GÜNCEL

Ali Karahasanoğlu : CASA’nın düşmesi, NATO’yu sorgulamanın bedeli mi?

Tarih
18 Ocak 2018
İzlenme
Kişi
Yazar
Ali Karahasanoğlu
 Tam da..

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Afrin’e girme hazırlıkları yaptığı bir aşamada..

Tam da..

ABD’nin “DEAŞ’a karşı savaşmak üzere PYD’ye verdiği”ni iddia ettiği silahların..

“DEAŞ bitince geri toplanacağı” açıklanan silahların..

Şimdi PYD’nin 40 bin kişilik ordusunda kullanılacağı ortaya çıkması üzerine..

Türkiye’nin “Biz buna eyvallah edemeyiz” açıklaması yapmasının ardından..

Yıllardır içinde bulunduğumuz, ama hiçbir faydasını göremediğimiz NATO’yu sorgulamayı yoğunlaştırmamız sonrasında..

Isparta’da bir askeri uçağımız düştü..

Üç subayımız şehit oldu..

Yine CASA..

Yine şaibeli bir “kaza?!”

Bana pek “kaza” gibi gelmiyor..

Önceki CASA’lar için de..

Hep “kaza” açıklaması yapıldı..

Hepsi, kendi içinde büyük şüpheler barındıran sözde “kaza”lar.

Sahi, uçak dünyasında “kara kutu” diye bir şey vardı, değil mi?

Uçak ile irtibat kesilmiş olsa bile, kendi içinde yaşanılanları otomatik olarak kaydeden ve dış etkenlere karşı özel korumalı bir kutu..

Uçakta neler yaşandı, neler konuşuldu, patlama var mı, vesair bilgileri “kara kutu”dan temin etme imkanı var..

Tabii ki dün düşen CASA için, “Kara kutu incelemesi ve kaza kırım raporu hazırlandıktan sonra düşmenin sebebi ortaya çıkacak” açıklamasını klasik olarak dinleyeceğiz de..

2001’de Malatya’da düşen aynı model uçağın kara kutusunda acaba ne çıkmıştı?

Veya Kayseri’de düşen CASA’nın kara kutusunda?

Biri Amerika’ya gitmiş.

Biri Almanya’ya..

Hani son günlerde, artık çirkin yüzlerini çok net görebildiğimiz iki düşman ülke..

Düşen uçağımızın “kara kutusu”nu bile inceleyemediğimiz içler acısı bir durumu, bilmiyorum ki nasıl yorumlayalım..

Belki de o uçaklarımızın düşmesinde derin parmakları olan ülkelere, düşen askeri uçakların “kara kutu”larını gönderip, düşme sebebini öğrenmeye çalışmamızdaki garipliği, bilmiyorum ki, nasıl değerlendirelim?

Acıklı halimizi, “Cumhuriyet ile şöyle büyüdük.. Böyle geliştik.. Çağdaş devletler arasına katıldık” diyenlere mesaj olsun diye aktarıyorum..

Yoksa..

Girilen yoldan dönmek, asla bize yakışmaz..

“Güneyimizde PYD terör örgütünün silahlanmasına izin vermeyeceğiz”denilmiş mi?

Denilmiş..

Bunu planlayan ister NATO olsun..

İster ABD olsun..

İsterse Almanya’dan da destek alınsın..

Hepsine karşı, direncimizi sürdürmemiz gerekir..

Belki bir sabotaj ile askeri uçağımızı düşürecekler..

Belki daha fazlasını yapacaklar..

Ama şu kesin ki..

Kendilerinin kirli yüzleri de, deşifre olacak..

Her gün ölmeye devam etmeyeceğiz..

Şehitler verdik.

Belki yine verilecek..

Ama “Verdiğimiz silahları, DEAŞ tehlikesi bitince, geri toplayacağız” diyen ahlaksız ABD’nin gerçek yüzü de, tüm dünyanın önünde haykırılacak..

Çıkardıkları fitne, Müslüman halklara yaptıkları zulümler, dünden bugüne hemen sona ermeyebilir..

Ama..

İşledikleri cinayetler.. 

Yaptıkları hainliklerin hepsinin çetelesi, ortaya dökülecek..

Dökülmeli..

Bunun için de..

Bugüne kadar şaibeli uçak düşüşlerinin tamamı, tekrar masaya yatırılmalı..

Yabancı hiçbir unsurun bulunmadığı, tamamen yerli bilim adamlarıyla, teknik ekiplerle, kendi bilgi ve deneyimlerimizle tüm şaibeli olaylar incelenmeli..

Her ihtimal değerlendirilip, sonuca varılmalı..

Geçti artık, “Bu işin uzmanı ABD.. Oraya yollayalım ‘kara kutu’yu.. Onlar açıp, incelesinler, bize de raporunu yollasınlar” şapşallığı..

Gördük, ABD şeytanının, hangi oyunları, dünyanın gözü önünde oynadığını..

Böyle bir şeytana, nasıl güvenebiliriz?

Verdikleri bilgilere, nasıl inanabiliriz?

Almanya’nın, Türkiye’ye neler yaptığını gördük..

Ellerinden gelse, bir kaşık suda boğmaya kalkışacaklar..

Terör örgütlerinin temsilcilerine miting düzenleten Almanya..

Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’nın, uydu aracılığı ile Almanya’da bir konuşma yapmasına bile fırsat vermediler..

Bunların raporlarına mı inanacağız?..

Türkiye’ye karşı açık bir düşmanlık içinde olan terör örgütlerine destek çıkanlara mı güveneceğiz?..

Hainlikleri tescilli gavurlara teslim olacağımıza..

Kendi ekiplerimizle olayları çözmeye çalışalım.

Belki birisinde gerçeğe ulaşamayız.

Belki ikincide ulaşamayız..

Ama, bile bile puştluk yapanların elinde oyuncak olmanın da gereği yok..

Bugüne kadar hiç gündeme gelmedi.

Belki kapalı kapılar ardında konuşuldu..

Ama kamuoyu önünde hiç tartışılmadı..

Madem 2001’de ardı ardına 3 uçak..

Şimdi tam sınır ötesinde yapılacak ciddi bir askeri operasyon öncesinde, bir askeri uçağımız şaibeli şekilde düşüyor..

İşin kolayı, “Hava koşulları..”

İkinci kolay açıklama, “Pilotaj hatası..”

Bunlar da uçağın düşmesinin sebepleri olabilir ama..

Ardı ardına düşen askeri uçakları üreten firmanın da sorumluluğu düşünülmeli..

Gerekirse açılacak tazminat davaları ile..

Olayın tüm ayrıntıları araştırılmalı..

Bilinmeyen hiçbir şey kalmamalı..

Nasıl ki bir arabanın üretimden kaynaklı aksaklıkları sebebi ile, üretici firmalar sorgulanıyorsa..

Askeri uçaklar da, bunun dışında tutulmamalı..

Akit
18 ocak 2018

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • keloğlan

    19 Ocak 2018 11:01
    0 0
    EVET...kendimize yetemediğimiz sürece bu kepazelikten kurtulamayız...
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;