SİYASET

Ali Karahasanoğlu : Anayasa Mahkemesi, “gerekçe”siyle suçüstü oldu!

Tarih
10 Mart 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Ali Karahasanoğlu

Anayasa Mahkemesi, daha gerekçesini yazmadan, “tahliye kararı”nı müjdelemişti ya..

Ne kadar büyük bir hata içinde olduklarını..

Dün adeta itiraf ettiler..

Karar verildikten sonra yapılan eleştirilere cevap yetiştirmeye kalkıştılar..

Oysa karar verildi mi..

İş bitmiştir.

Artık o andan sonra, biraz abartarak söylüyorum.. Kıyamet kopsa, verilen kararda değişiklik yapamazsınız..

Ekleme yapamazsınız..

Bunlar ne yaptılar?

Verdikleri “tahliye kararı”na yönelik eleştirilerden rahatsızlıklarını..

Bir cümle ile..

Gerekçeli karara koydular..

Nedir o skandal cümle?

Şu:

“Buradaki inceleme, başvurucular hakkında derece mahkemesinde devam eden davanın esasına ilişkin değildir ve başvuru konusu haberlerin yayımlanmasının suç oluşturup oluşturmadığını kapsamamaktadır.”

Eleştiriler, “Kişi güvenliği ile ilgili karar verdin.. İfade hürriyeti ve basın özgürlüğü açısından ihlal olduğunu nereden çıkarttın? Daha dava bitmedi ki..” noktasında yoğunlaşıyordu ya..

İşte bu eleştirilere, Anayasa Mahkemesi çoğunluğu, sözümona cevap vermiş.

Ve suçüstü olmuş..

Hem suçüstü olmuş.

Hem de içinden çıkılmaz bir çelişkiye düşmüş.

Nasıl?

İzah edelim..

Ne diyor mahkeme?

Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmış olması..

İfade hürriyeti ve Basın özgürlüğü açısından hak ihlalidir.

Nokta..

Şimdi ister Anayasa Mahkemesi’nin üyeleri.

İsterse kararı savunan çok bilmiş yalakalar bana bir izah etsinler..

Anayasa Mahkemesi, “Dündar ve Gül’ün tutuklanmış olması, ifade hürriyetine aykırıdır” dedikten sonra..

“Basın özgürlüğüne aykırıdır” dedikten sonra..

Yerel mahkeme, ne yapacak, nasıl yapacak da.. Bu iki sanık hakkında, eğer vicdani kanaati “mahkumiyet” yönünde ise..

O mahkumiyet kararını verebilecek?

Vereceği kararda, şu itiraz önüne çıkmayacak mı, “Anayasa Mahkemesi, bu iki kişinin tutuklanmış olmasını, basın özgürlüğü ve ifade hürriyetine aykırı bulmuştu.. Dolayısı ile.. Siz bu iki kişiyi mahkum ederseniz, Anayasa Mahkemesi’nin kararına karşı çıkmış olursunuz..”

Mümkün değil..

Dava bitmiştir..

Anayasa Mahkemesi’nin “İfade hürriyeti ihlal edildi” kararı yırtılıp çöpe atılmadığı müddetçe..

Can Dündar ve Erdem Gül’ün..

Artık ne o mahkemenin duruşmalarına katılmalarını gerek var..

Ne ifade vermelerine..

Ne de savunma yapmalarına..

Beraat etmişlerdir.

Anayasa Mahkemesi kararı, bunu hükme bağlamıştır.

Derece mahkemesinin de..

İlk duruşmada..

“Anayasa Mahkemesi kararı gereği, sanıkların ifadelerinin alınmalarına gerek olmaksızın, beraatlerine” kararını vermesi gerekir..

Nokta..

Böyle bir prosedürün, ne kadar vahim sonuçlar doğurabileceğini bildikleri için.

Anayasa Mahkemesi üyeleri, hemen bir karşı savunma üretiyorlar..

“İncelememiz, devam eden davanın esasına ilişkin değildir!”

Kusura bakmayın, hakim amcalar..

Top ağlara gitti..

Artık siz..

İstediğinizi söyleyin.

Top ağlara gittikten sonra..

Futbol Federasyonu Başkanı’nın “Gol değil” itirazı..

Hiçbir işe yaramaz..

Ta ki..

Maç iptal edilene kadar.

Siz de.. 

Kararı iptal edebiliyorsanız.

Buyrun edin..

Biz de..

“Tamam, devam eden davanın esasına ilişkin karar verilmemiştir” diyelim..

Ama kararın iptali ihtimali dışında..

Bu karar ve bu gerekçe sonrasında..

Can Dündar ve Erdem Gül..

Artık yargılanamaz.

“Yargılanabilir, Anayasa Mahkemesi’nin kararı, esasa girmemiştir” diyenler..

Bunun nasıl olabileceğini de.. İzah etmeliler.

Hep tartışılır..

“Anayasa Mahkemesi yargılamaları, siyasidir” diye..

Onun içindir ki.

Anayasa Mahkemesi üyesi olmak için, hukukçu olma şartı yoktur.. 

Nitekim bu gerekçeli kararda..

Konu biraz o yöne kaydı..

Kararın gerekçesindeki şu izahat, kararın alınmasında baskın olan üyelerin hukukçu olmadıklarını deşifre etti.

Hukuku iflas ettiren gerekçe şu:

“Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan fotoğrafların çoğu, daha önce Aydınlık gazetesinde yayınlanmış.”

Yani şunu demeye getiriyorlar: “Aydınlık yayınlamış. Cumhuriyet de yayınlayabilir. Suç olmaz.”

Öncelikle şunu söyleyeyim.

Ceza hukukunda “çoğu” diye bir ifade olmaz. 

Bir kişi yüz kurşun sıkar, tutturamaz..

Diğeri bir kurşun sıkar, tutturur.. 

Birinin alacağı ceza ile, diğerinin alacağı ceza karşılaştırılamaz. 

Çoğu fotoğraflar suç olmayabilir. Fazladan yayınlanan tek fotoğraf, suç olabilir..

12 üyeye bir örnek daha vereyim..

Birisi tabanca ile ateş ederken yakalansa..

Ve ortada yaralanan kimse olmadığı için.. Serbest kalsa..

Beş ay sonra..

Bir başka kişi. Tabancayı ateşlese.

Bir kişinin ölümüne sebebiyet verdikten sonra tutuklansa..

“Ama bak. Benim gibi aynı fiili işleyen diğer arkadaş, beş ay önce tutuklanmamıştı” dese..

Anayasa Mahkemesi, bu arkadaşı da tahliye ettirecek mi?

Can Dündar kararını örnek alırsak.

Tahliye  ettirmesi gerekir.

Ama ceza hukukunun mantığına hakim olanlar.

“Kastı.. Eylemi.. Arada olması gereken illiyet ilişkisini” özümseyenler..

Adam öldüren ile, tabancayı kuru kuruya ateşleyenin cezasını “İkisi de ateş etmiş” diyerek, aynı miktarda belirleyemezler..

YeniAkit
10 Mart 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;