öyle diyor, imzacı sözde akademisyenler!

Tam bu noktada..

Bir hukuk seferberliği çağrısı yapıyorum..

Özellikle son iki ay içinde şehit olan güvenlik güçlerimizin aileleri organize olup..

O bölgede görev yapan asker ve polislerle de birlikte hareket ederek..

Finansmanını, sivil toplum kuruluşlarından temin ederek..

Bu sözde aydınlara..

Onlara destek veren siyasi partilere ve sözcülerine..

“Yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak..”

“Bu kasıtlı ve planlı kıyım..”

“Vatandaşa şiddet uyguluyorlar..” ifadeleri için..

Ayrı ayrı..

Ceza davaları ve tazminat davaları açılmalı..

İşin parasında değilim..

Bana soracak olursanız..

Bu sözde aydınların, paraları yenmez..

Ama..

Savcıların zorlama yorumlarla, “Şu maddeydi, bu maddeye aykırılıktı” şeklinde yapacakları soruşturma yerine..

Suçlamaların bire bir mağduru konumundaki asker ve polisler ile onların yakınlarının yapacakları şikayetlerle.. Gerçeği tersyüz eden sözde aydınlar, mahkeme önünde hesap vermeye başlarsa..

İşte o gün..

Bunların sonu olur!

Şehit sayısı kadar.. Hatta o bölgede görev yapan güvenlik görevlisi sayısı kadar açılacak ceza davası..

Yalancıların, oturdukları koltukları da mahkumiyet sebebi ile boşaltması anlamına gelecektir..

YeniAkit
19 Ocak 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;