POLEMİK

Ali Karahasanoğlu : ‘Ay şekerim, biz muhalifiz, herkesi eleştireceğiz.. Ama Atatürk’ü değil!’

Tarih
26 Şubat 2018
İzlenme
Kişi
Yazar
Ali Karahasanoğlu
 Aslında bana da sorsanız, “Bahsetmeye gerek yok” derim..

Fakat, “Sinek küçüktür ama yine de mide bulandırır” deriz ya..

Bunlarınki de o hesap..

Söylediklerinin hiçbir maddi gerçekliği yok.

Hiçbir tutarlılığı yok.

Cevap vermeye gerek yok.

Ama..

Yıllarca teşviklerle..

Avanta kredilerle şişirilen Doğan medyasındaki bir gazetede yayınlanınca.

Hemen tüm internet siteleri manşete alıyor..

Biz de ister istemez, o söylenilene cevap vermek zorunda kalıyoruz..

Tutarsızlığı dile getirmek zorunda kalıyoruz..

Posta gazetesinde, Ayşen Gruda ile bir röportaj yayınlanmış.

Daha önce Hülya Koçyiğit’in yaptığı bir açıklamadaki, “Bugün herkes özgür”mealindeki cümlesine cevaben, Ayşen Gruda da demiş ki: 

“Sevgili Hülya, daha ne yapsınlar pardon, kamçıyla mı dövsünler bizi? Hülya Hanım bu hülyalardan bir an evvel uyansın. Kendisine teşekkür ederiz bu pek engin düşüncelerini bizimle paylaştığı için. Ama bunları lütfen kendine saklasın. Çok seveni var, eski bir sanatçı. Bu laflar hiç hoş değil. Benim çok tuhafıma gitti.”

Burda bir taş ile, iki kuş birden vuruluyor..

Bir yandan “Bugün yaşadığımız dönemde, bir baskı ortamı var” imajı verilmek isteniyor..

Buna ilaveten..

Ayrıca da, “27 Mayıs darbesi gibi, 12 Eylül darbesi gibi, 28 Şubat darbesi gibi dönemlerde, baskı yoktu..” imajı veriliyor..

İtiraz edeceklere cevabımı hemen vereyim..

Bu tespitim, kötü niyetimden değil..

Bu tespiti yapmak için, Ayşen Gruda’nın, çoğu da Posta gazetesinde ve Hürriyet’in kelebek ekinde yayınlanan röportajlarını inceledim.

Hiçbirisinde, 12 Eylül darbesi ile ilgili..

28 Şubat darbesi ile ilgili tek bir olumsuz ifade yok..

28 Şubat’ta, Ayşen Gruda’nın, hemcinsi kızlarımızın üniversite kapılarından geri çevrilmeleri ile ilgili tek bir açıklaması yok..

O günlerde, “Daha ne yapsınlar ayol.. Bir de kamçı ile dövsünler mi?” şeklinde bir beyanatı yok..

Ama geliyoruz bugüne..

Kimse üniversite kapısından geri çevrilmiyor..

Kimseye, “Başında ne var? Şapka mı, örtü mü, kalpak mı, şal mı?” denilmiyor..

Hatta dahası var..

Kimseye, “Senin altındaki ne o öyle? Plaja mı geldin, üniversitede derse girmeye mi?” denildiği de yok..

Ama..

Ayşen Hanım durumdan rahatsız..

“Bir kamçı ile dövmedikleri kaldı” diyor..

O zaman biz de kendisine soralım..

“Affedersiniz Ayşen Hanım, kamçı ile dövmeye sıra gelmeden önce.. Size, bugüne kadar kim ne baskı uyguladı? Açıkça söyleyin de, bilelim..” 

Hanımefendi tiyatrosunu oynuyor..

Şehir Tiyatroları, belediyenin bütçesinden aktarılan paralarla, hükümete küfredilen senaryolarla seyirci önüne çıkarken, bir eleştiri geliyor; “Hükümete küfredecekseniz, bari hükümetin verdiği paralarla, belediyenin imkanları ile bu işi yapmayın” deniliyor..

Ayşen Gruda hemen ayağa kalkıyor: “Cami kapatmak ne ise, tiyatro kapatmak da aynısıdır. Tiyatro kapatılır mı hiç?”

Bakmayın siz, Ayşen Hanım’ın, “Cami kapatmak ne ise, tiyatro kapatmak da odur” dediğine..

72 yaşına gelmiş olan bu hanım, hayatında bir defacık dahi, o cümleyi tersinden kurmamıştır.

Hadi cumhuriyetin ilk yıllarında daha doğmamıştı.. 27 Mayıs’ta diyelim daha gençti..

Ama 12 Eylül’de..

İlahiyat hocalarının bile, “Bu kadar cami çok” dedikleri ve egemenlere selam yolladıkları 28 Şubat’ta..

Bir defa dahi, bu hanımefendi, “Siz ne demek istiyorsunuz? Cami kapatmak da ne demek? Tiyatro kapatmak ne  ise, cami kapatmak da odur” dememiştir.

Buna ihtiyacımız mı var?

Yok..

Böyle bir cümle kurmasını ister miydim?

Hayır..

Cami kapatılmasına veya camilerin sayısının sınırlandırılmasına karşı, tiyatrodan gerekçe üretilmesine olumlu bakar mıydım?

Hayır..

Ama muhataplarımızın bakış açısındaki tutarsızlığı göstermek için söylüyorum..

Tiyatro için cami örneği verirler de..

Tiyatro kapatma bile değil, tiyatroya verilen desteğin, hükümete küfür edilmesi için kullanılmaması gerektiğini ikaz eden uyarı için, “cami kapatma” örneğini verirler de..

% 99’u Müslüman olan bu ülkede..

“Camiler çok. Sınırlandıralım” denildiğinde, bu sözde muhalif geçinen sanatçı takımı, “Siz ne yapıyorsunuz, arkadaşlar? Bu kadarı da biraz fazla olmuyor mu?” demezler.. Demediler..

Bunların mantıklarını anlamak için, bakın kendi anlatımlarından bir örnek vereyim:

Ayşen Hanım, anlatıyor:

“Amerika’dan bir arkadaşım gelmişti. ‘Ya bir şey soracağım, komşuların var mı?’ dedim. ‘Olmaz mı bir sürü, her hafta sonu toplanıp sohbet ederiz, barbekü yaparız’ dedi. ‘Peki Abraham Lincoln’ü eleştiriyor musunuz?’ dedim. ‘Yok, aklımıza bile gelmiyor’ dedi. ‘Biz dört kişi bir araya geldiğimizde Atatürk’ü eleştiriyoruz da onun için sordum’ dedim.”

Sanatçıya bak..

Sorduğunuzda, “Biz muhalifiz. Her şeyi eleştiririz. Bu eleştirinin sebebi, sanatçı kişiliğimizden geliyor” diyorlar..

Sonra iş Atatürk’e gelince..

Foşş diye oturup, kalıyorlar..

Ama sıra Tayyip Erdoğan’a mı geldi..

Tekrar sazı ellerine alıyor, “Biz muhalifiz dostum.. Bizim yaradılışımızda var bu”diye, yollarına devam ediyorlar..

Her neyse..

Ayşen hanım, “Kamçı mı yiyeceğiz bir de” diye Hülya Koçyiğit’e çıkışırken....

Nasıl bir faşist kafaya sahip olduğunu, kendisinin itirafından okuyarak noktalayalım:

“Bir gün setten dönmüşüm, torunum Emre aradı: ‘Anneanne, yolda araba çarpmış bir kedi gördüm, veterinere götürdüm, tedavisini yaptırdım. Anneme götürdüm, o da temizledi eve aldı’ dedi.

‘Peki gelir bakarım’ dedim. 

Kediyi gördüm, bayağı çirkin bir şey, ‘Ay niye aldın bunu, pek de çirkinmiş’ dedim.

‘Anneanne sen de çirkinsin, sana da araba çarpsa bakmayacak mıyız?’ dedi.

Ne faşist kadınmışım dedim kendime. Güzeli kurban ediyoruz ama çirkini dışlıyoruz, asıl onları almak lazım.”

72 yaşında, kendi kafasındaki faşistliği somut bir örnek üzerinden anlatan bu kadına, biz ne diyelim ki?

Sizin faşistliğiniz, belki de sırtınıza vurulmayan kamçıdan olabilir mi?

Seviyesizce hakaretleriniz, yalanlarınız, iftiralarınız, size kamçı vuracak birisinin yokluğundan kaynaklanıyor olmasın!

Akit
26 Şubat 2018

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • HAYDAR

    28 Şubat 2018 19:47
    0 0
    "Ekmek verene herşeyi derler de t...v... teşekkür ederler" NE DİYELİM.
  • Emir yildirimel

    26 Şubat 2018 12:36
    4 0
    Ali bey cok iyi bir hukukçu ve kalemi çok sağlam bir gazetecidir. Yazdı mı, adamı kalemiyle yerlebir eder. Ayşen guruda aynı ilyas salman örneği gibi filmlerde oynayan ihtiyaca binaen çirkin karakter açığını kapatmak için oynatilmis figuranlardan biridir. Bu yaşa gelmiş hala aynı kafa, Allah ıslah etsin ne diyelim...
  • KELOĞLAN

    26 Şubat 2018 11:33
    0 2
    Senin okuruna hiçmi saygın yokta böyle boş insanlarla köşeni dolduruyorsun ALİ....
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;